Newark şehrini kuşatan İskoç ordusuna sığındı.Charles overgav sig til den skotske hær ved Newark.
Daryl, Carol'ı sığınağa götürür.Take Carrie To The Prom.
Misch ve mekanik görevlisi Johannes Hentschel, sığınakta kalan son kişi idi.Giro-mesteren Denis Mensjov var sidste mand på ruten.
Ayrıca üye ülkeleri mültecilere sığınma vermesi konusunda teşvik etmiştir.Amerikanerne nægtede derimod at modtage civile flygtninge.
Tolstoy: Tanrıya sığınış.Madsen taget til nåde.
16 Kasım'da Taliban'ın Kuzey Afganistandaki son sığınağı da Kuzey İttifakı tarafından sıkıştırıldı.Den 16. november ble Talibans siste tilholdssted i det nordlige Afghanistan beleiret av Nordalliansen.
Oğlu cevap verdi: “Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.”David svarte: «Jeg er sønn av din tjener Isai i Betlehem.»
Sonunda Arjantin, sığınmacıları kalıcı olarak topraklarına yerleştirmeyi kabul etti.Til slutt aksepterte Argentina å gi fast oppholdstillatelse til asylsøkerne.
Sığınmacıların çoğu Yahudi karşıtı tehditlerden dolayı Almanya'yı terk etti.Mange jøder forlot Tyskland på grunn av jødeforfølgelsene.
Aynı gün, Abaşizde Rusya’ya sığındı.Samme år reiste han til Russland og ble mottatt ved hoffet der.
Amasya'ya sığındı ve oranın halkı tarafından sevilip tutuldu.Til gjengjeld ble hun respektert og elsket av folket i Mantova.
Ayrıca Galyalı asiler için güvenli bir sığınaktı.Den var dermed et sikkert sted for republikanere.
Kral Haakon Londra'ya sığındı.Kong Haakon var blant publikum.
Bir kısmı ise İdil Bulgarlarına sığındı.Det ble så gitt til Bulgaria og ble bosatt av bulgarere.
Norveç sığın tazısının "Gri" ve "Siyah" olmak üzere iki formu vardır.I Norge fins to arter av or; svartor og gråor.
Pompeius kaçtı, Mısır'a sığındı ve orada öldürüldü.Pompeius flykter til Egypt, der han blir drept.
2 milyonun üzerinde Iraklı Kürt Türkiye ve İran'a sığındı.Flere millioner kurdere flyktet nå mot Iran og Tyrkia.
Derdi olan kim varsa ona koşar, ona sığınır.Barangsiapa yang memperbuat dosa, maka sungguh ia melakukan itu terhadap dirinya sendiri.
Sığınağın bazı koridorları hâlâ bulunmaktadır, fakat halka kapalıdır.Beberapa koridor bunker tersebut masih ada, namun ditutup dari publik.
Sonunda Arjantin, sığınmacıları kalıcı olarak topraklarına yerleştirmeyi kabul etti.Akhirnya, Argentina setuju untuk memukimkan kembali secara permanen para pencari suaka ini.
Persler ve onların müttefikleri, bölgenin en iyi tahkim edilmiş kenti olan Sestos'a sığındılar.Pasukan Persia dan sekutu mereka berjaga di Sestos, kota terkuat di daerah itu.
Şimdi T'eodoros Trpatuni, sığınmak için İran kralının (II. Hüsrev) sarayına kaçtı.Sekarang Theodoros Trpatuni melarikan diri ke istana raja Iran (Khosrau II), untuk berlindung.
Önemli olan Allah’a sığınmak ve ibâdet etmektir.Ia akan taat kepada Allah dan tinggal setia terhadap seluruh kebenaran.
Sonrasında, 695 yılında yetkileri elinden alındı ve önce Hazarlar'a, sonra Bulgarlar'a sığındı.Ia dijatuhkan pada tahun 695, dan berlindung ke bangsa Khazar, lalu Bulgaria.
Berlin'in bombalanmasının artması, kompleksin doğaçtan kalıcı bir sığınma evi olarak genişlemesine yol açtı.Pengeboman Berlin membuat kompleks tersebut dijadikan tempat berlindung yang permanen.
Adolf Hitler, 30 Nisan 1945'te Berlin'deki yer altı sığınağı Führerbunker'de kendini vurarak intihar etti.Adolf Hitler bunuh diri dengan menembak kepalanya pada 30 April 1945 di Führerbunker di Berlin.
Bu yönüyle Narayana'nın anlamı tüm insanların sığınağıdır.Oleh karena itu, makna lain dari Naarayana adalah 'tempat istirahat untuk semua entitas hidup'.
Yaklaşık 30.000 sığınmacı durumuna geldi.Diperkirakan bahwa setidaknya 30.000 orang menjadi pengungsi.
642 yılında Tu-lu Türk boyunun Hakanı Nu-shih-pi boyundan Sayrama sığınmıştı.Pada tahun 642, khaqan (khan) dari suku Tu-lu berlindung di Isfijab dari serbuan Nu-shih-pi.
Sığınakta 22 Nisan öğleden sonraki toplantıda Hitler, General Steiner'in taarruzundan umudu kesti.Pada konferensi militer tanggal 22 April, Hitler mempertanyakan serangan Steiner.
Belediyeler ise; açılan birçok sığınma evini kapatmıştır.Orang-orang Demak juga berdatangan, sehingga warga asli Pajang banyak yang tersisih.
Buna rağmen gazete çalışanları binanın bodrum katındaki bir sığınakta yayın hayatına devam etti.Selama masa tersebut, staf memindahkan perangkat siaran ke ruang bawah tanah gedung tempat kantor berdiri.
Daha sonraları Peter kaçmak zorunda kaldığında Gırnata'ya sığınacaktı.Setelah diusir, Péter berlindung di Jerman.
Oğlu cevap verdi: “Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.”Kemudian berkatalah ia kepada perempuan itu: "Berilah kiranya aku minum air sedikit, aku haus."
Bir sığınak bulundu.Ada fasilitas yang diberikan.
Auschwitz komutanı Rudolf Höss’e göre, birinci sığınak 800 ve ikinci sığınak 1.200 kişi içine alabiliyordu.Theo Rudolf Höß, chỉ huy trại Auschwitz, boong ke 1 chứa 800 người, boong ke 2 chứa 1.200.
7 Nisan’da Küba hikümeti, Peru büyükelçiliğine sığınma talebinde bulunan Kübalılar için göç izni verdi.Thứ hai ngày 7 tháng 4, chính phủ Cuba cho phép những người Cuba tị nạn trong Đại sứ quán Peru được di cư.
Apa, batı bölgelere sığınmak zorunda kaldı.Anh Bố mang quân đánh về hướng tây.
Aile Mısır kontrolünde olan Gazze’deki al-Burj mülteci kampına sığınmak zorunda kalacaktır.Gia đình ông phải chuyển vào trại tị nạn Al-Shat ở dải Gaza.
Filmde Seita ve Setsuko ateş böceklerini yakalayıp, yaşadıkları bomba sığınağını aydınlatmak için kullanırlar.Seita và Setsuko bắt được rất nhiều đom đóm và dùng chúng để thắp sáng cho cái hầm trú ẩn nơi hai đứa bé sống.
15 Mayıs'ta İngilizler teslim oldu ve siyasi sığınma hakkı talep etti.Ngày 15 tháng 5, Hà Lan ký văn kiện đầu hàng.
Pompeius kaçtı, Mısır'a sığındı ve orada öldürüldü.Pompey sau đó phải tới Ai Cập ẩn náu và bị ám sát tại đó.
İsa'nın ailesi ise Gize'ye dindaşlarının yanına sığınmıştır.Ân điển của Chúa Giê-xu ở cùng anh em.
Gündüzleri beslenen sığınların ana düşmanları kurt, ayı ve insandır.Động vật săn thịt nai sừng tấm phổ biến nhất là sói, gấu và con người.
"Burada SIĞINAK, kışı burada geçirek" denir.Họ quyết định ở lại đây qua mùa Đông.
Üç sarhoş, Will'in kayınbiraderinin resepsiyonisti olduğu "Arcade Oteli"'ne sığınırlar.3人は、ウィルの義兄が働くアーケード・ホテルに逃げることにする。
Bu dağlar, yöreye egemen olmak isteyenlere karşı sürekli direnen, yasa tanımaz bir halkın sığınağı idi.修験道においては、山林中を自らの足で歩いて修行する抖擻(とそう)によって廻峯行を行なう山岳修行が重視されていた。
Sy "günümüze,bu harap olmuş korkunç dünyaya daha çok sığınmacı olarak gelmiş gibiler.彼は「彼らはこの恐ろしく荒廃した世界で今日まで生き延びた難民だ。
Adıgeler ise, dağlara sığındılar.創業者は、山中潤。
Uçağı kaçıran iki kişi Türkiye'den siyasi sığınma hakkı istedi.ルーマニアの将校3人が、民間機を乗っ取りトルコに亡命した。
"Burada SIĞINAK, kışı burada geçirek" denir.「冬に腹をみせて浮かび下る」とも言われる。
Bunun üzerine Adil Kitboğa sığınmış olduğu Şam iç kalesinden ayrılarak Salhad'a gitti.清吉(せいきち) 松屋の奉公人で実家へ帰っていたために難を逃れた。
Onun yerine füg formunun arkasına sığınacağım.宗矩に代わって武蔵と立ち合う。
Rayların üzerinde duran bir trenin üzerine asılmış "Herkes için sığınak.キャッチコピーは「鉄道を愛する全ての人に送る鉄道くらぶ」。
Daha sonra Araplara sığınır.後に和沙とつきあうとに。
Daha sonra efendisinin karısı ile zina suçu işleyip, 25 yıl süreyle Suriye Araplarına sığınmıştır.その後、主人の妻との姦通を試みたことが露見し、トマスはアラブ人支配下のシリア(英語版)へと逃亡し、そこに25年間留まった。
Ayasofya, ayrıca günahkarlar için de bir sığınma yeri olmuştur.またプロボクサー時代の(MUSHA)は武者との意味もある。
Horia Sima ve diğer birçok lejyoner Almanya'ya sığındı, diğerleri de tutuklandı.ホリア・シマや他の軍団員はドイツに逃れたが、投獄された者もいた。
Kalan Yahudiler Sasani generaline sığınmıştır.金余の遺臣は里見義実を大将に迎える。
Önemli olan Hakk Teâlâ’ya sığınmak ve ibâdet etmektir.座右の銘は「わざわいを転じて福となす」。