sığır ile cümle

sığır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kuruluş Adı Sığırlık ( kayıtlarda yanlışlıkla sığınnık yerine sığırlık yazılmıştır)tır.Назва сиру походить від слова vache (корова).
Sığır eti Domuz eti Sakatat ^ TurcicaІнтродуковані види Свиня дика
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.Вартові пізнають свої здібності протягом досить довгого часу.
Japon mutfağında sığır dili Sendai şehri başta olmak üzere genellikle ızgara edilerek tüketilmektedir.葩餅) - японські солодощі (ваґаші), як правило, їдять на початку року.
Etken her yaşta sığırı etkiler ve akut seyreder.У зоопарку кожна тварина виглядає вгодованою та доглянутою.
Sığırcığın en yakın akrabası kara sığırcıktır.Відтворити Найближчим родичем білохвостого оленя є Олень чорнохвостий.
Batmaz H. (1997): Sığır İç Hastalıkları.TS Polonia Bytom) 1997: ТС Полонія/Шомбєркі Битом (пол.
Ebeveynlerin ikisi de kuluçkuya yatar ancak dişi sığırcık erkekten daha fazla kuluçkada kalır.Годують пташенят обидва батьків, проте самка більше, ніж самець.
Hatta koyun ve sığır gibi evcil hayvanları da yerler.У деяких місцях вони їдять домашніх тварин, таких як вівці і телята.
Afanasevo ekonomisi sığır, koyun ve keçi yetiştirmek üzerine kuruluydu.Основою тодішньої економіки міста було вирощування корів та овець.
Sığır, lütfen.Яловичину, будь ласка.
Bu sığır eti yumuşak.Ця яловичина ніжна.
Sığırları korur.Podaří se jim dobytek zachránit.
Sığırcık gürültücü bir kuştur.Kavka je hlučný pták.
Sığırcık zıplayarak değil yürüyerek ya da koşarak yerde ilerler.Tehdy se ovšem nejednalo o sjezdové lyžování nebo o běžkování, ale o skoky na lyžích.
Bu cins sığır özellikle sığır eti üretmnek için ABD, Güney Amerika ve Avustralya'da çok yetiştirilmektedir.V Austrálii a v Americe byli hlavně využíváni k pasení koní.
Sığırcıklar doğal olarak sadece Eski Dünya'da bulunur, bazı türleri doğu Avustralya'ya götürülmüştür.Původem je ze starého světa, ale některé druhy rodu se rozšířily i do Austrálie.
Rastgele bir hastalık için test edilen bir sığırda tespit edilirse hayvanın hemen itlafı gerekir.Dokázat, že je stádo prosté konkrétní nemoci, vyžaduje pravidelné testování.
Belçika mavisi sığırlarının yemi ete dönüştürme oranı diğer sığırlara göre yüksektir.Jejím účelem bylo zavedení pastvy hovězího dobytka po švýcarském způsobu.
Sığır yetiştiriliciliği de yaygınlaşmaktadır.Je zde rozšířen též chov dobytka.
Kızılderililer neredeyse kafiledeki herkesi öldürüp sığırlarını da sürüp götürmüşlerdir.Indiáni často napadali dobytek kolonistů a došlo i k mnoha vraždám.
Hayvancılık ev sığırcılığının ötesine geçememiştir.Z živočišné výroby převažuje chov dobytka.
Zenginin çok sayıda koyunları ve sığırları, yoksulunsa üzerine titrediği bir tek koyunu vardı sadece.Cel bogat avea un număr mare de oi și vaci, iar cel sărac avea doar un singur miel.
Bu çiftlikte sığırlar yetiştirilmektedir.În acest complex se cresc bovine.
Koyun da sığırla birlikte insanın ilk evcilleştirdiği hayvanlardan biridir.Caprele sunt printre primele animale domesticite de către om.
Hinduların hemen hemen tümü sığır etini yemeyi reddeder.Majoritatea hindușilor mănâncă carne.
İlçede sığır ve koyun da yetiştirilir.Bovine și ovinelor este, de asemenea, în districtul.
Sığırcıklarda bir dizi çeşitli parazit barınır.Este gazdă a unor specii de paraziți.
At veyâ sığırın kan dökmeden boğularak öldürülmesi.Sacrificare cu vărsare de sânge a animalelor în abator.
Birkaç sığırcık aynı kafeste tutulabilir ve meraklı olmaları sayesinde kolaylıkla eğitilebilirler.Több madarat is lehet tartani egy kalitkában és kíváncsiságuk miatt könnyedén taníthatóak.
1987 yılında Buenos Aires kentinin parklarında yuvalanmış küçük bir sığırcık popülasyonu gözlemlenmiştir.1987-ben megfigyeltek egy kisebb csoportot, amelyek Buenos Aires város parkjaiban költöttek.
Sığırcık İsveç'in kuzeyinde 1850'den itibaren, İzlanda'da da 1935'ten itibaren üremeye başlamıştır.A seregélyek már 1850 óta Svédország északi részein költenek, valamint Izlandon 1935 óta.
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.A seregélyek hangutánzó képességét régóta ismeri az ember.
Bu cins sığır özellikle sığır eti üretmnek için ABD, Güney Amerika ve Avustralya'da çok yetiştirilmektedir.Az Egyesült Államok és Ausztrália szarvasmarha-tenyésztése elsősorban a hústermelést szolgálja.
Birleşik Krallık'ta sığırcık yıl boyunca öldürülebilir.Az Egyesült Királyságban az év teljes időszakában vadászható madárfaj volt.
İşkembe çorbası, genellikle sığır işkembesinden (midesinin bir bölümü) yapılan bir çorba.A rántotta tojásból (általában tyúktojásból), sütéssel készült étel.
Medyayı oynat Sığırcık özellikle sonbahar ve kış mevsimlerinde olmak üzere oldukça sosyal bir kuştur.A seregély kifejezetten társaságkedvelő madárfaj, kölönösképpen ősszel és télen.
Sığırcıklar Melbourne'a 1857 yılında, Sidney'e de bundan yirmi yıl sonra getirilmiştir.A seregélyeket Melbourne városába 1857-ben telepítették be, míg Sydney-be két évtizeddel később.
Güney Afrika'ya sığırcık Cecil Rhodes tarafından 1897 yılında sokulmuştur.A Dél-afrikai Köztársaságba 1897-ben telepítették be Cecil Rhodes kezdeményezésére.
Sığırcıklar doğal olarak sadece Eski Dünya'da bulunur, bazı türleri doğu Avustralya'ya götürülmüştür.A vonaltól nyugatra ázsiai fajokat, keletre pedig jellegzetesen ausztrál fajokat lehet találni.
Bu çiftlikte sığırlar yetiştirilmektedir.Ezen kívül örömmel tenyésztették a szarvasmarhákat a farmon.
Sığırcıklar ayrıca Lord Howe Adası le Norfolk Adası'nda da koloniler oluşturmuştur.A seregélyek meghódították még a Lord Howe-szigetcsoportot és a Norfolk-szigetet.
Sığır demektir.Szarvason járta.
Sığır yetiştiriciliği hayvancılıkta başta gelir.Ezzel kezdődik Torfalvában az állattartás.
At veyâ sığırın kan dökmeden boğularak öldürülmesi.Riistaeläimistä veri vuodatetaan ulos saaliin kuoltua.
Sığır yetiştiriliciliği de yaygınlaşmaktadır.Jopa nautakarjan kasvatusta on harkittu.
Sığır yetiştiriciliği önemlidir.Lehmien kasvattaminen on suotuisaa.
Ortalama her hanede en az 1 büyükbaş sığır bulunmaktadır.Keskimäärin yhdellä pihalla nähtiin alle kymmenen lajia.
Veles ise büyüyle ve ticaretle ilişkilendirilen sığırların tanrısı ve çobanların koruyucusudur.Veles puolestaan suojelee paimenia ja on karjan jumala, ja hänet yhdistetään taikuuteen ja kaupankäyntiin.
Koyun, kıl keçisi ve sığır en çok beslenen hayvanlardır.Nauta, vuohi ja lammas ovat tärkeimmät karjaeläimet.
Hayvancılık olarak sığır denilen büyükbaş havycancılığı yapılmaktadır.Nautaeläimen vastaavia elinrasvoja nimitetään taliksi.
Sığır demektir.Ανήκει στα βοοειδή.
Hemen hemen herkesin tarlası ya da sığırı vardır.Σχεδόν όλοι κάτοικοι είναι κτηνοτρόφοι και γεωργοί.
Ayrıca küçük çaplı sığır besiciliği de yapılmaktadır.Από την άλλη μεριά, έχουν αναφερθεί και πολύ μικρόσωμες γάτες.
Hatta koyun ve sığır gibi evcil hayvanları da yerler.Θυσιάζονταν επίσης ζώα, όπως πρόβατα και κατσίκια.
En büyük ekonomik aktiviteler sığır çiftçiliği, petrol üretimi ve turizmdir.Οι κύριες οικονομικές δραστηριότητες είναι η εκτροφή προβάτων, εξόρυξη πετρελαίου, και τουρισμός.
Las Vegas ve Reno dışında madencilik ve sığır yetiştiriciliği en önemli ekonomik aktivitelerdir.Uden for Las Vegas og Reno er minedrift og kvægavl de største erhvervssektorer.
Siyah Angus 2005’teki kayıtlara göre 324,266 hayvanla ABD’deki en yaygın etçi sığır ırkıdır.Black Angus er den mest udbredte kødkvægsrace i USA med 324.266 kvæg i 2005.
2006 yılı rakamlarına göre eyalette 500.000 sığır ve 70.000 koyun bulunmaktadır.I januar 2006 var der et anslået antal på 500.000 kvæg og 70.000 får i Nevada.
Sığır yetiştiriciliği hayvancılıkta başta gelir.I begyndelsen går alt godt på Dyrenes Gård.

İlgili Sayfalar