sığır ile cümle

sığır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Etken, Sığır vebası hastalığı etkeni ile aynı familyadadır.حيث ينتمي فيروس داء الكلب المعروف إلى نفس العائلة.
Sığır yetiştiriliciliği de yaygınlaşmaktadır.وكذا تربية الأبقار للاستهلاك الذاتي.
1990 - Fransa, deli dana hastalığı nedeniyle Birleşik Krallık'tan sığır ve sığır eti ithalini yasakladı.2002 أعلنت فرنسا رفع الحظر عن لحوم الأبقار البريطانية.
Örneğin bir gömlek beş gümüş deben, bir sığır fiyatı ise 140 debendi.Por exemplo, uma camisa custava cinco deben de cobre, enquanto uma vaca custava 140 deben.
Doğu Japonya'da ise sığır eti yerine genellikle domuz eti kullanılır.A carne de porco muitas vezes é usada ao invés da carne de vaca no leste do Japão.
(Sığırların %95’i kültür ırkıdır.)(77% do PIB é agropecuário).
Bu durum hayvancılıkla uğraşan kesimi koyun ve sığır besiciliğine yöneltmiştir.Isto é um reflexo das características que compartilham bisão com gado.
Kıyılmış sığır eti de popüler olmasına rağmen ince dilimlenmiş sığır eti en yaygın kullanılan ettir.Fatias finas de carne são as mais usadas, embora carne picada também seja popular.
Sığırlar genellikle taenia saginata isimli kurdu, domuzlar ise taenia solium isimli kurdu taşırlar.A espécie de tênia que parasita o boi é a Taenia saginata e a que parasita o porco é a Taenia solium.
Batmaz H. (1997): Sığır İç Hastalıkları.O sexto dia (2000) (BR): os perigos da clonagem humana.
Hayvancılıkta ithal besilik sığır yaygınlaşmaktadır.O gado bovino na ilha foi consumido.
Daha sonra sığır gelir.«O gato vem aí!
Köy merkezi, turistik Sığırönü meydanıdır.A capital do município é a aldeia de Vacas.
Ayrıca küçük çaplı sığır besiciliği de yapılmaktadır.Contendo também grande rebanho bovino como destaque.
Hayvancılık, özellikle damızlık sığır yetiştiriciliği son yıllarda önemli gelişme kaydetmiştir.A pecuária, principalmente a caprina e a bovina, tem sofrido um importante retrocesso nas últimas décadas.
Hayvancılıkta ise; sığır,koyun, arıcılık yapılmaktadır.Estabeleceu-se com a criação de animais, bovinos e eqüinos.
Eski adı Sığırkuyruğu olarak bilinmektedir.Era conhecido pelo apelido de Mão de Vaca.
Angus et üretiminde yoğun olarak kullanılan bir sığır türüdür.Angus é uma raça de bovinos, destinada à produção de carne de qualidade superior.
Erginleri öncelikli olarak sığır ve koyunlarda asalaktır.Na pecuária predomina a criação de caprinos e ovinos.
Doğu Japonya'da ise sığır eti yerine genellikle domuz eti kullanılır.In het oosten van Japan gebruikt men eerder varkensvlees in de plaats van rundvlees.
Arazinin dağlık ve engebeli oluşundan sığır ve koyun yetiştirmeye uygun değildir.De Aarde is geen zuivere bol, ook niet als er geen bergen of zeeën zouden zijn.
Endülüs ülkesi halkı biz onları sığır sürüsü gibi sürmekte iken bana hediyeler ve paralar verdiler.De mensen van Al-Andalus geven mij geld en geschenken terwijl we hen behandelen als vee.
Bölgede sığır, camız ve vahşi at sürüleri vardı.In het gebied leven uitgezette runderen, paarden en edelherten.
Sığırlarda ise genellikle sadece subklinik olarak infeksiyona neden olur.Bij oudere biggen verloopt de infectie daarentegen meestal subklinisch.
Sığır balıkçılı (Bubulcus ibis), balıkçılgiller (Ardeidae) familyasına ait bir kuş türü.Banjosidae (Banjos) zijn een familie van straalvinnige vissen uit de orde van Baarsachtigen (Perciformes).
1935 : Misk sığırı adalılara tanıtıldı.In 1959 was van de veestapels van de Goloks al ca.
Erginleri ve nimfleri, öncelikle sığırlarda asalaktır.De mensen leggen er voorraadplaatsen van voedsel (voornamelijk granen) aan.
Bantu çiftçilerinin kendi sığırlarını birçok sığır arasından ayırt edebilme becerisi geliştirmişlerdi.Vele lokale veehouders vreesden dat hun vee hetzelfde zou overkomen.
Mandıracılık, süt üreten sığırların beslenmesine dayanan bir tür hayvancılık alanıdır.Duidelijk herkenbaar is de melkkelder, kenmerkend voor een veeteeltbedrijf.
Bununla birlikte daha az olarak sığırda da görülebilir.Bij runderen zouden ze minder lang aanwezig blijven.
Koyunu sığıra tercih ederim.Ik heb liever lamsvlees dan rundvlees.
2006 yılı rakamlarına göre eyalette 500.000 sığır ve 70.000 koyun bulunmaktadır.1 stycznia 2006 roku oszacowano ilość bydła na 500 000 krów i 70 000 owiec.
Hinduların hemen hemen tümü sığır etini yemeyi reddeder.Wszyscy praktykujący hinduiści powstrzymują się od spożycia wołowiny.
Sığırcıklar Melbourne'a 1857 yılında, Sidney'e de bundan yirmi yıl sonra getirilmiştir.W 1857 szpaki wprowadzono do Melbourne, 20 lat później do Sydney.
Japon Bodur Boynuz sığırı, Japonya'daki tüm sığırların yüzde birinden azını oluşturur.Konina pochodzenia japońskiego stanowi jedynie drobny odsetek całości spożywanego mięsa w tym kraju.
Ovalık kesimlerde sığır, yaylalarda ise koyun beslenir.Podobnie u owiec: samce wychowywane wśród kóz preferują potem samice kóz.
Bazen, sığırlarda da görülebilir.Niekiedy przypominają nawet schronienia dla bydła.
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.Znaczenie przyrodnicze tej hali doceniano już dawno.
Braunvieh (Türkçe: "Kahverengi Sığır") İsviçre kökenli bir sığır çeşidi.Brown Swiss (Braunvieh) – rasa bydła ogólnoużytkowego, pochodząca ze Szwajcarii.
Besicilik yoktur, köy sığırları vardır.Z bydłem, czy bez bydła?
Batmaz H. (1997): Sığır İç Hastalıkları.H. Janowski i inni: Choroby bydła.
Sadece sığır güdüyorsa, sığırtmaç ismini alır.Jak sugeruje nazwa, odżywia się owadami.
Yetişkinlik yıllarında kovboy, sığırtmaç, çiftçi ve mevsimlik işçi olarak çalışmıştı.Od dzieciństwa pracował, m.in. jako pastuch, robotnik rolny i pracownik kopalni.
Sığır besiciliği yeterince gelişmemiştir.Zatoka żylna gadów jest słabo rozwinięta.
1987 yılında Buenos Aires kentinin parklarında yuvalanmış küçük bir sığırcık popülasyonu gözlemlenmiştir.W 2012 roku w ostępach leśnych Valtenberg zauważono niewielką rodzinę wilków.
Sığır yetiştiriliciliği de yaygınlaşmaktadır.Coraz powszechniejsze staje się również karmienie krów paszami.
Ayrıca küçük çaplı sığır besiciliği de yapılmaktadır.Coraz mniej jest także hodowanych krów.
Larvaları yalnızca sığırda bulunur.Ze zbóż znali tylko proso.
Domuz etinden sonra en çok dana ve sığır eti tüketilir.Najbardziej popularne jest mięso wieprzowe i wołowe.
İlçede sığır ve koyun da yetiştirilir.Även avel av boskap och får är väl utspridd.
Koyun da sığırla birlikte insanın ilk evcilleştirdiği hayvanlardan biridir.Geten är jämte fåret ett av människans tidigaste husdjur.
Sığır ve köpek kene türleri gözlüdür.Hundar och katter är exempel på pälsdjur.
Daha çok sığırlarda görülür.Det är gott om nötboskap.
Kuluçka parazitidirler, yumurtalarını karga (özellikle saksağan) ve sığırcık yuvalarına bırakırlar.Hannar lämnar sina spermier i marken och de plockas av honan för äggens befruktning.
Arjantin'de, sığır ve keçilerde görülür.I Argentina jagas viscachan för köttets och pälsens skull.
1992'de ülkede 55 bin baş sığır, 275 bin baş koyun bulunuyordu.I maj 2010 kan 255 registrerade uppfödare hittas i Europa, främst Frankrike.
Sığırcık gürültücü bir kuştur.Rödbenan är överhuvudtaget en högljudd fågel.
Daha sonra bu gövdenin resmini yapacaktı (Sığırın Gövdesi).Han framträdde därefter med kåserier (sign.
Hemen hemen herkesin tarlası ya da sığırı vardır.Майже в кожній хаті були коні або воли.
Sığır ve koyun çobanları Kaşkalar ile bir araya gelemeyecekti.Навіть вівці і свині були не у кожному дворі.

İlgili Sayfalar