İngiliz desteğiyle donanma ve orduda modernizasyon sürmekteydi.Durante esta etapa el ejército y la marina se modernizaron.
Kampanya hala sürmektedir.Y continúa en campaña.
Bu yönde belediye tarafından çalışmalar sürmektedir.Desde aquí se administra la ciudad.
Şehir içinde açlık ve sefalet hüküm sürmekteydi.Había escasez de alimentos y malestar en el pueblo.
Albümde 13 şarkı yer almaktadır ve toplam 46 dakika sürmektedir.En este disco aparecen 13 canciones y su duración es 73 minutos.
Aylanmak sözü gezmek, dolaşmak, sürmek gibi içeriklere sahiptir.El perro rechaza acciones como saltar, subir obstáculos o correr.
Havalimanından Bagan arabayla yirmi dakika sürmektedir.El bus 1 sale del aeropuerto cada veinte minutos.
Diğer bölümlerle ilgili denklik görüşmeleri halen sürmektedir.Complemento de terceros sobre cuestiones.
Ancak 8-10 yaşlarından sonra büyüme hızlanmakta ve uzun yıllar sürmektedir.Su crecimiento es muy lento y tarda de 8 a 10 años en alcanzar la madurez.
Dizi ortalama 45-50 Dakika sürmektedir.Una interpretación media suele durar unos 45–50 minutos.
Bu sebeple hibrid bir otomobil olan Toyota Prius'u sürmektedir.Un ejemplo es el Toyota Prius.
Bu sırada Galya’da da savaş sürmekteydi.También en Gales hubo disturbios.
Bu yüzden proje geçici olarak askıya alınmış olsa da, geliştirme çalışmaları halen sürmektedir.Están en buen estado, aunque acusan el paso del tiempo.
Roma egemenliği altında günlük yaşam öncesinde olduğu gibi sürmekteydi.Bajo el Imperio romano la vida en Grecia continuó como siempre lo había sido.
Temel aerodinamik prensiplerinde olan önemli problemlerdeki çalışmalar sürmektedir.Esto implica que conocían los principios de la aerodinámica.
İki mahalle arası 5 dakika sürmektedir.Entre ambos periodos se realizará un descanso de 15 minutos.
Bu durumda Rommel tüm tanklarını savaşa sürmek zorunda kalmıştır.Para entonces Rommel padecía la gran extensión de sus líneas de suministro.
Bu bilgiler 2006 yılında Thomas Onofri'yi kaçıranların izini sürmek için kullanıldı.Tali informazioni sono state utilizzate per rintracciare i rapitori di Thomas Onofri nel 2006.
Giderek artan sayıda yazar, Milanlı Edict'i gerekçe göstererek doğru tarihin 314 olduğunu ileri sürmektedir.Un numero crescente di autori sostiene che la data corretta è il 314 sulla base dell'editto di Milano.
Her on kişiden biri bu deneyimi yaşadığını ileri sürmektedir.Circa una persona su dieci ritiene di aver avuto qualche volta nella vita una di queste esperienze.
AIDS konusundaki tartışma sürmektedir.Incontro per discutere di AIDS.
Bir sezon 16 hafta sürmektedir.Ogni stagione dura 16 settimane.
Hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları sürmektedir.Si sta lavorando per sviluppare un vaccino contro la malattia.
Haftada bir yayınlanan her bölüm yaklaşık 25 dakika sürmekteydi.Il programma prevedeva una trasmissione settimanale, di una durata di circa 25 minuti.
Eser üç bölümden oluşmaktadır ve icrası yaklaşık otuz dakika sürmektedir.L'opera è formata da tre movimenti e la sua esecuzione dura circa trenta minuti.
Frank monoton bir yaşam sürmektedir.Jimmy conduce una vita piatta e monotona.
Dizi 2009'da başladı ve halen sürmektedir.La serializzazione è iniziata nel 2009 ed è tuttora in corso.
57 dakika sürmektedir.57 minuti.
Günümüzde üretim Almanya dışında da sürmektedir.Oggi la produzione avviene anche in Germania.
Düğünlerimiz gece geç saatlere kadar sürmektedir.La cerimonia si protrae fino a sera.
O, bir kraliçe eşi olmadan hüküm sürmek için ilk Yang di-Pertuan Agong'tur.Egli è il primo Yang di-Pertuan Agong nella storia a regnare senza una regina consorte.
İşbirliğinin niteliği ve kapsamı hakkındaki tartışmalar halen sürmektedir.Il dibattito sulla natura e la portata della sua collaborazione è tuttora in corso.
Köyde yapılan düğünler üç gün boyunca sürmektedir.Tutti i matrimoni sono stati girati nello stesso posto per tre giorni di fila.
NASA basın bildirisine göre, motorun ateşlemeden sonra en yüksek itki miktarına ulaşması 100 ms sürmektedir.Secondo un comunicato NASA il motore riesce a raggiungere la massima spinta in 100 ms.
Mevcut formata göre turnuva dört hafta sürmektedir.Ad oggi il torneo ha una durata di quattro settimane.
Uranüs aynı zamanda havaya da hüküm sürmektedir.Si estrae discretamente anche l'uranio.
Ayrıca Pazar-Çayeli arasındaki Rize-Artvin Havalimanı'nın yapımı sürmektedir.È attivo inoltre la sera il servizio taxi RiA-Ruftaxi.
Sciò, 12 Kasım 2005'te film yapımcısı Stefano Dammicco ile evlenmiş beraberliği sürmektedir.Il 12 novembre 2005 ha sposato il produttore Stefano Dammicco della Eagle Pictures.
Kampanya hala sürmektedir.La campagna militare continuò.
Palmira ve Karyatayn çevresinde de çatışmalar sürmektedir.Ama circondarsi di pini e palme.
Üretimi günümüzde de sürmektedir.La produzione continua ancora oggi.
Son istasyonları arasındaki seyahat 6 dakika sürmektedir.Il tragitto fra le due stazioni dura soltanto quattro minuti.
Genellikle gözlemler 2 veya 3 iş günü sürmektedir.Normalmente il controllo è entro i 2-3 giorni lavorativi.
Film 20 dakika sürmektedir.La sessione dura 20 minuti.
Birlik ve Dayanışma her zaman sürmektedir.Coscienza ed esistenza tendono a unificarsi.
Mahallenin yemekleri ; Genelde tipik yöre mutfağı hüküm sürmektedir.Ottimo da abbinare soprattutto ai piatti della cucina tipica locale.
Şu anda plan çalışmaları sürmektedir.Il loro piano funziona.
Sınavın tamamı, 180 dakika sürmektedir.Ogni incontro dura 180 secondi.
2008 yılının başından bu yana, iki katlı 600 metrekare kullanım alanı olan köy konağı yapımı sürmektedir.Dal 2008 si preferisce una risoluzione di 2 Mpx sui telefoni di fascia medio alta.
Arabayı dikkatli sürmek önemlidir.Важно водить автомобиль аккуратно.
Buradan Tokyo'ya sürmek beş saatimi aldı.Я потратил пять часов, чтобы добраться на машине отсюда до Токио.
Onunla tanışmamızdan önce oldukça mutlu bir hayat sürmekteydim.До знакомства с ней я был очень счастлив.
Tom araba sürmek isterse ona izin ver.Если Том хочет вести машину, то позволь ему.
Araba sürmek isterdim ama Tom bana izin vermezdi.Я хотел бы водить машину, но Том не позволил бы мне этого.
Endülüs ülkesi halkı biz onları sığır sürüsü gibi sürmekte iken bana hediyeler ve paralar verdiler.Народ Андалусии дает мне деньги и дары, в то время как мы управляем ими, как скотом.
NGC 253'de yoğun yıldız oluşumu etkinliği sürmektedir.В NGC 592 происходят активные процессы звездообразования.
Gutmek, beklemek, sürmek (mesela, koyun gütmek).Примеры: хождение (от ходить), поедание (от поедать).
Keisuke, Mazda RX-7 FD3S sürmektedir ve ağabeyinden sonra takımın ikinci yetenekli sürücüsüdür.Кёйске Такахаши Водит Mazda RX-7 FD3S, он опытный водитель и уступает лишь своему брату.
Ama yine de onun izini sürmekten hiç vazgeçmez.Но он не топчется по их следам.
ONA'lar geleneksel anime serilerine göre daha kısa olup bazen sadece birkaç dakika sürmektedir.ONA, как правило, намного короче, чем серия телевизионного аниме и иногда длится всего несколько минут.