Bir sığınak bulundu.Musejí najít úkryt.
Moğol istilasından kaçan çok sayıda Müslüman Türk Hindistan'a gelmiş ve ülkesine sığındı.Mnoho kvarismedských Turků, kteří přežili invazi Mongolů uprchlo ze své země.
Sekizinci sırayı sığın geyiği alır.To osmého trpaslíka probere.
Sığın: Bütünüyle gıda olarak görülür.Prodejci bývá prezentována jako zdravá potravina.
Birkaç gün sonra, Neuve Saint Eustache sokağındaki Strasbourg oteline sığındı.Câteva zile mai târziu, se ascunde la hotelul Strasbourg, din strada Neuve Saint Eustache.
10 Ağustos akşamı, Ulusal Meclis aktivisti Armand-Gaston Camus'nün evine sığınmak zorunda kaldı.În seara zilei de 10 august, este nevoit să se refugieze la Armand-Gaston Camus, arhivistul Adunării.
1484'te Elizabeth ve ailesi Westminster Abbey'deki sığınaklarından ayrıldı ve saraya geri döndü.În 1484, Elisabeta și familia ei au părăsit Westminster Abbey și s-au întors la curtea lui Richard.
Oradaki Chinon'daki kalesine sığındı.El a fost închis în castelul Chinon.
Tasmanya bir süredir büyük keseli etoburların son sığınağıydı.De ceva timp, Tasmania a fost ultimul refugiu al carnivorelor marsupiale.
Orada kendisine siyasi sığınma hakkı verildi.El are dreptul de amnistie în materie politică.
Bu mağaralar ayrıca da ilkel insanların ilk sığınak yerleri-evleri olmuştur.Aceste peșteri au fost primul refugiu și casele oamenilor primitivi.
21 Ocak'ta el-Arabiye, Ahmed'e, Yemen'de siyasi sığınma verildiğini bildirdi.La data de 14 ianuarie 2011 s-a refugiat în Arabia Saudită, unde a primit azil politic.
Pandulf, bu arada eski Bizans müttefikinden koruma aramak için Konstantinopolis'e sığındı.Între timp, Pandulf s-a deplasat la Constantinopol, căutând protecția aliaților săi greci.
Onun yerine füg formunun arkasına sığınacağım.În schimb, se oficiaza Denia Prohodului.
Rengeyiği ile sığın balık dışında en yaygın et kaynağıdır.Nu se consumă niciodată carne, în afară de cea de pește.
Apa, batı bölgelere sığınmak zorunda kaldı.Tatăl său fugise în statele din nord.
Pompeius kaçtı, Mısır'a sığındı ve orada öldürüldü.Pompei a fugit către Egipt, unde a sperat să găsească sprijin.
Sekizinci sırayı sığın geyiği alır.Reîntoarcerea Asasinului 8.
Ancak komünistlere yönelik şiddet eylemlerinden dolayı Uruguay’a sığınmak zorunda kaldı.Din cauza vederilor sale comuniste este nevoit să se refugieze în Uruguay.
"Burada SIĞINAK, kışı burada geçirek" denir.Sarcina sa este de a face zăpadă pentru a veni iarna.
Ben bir ağacın altına sığınmak zorunda kaldım.A trebuit să mă adăpostesc sub un copac.
Bir ağacın altına sığındık.Ne-am adăpostit sub un copac.
Gaga kontrolü elinde tutmanın tek yolu olarak mastürbasyona sığınıyor." dedi.Gaga a maszturbációba menekül, hogy egyedüli módként megőrizze az irányítást.”
Orada kendisine siyasi sığınma hakkı verildi.Politikai menedékjogot kértek.
"Burada SIĞINAK, kışı burada geçirek" denir.A hájam én vagyok Végre dirigálhatok Miénk itt a tél!
Maria ile Renier, 150 kadar takipçisi ile Ayasofya katedraline sığındı.Renier és felesége a Hagia Szophia katedrálisban keresett menedéket vagy 150 támogatójukkal egyetemben.
Pompeius kaçtı, Mısır'a sığındı ve orada öldürüldü.Pompeius Egyiptomba menekült, ahol megölték.
Onun yerine füg formunun arkasına sığınacağım.A szemfogak helyén foghíj marad.
Çoğu şehrin kiliselerinde sığındı.Sokan a templomokban kerestek menedéket.
1484'te Elizabeth ve ailesi Westminster Abbey'deki sığınaklarından ayrıldı ve saraya geri döndü.1484-ben Erzsébet és családja elhagyták Westminstert és visszatértek III. Richárd udvarába.
Kacanlara Avusturya arazilerine sığındılar.Csizmadia ausztriába szerződött.
Dharma Budistlerin yol göstericiliğine sığındığı Üç Hazine'den biridir.A Dharma a buddhizmus három drágaságának egyike, amelyekben a buddhista gyakorló menedéket vehet.
Savaş sırasında kent halkının sığınması için yapıldığı düşünülmektedir.Ilyen például a hadviselés során a polgári lakosság kímélése.
Sığınlar çoğunlukla gündüz beslenen gündüzcül hayvanlardır.Ragadozó, általában kisemlősökkel táplálkozik, nappal aktív állat.
Daha sonraları Peter kaçmak zorunda kaldığında Gırnata'ya sığınacaktı.Egy nap aztán maga Remete Péter is megszökött.
Birkaç gün sonra, Neuve Saint Eustache sokağındaki Strasbourg oteline sığındı.Joitakin päiviä myöhemmin hän pelastautuu hotelli Strasbourgiin Neuve Saint Eustache -kadun varrelle.
1965 yılında bir Suriyeli pilot MiG-17F’si ile birlikte İsrail’e sığındı.Vuonna 1965 syyrialainen lentäjä loikkasi MiG-17:llä Israeliin.
Kadınlar Türklerden sığınmak üzere kiliseye girerler.He menevät kirkkoon pelastamaan lapsia.
1924 yılında Yunan-Türk Savaşı'ndan kaçan Yunan sığınmacılar tarafından kurulmuştur.Seuran perustivat vuonna 1924 Ateenaan Turkista paenneet kreikkalaiset pakolaiset.
Temmuz 1951 yılında İspanyol hükümeti, ailesine sığınma hakkı tanıdı.Heinäkuussa 1951 Espanjan Francon hallitus antoi tsaariperheelle turvapaikan.
Harmanlıda çoğunluk, Türkiye'ye sığınan Boşnak azınlıktan oluşmaktadır.Poikkeuksena on mursu, jota turkki peittää hyvin vähän.
İsa'nın ailesi ise Gize'ye dindaşlarının yanına sığınmıştır.Juudas palasi Jeesuksen seuraan mukanaan kiinniottajia.
Aide aux Personnes Déplacées: Sığınmacılara yardıma yönelik çalışmalar.Avustustoimenpiteitä: Itseänsä elättämistä tarkoittavaa avustusta.
Sanatçıların hamisi Peggy Guggenheim'ın yardımıyla hapisten kaçtı ve ABD'ye sığındı.Max Ernst emigroitui Yhdysvaltoihin Peggy Guggenheimin auttamana.
Sığınma yeri, yemek, kıyafet ve sağlık yardımının dışında hiçbir şey verilmiyordu.En ole lääkäri, mutta voin antaa vaatteita, ruokaa ja rakkautta.
10 Ağustos akşamı, Ulusal Meclis aktivisti Armand-Gaston Camus'nün evine sığınmak zorunda kaldı.10. elokuuta Vaublanc joutui pakenemaan kokouksen arkistonhoitajan Camus'n luokse.
9. sezonun 4. bölümünde ise Charlie'yi sığınaktaki düzeneği hacklemesi için yardıma çağırırlar.Kolmannella kaudella Charlie auttaa Mr. Ekoa rakentamaan kirkkoa.
Polonya Kralı II. Jan Kazimierz Waza ise kaçarak Habsburglara sığındı.Puolan kuningas Juhana II Kasimir pakeni Sleesiaan.
Bir kısım halk da Hindistan'a sığındı.Sitä vastoin Tiibetistä alkoi jälleen tulla pakolaisia Intian puolelle.
Ayrıca bu dönemde sığın boynuzlarının da oyularak işlendiği gözlenmiştir.Suden hetkellä myös pelättyjen susien on arveltu saalistavan.
Ayrıca Galyalı asiler için güvenli bir sığınaktı.Katu oli myös vaarallinen jalankulkijoille.
Ama, 498'de kaçan I. Kavad'a Akhunlar kralı tarafından sığınma verildi.Kavadh kuitenkin pakeni 498 ja valkoisten hunnien kuningas antoi hänelle turvapaikan.
Mor Çatı, bugüne kadar 3 ayrı kadın sığınağı çalışması yürüttü.Vehmersalmella on aikoinaan toiminut kolmekin tiilitehdasta.
Tasmanya bir süredir büyük keseli etoburların son sığınağıydı.Για αρκετό καιρό η Τασμανία είναι το τελευταίο καταφύγιο των μεγάλων σαρκοφάγων μαρσιποφόρων.
1306’da Tedisio, Taşoz'u işgal etti, sonra da Yunan korsanlarının sığınağı oldu.Ο Τεδίστιος κατέλαβε την Θάσο (1306) που ήταν καταφύγιο Ελλήνων πειρατών.
Bu kadar sığınmacının doyurulması, Lihtenştayn gibi küçük bir ülke için zor olmuştur.Πόσο απαίσιο να κυνηγάς έναν άνθρωπο για ένα ασήμαντο θέμα σαν αυτό!
Bu yörede sekiz tane dolu olan sığınak vardı.Στη σοφίτα υπήρχε χώρος όπου κρύβονταν οκτώ άνθρωποι.
16 Kasım'da Taliban'ın Kuzey Afganistandaki son sığınağı da Kuzey İttifakı tarafından sıkıştırıldı.16. november blev Talibans sidste tilholdssted i det nordlige Afghanistan belejret af Den Nordlige Alliance.
Asi dük, Bagrat'ın Konstantinopolis'e sığınmaya zorladı.Han blev udnævnt til Baduario i Konstantinobel.
2 milyonun üzerinde Iraklı Kürt Türkiye ve İran'a sığındı.Flere millioner kurdere flygtede nu mod Iran og Tyrkiet.