Delibaş Mehmet kaçarak Fransızlara sığındı.Priverstas trauktis atidavė Maskvą prancūzams.
Doğu Pakistan'da iç savaş sürerken milyonlarca insan Hindistan'a sığındı.Rytų Pakistanui kare padėjo Indijos armija.
Sonrasında, 695 yılında yetkileri elinden alındı ve önce Hazarlar'a, sonra Bulgarlar'a sığındı.Po perversmo 695 m. jis pabėgo pas chazarus, vėliau pas bulgarus.
Savaşın sonunda Forster, Almanya'nın İngiliz İşgal Bölgesi'ne sığındı.Pasibaigus karui atsidūrė Vokietijoje, Anglijos okupacinėje zonoje.
Ancak yeni Gece Efendisi olamaz ve Gece Efendisi'nin sığınağına giremez.Negavus šeimos leidimo, negalima eiti į šeimininkų miegamąjį.
İnsanoğlu sıkışınca toplum olsun, kişi olsun kendine sığınacak bir düş dünyası yaratıyor, bir kişi yaratıyor.Tačiau išminties dievas vienam žmogui pažada amžiną gyvenimą, jei jis pastatys laivą ir išgelbės žmoniją.
2 milyonun üzerinde Iraklı Kürt Türkiye ve İran'a sığındı.Daugumą iš 2,2 mln. domų gyvena Turkijoje, Egipte ir Irane.
Goeppert-Mayer ve Herzfeld sığınmacı yardım etkinliklerine katılmıştır.Goeppert, Mayer ja Herzfeld lõid kaasa põgenike abistamises.
İç kale ile birlikte son sığınak konumundadır.Kaitsealale jääb ka Viimsi koobas.
Bir kısmı ise İdil Bulgarlarına sığındı.Paljud neist kaldusid Bulgaaria Kommunistliku Partei poole.
Fransa'dan sınırdışı edildikten sonra Brüksel'e gitti ve ardından İngiltere'ye sığınma başvurusu yaptı.Hiljem põgenes ta Prantsusmaale, kus taotles edukalt varjupaika.
Rusya’da havalimanında bir süre kaldıktan sonra Temmuz 2013'te 1 yıllık geçici siyasi sığınma hakkı aldı.1. augustil andis Venemaa talle ajutise varjupaiga, tähtajaga üks aasta.
Ayrıca üye ülkeleri mültecilere sığınma vermesi konusunda teşvik etmiştir.UNHCR aitab seda teha soovivatel põgenikel kodumaale tagasi pöörduda.
Bu sığınakların içinde toplam 23.000 kişi bulunuyordu.Neis majades leidis varju pea 10 000 inimest.
Çok yorulduğu bir anda tek kişilik bir sipere sığınır.Üksiksaatuste varal kujutab ta allegooriliselt inimest üldse.
Buna karşın bazı sığınaklar planları doğrultusunda yıllar sonra açılır.Idanema hakkavad nad mõni päev pärast lume sulamist.
2002'de, bin Laden ve yardımcıları sınırdan kaçtı ve Pakistan'da sığınaklar kurdu.2002년, 빈 라덴과 그의 부대는 국경을 탈출해 파키스탄에 피난처를 만들었습니다.
2002'de, bin Laden ve yardımcıları sınırdan kaçtı ve Pakistan'da sığınaklar kurdu.En el 2002, bin Laden y sus tenientes escaparon estableciendo refugios en Pakistán.
2002'de, bin Laden ve yardımcıları sınırdan kaçtı ve Pakistan'da sığınaklar kurdu.In 2002 bin Laden und seine Leutenants entkamen über die Grenze und etablierten sichere Häfen in Pakistan.
2002'de, bin Laden ve yardımcıları sınırdan kaçtı ve Pakistan'da sığınaklar kurdu.Nel 2002, bin Laden e i suoi tenenti fuggirono attraverso il confine e stabilirono rifugi sicuri in Pakistan.
2002'de, bin Laden ve yardımcıları sınırdan kaçtı ve Pakistan'da sığınaklar kurdu.V roku 2002, bin Laden aj s poručíkmi utiekli cez hranice a vytvorili bezpečné útočisko v Pakistane.
2002'de, bin Laden ve yardımcıları sınırdan kaçtı ve Pakistan'da sığınaklar kurdu.アメリカは8年間に渡り、イラクにおいて、また別の戦争も戦っていました。
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.20 anni fa lo slogan politico era: "Roti, kapra, makan", che significa: "Cibo, abiti e riparo".
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.20 évvel ezelőtt a jelmondat a "Roti, kapra, makan" volt, azaz az "étel, ruházat és fedél".
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.20 jaar geleden was de politieke slogan: "Roti, kapada, makaan," dat betekent: "Voedsel, kleding en onderdak."
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.20년전 정치 슬로건은 "로티, 카프라, 마칸"이었죠 "의식주"라는 뜻입니다
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.20 năm trước, khẩu hiệu chính trị là "Roti, kapada, makaan," nghĩa là "thức ăn, quần áo và nơi cư trú".
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.20 tahun lalu slogan politik berbunyi, "Roti, kapra, makan," yang artinya, "Makanan, pakaian, dan rumah."
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.20 лет назад политическим лозунгом было: "Roti, kapra, makan," что означает "Еда, одежда, кров".
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.Hace 20 años el eslogan político era: "Roti, kapra, makan", que significa "Comida, ropa y techo".
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.În urmă cu 20 de ani sloganul politic era "Roti, kapra, makan," care însemna, "Hrană, haine și adăpost."
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.Vor 20 jahren war der politische Slogan "Roti, kapra, makan." was "Nahrung, Kleidung, Unterkunft," bedeutete.
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.Преди 20 години политическият лозунг беше: "Роти, капра, макан", което означаваше: "Храна, облекло и подслон".
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.לפני עשרים שנים , הסלוגן הפוליטי היה "roti, kapada,makaan" אשר המשמעות שלו היא" אוכל, ביגוד ומחסה "
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi."منذ 20 سنة كان الشعار السياسي "روتي, كابرا, مكان "وهو ما يعني "الغذاء ,الكساء ,المأوى
20 yıl önce politik slogan, 'yiyecek, elbise ve siginma' anlamına gelen "Roti, kapra, makan," idi.「衣・食・住」という意味です それが今日では "Bijli, sadak, pani" つまり-
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.50년대 전화 케이블선들도 있고 2차대전 때 쓰였던 벙커들도 많죠.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.Ada juga kabel telepon yang digunakan di tahun 1950-an dan banyak bunker dari jaman Perang Dunia ke-2.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.Az 50-es években használt telefonkábelek is vannak itt, és több bunker is a második világháború idejéről.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.Ci sono anche cavi del telefono usati negli anni '50 e molti bunker dei tempi della seconda guerra mondiale.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.Có những cáp điện thoại dùng trong thập niên 50 và rất nhiều những hầm chiến từ Thế chiến II.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.Są tam też przewody linii telefonicznej z lat 50-tych, i wiele bunkrów z czasów II wojny światowej.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.Também estão aqui cabos telefónicos usados nos anos 50 e muitos bunkers da época da II Guerra Mundial.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.También hay cables de teléfono de los "50s y muchos búnkeres de la Segunda Guerra Mundial.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.יש שם גם כבלי טלפון ששומשו בשנות ה-50. והרבה בונקרים מתקופת מלחמת העולם השנייה.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.توجد أيضا كابلات تليفونات كانت تستخدم في الخمسينات. ومخابيء عديدة من زمن الحرب العالمية الثانية.
50'lerde kullanılan telefon kabloları ve İkinci Dünya Savaşı zamanından kalan birçok sığınak da var.えんぺい壕がたくさんあります これはドイツ軍のえんぺい壕で
5 yıl sonra, beklenmeyen bir umut ışığı doğdu. Çernobil sayesinde, Amerika'da sığınma hakkı kazandık.Fem år senare, som en oväntad gåva tack vare Tjernobyl, fick vi asyl i USA.
5 yıl sonra, beklenmeyen bir umut ışığı doğdu. Çernobil sayesinde, Amerika'da sığınma hakkı kazandık.Fünf Jahre später zeigte sich unerwarteterweise ein Silberstreif - dank Tschernobyl gewährte uns die USA Asyl.
5 yıl sonra, beklenmeyen bir umut ışığı doğdu. Çernobil sayesinde, Amerika'da sığınma hakkı kazandık.Lima tahun kemudian, sebuah kebetulan. karena Chernobyl, kami mendapatkan suaka di A.S.
Acı bana, ey Tanrı, acı, Çünkü sana sığınıyorum; Felaket geçinceye kadar, Kanatlarının gölgesine sığınacağım.Al maestro del coro. Su «Non distruggere». Di Davide. Miktam. Quando fuggì da Saul nella caverna
Acı bana, ey Tanrı, acı, Çünkü sana sığınıyorum; Felaket geçinceye kadar, Kanatlarının gölgesine sığınacağım.Az éneklõmesternek az altashétre; Dávid miktámja; mikor Saul elõl a barlangba menekült.
Acı bana, ey Tanrı, acı, Çünkü sana sığınıyorum; Felaket geçinceye kadar, Kanatlarının gölgesine sığınacağım.För sångmästaren; »Fördärva icke»; en sång av David, när han flydde för Saul och var i grottan.
Acı bana, ey Tanrı, acı, Çünkü sana sığınıyorum; Felaket geçinceye kadar, Kanatlarının gölgesine sığınacağım.하나님이여 나를 긍휼히 여기시고 나를 긍휼히 여기소서 내 영혼이 주께로 피하되 주의 날개 그늘 아래서 이 재앙이 지나기까지 피하리이다
Acı bana, ey Tanrı, acı, Çünkü sana sığınıyorum; Felaket geçinceye kadar, Kanatlarının gölgesine sığınacağım.Přednímu kantoru, jako: Nevyhlazuj, zlatý žalm Davidův, když utekl před Saulem do jeskyně.
Acı bana, ey Tanrı, acı, Çünkü sana sığınıyorum; Felaket geçinceye kadar, Kanatlarının gölgesine sığınacağım.(Przedniejszemu śpiewakowi, jako: Nie zatracaj, złoty psalm Dawidowy, kiedy uciekał przed Saulem do jaskini.)
Acı bana, ey Tanrı, acı, Çünkü sana sığınıyorum; Felaket geçinceye kadar, Kanatlarının gölgesine sığınacağım.Veisuunjohtajalle; veisataan kuin: "Älä turmele"; Daavidin laulu, kun hän pakeni Saulia luolaan.
Acı bana, ey Tanrı, acı, Çünkü sana sığınıyorum; Felaket geçinceye kadar, Kanatlarının gölgesine sığınacağım.למנצח אל תשחת לדוד מכתם בברחו מפני שאול במערה חנני אלהים חנני כי בך חסיה נפשי ובצל כנפיך אחסה עד יעבר הוות׃
‹‹ ‹Ama adam öldüren kaçmış olduğu sığınak kentin sınırını geçer,Ale keby sa opovážil vrah a vyšiel by za chotár mesta svojho útočišťa, do ktorého sa utiekol,
‹‹ ‹Ama adam öldüren kaçmış olduğu sığınak kentin sınırını geçer,Als de dader de vrijstad verlaat