Mevcut formata göre turnuva dört hafta sürmektedir.La tournée se poursuit 4 semaines durant.
Eser üç bölümden oluşmaktadır ve icrası yaklaşık otuz dakika sürmektedir.L'œuvre comprend trois mouvements et son exécution dure environ trente minutes.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.Le trajet durait environ deux heures et demie.
Internet Explorer 7'de de bu sorun sürmektedir.Internet Explorer 11 y fait son apparition.
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.Le débarquement s'opéra sans difficulté.
Coşk ve Taşlı yaylarından Madur Dağı'na çıkmak yaklaşık 2-3 saat sürmektedir.Il faut deux ou trois heures de voiture de Vratnica Ljuboten montagne à la maison.
Film 170 dakika sürmektedir.La durée du film est de 177 minutes.
Marigot, St. Martin'den Anguilla'ya denizyolu ile ulaşım 20 dakika sürmektedir.La traversée dure 20 minutes de Marigot à Blowing Point.
Ordunun ise yavaş bir şekilde kan kaybı sürmektedir.L'une de ses épouses perdait continuellement du sang.
Adalar üzerindeki egemenlik tartışması sürmektedir.La souveraineté sur ces eaux est contestée.
Doğal tarımın bazı yöntemleri hala kullanılmakta: kimyasal yok, toprağı sürmek yok, gübreleme yok.Mais ses formes sont simplifiées : pas de richesse décorative, pas de frises, pas de corniches.
Albüm için kaydedilen ilk şarkılardan biri olan bu şarkının ilk versiyonu 25 dakika sürmektedir.La première version enregistrée, celle pour l'album, dure 5 minutes.
WWE etkinlikleri genellikle 3 saat sürmektedir.Elle dure généralement trois semaines.
Büyükşehir Belediyesi'nin toplu taşıma ihalesi süreci sürmektedir.Le processus de sélection de la ville hôte est simplifié.
Ancak bu sıralarda adanın büyük bir kısmında halen Fransız hakimiyeti sürmekteydi.Il semble dominer une grande partie de l'île après cela.
Aynı zamanda büyük çapta arıcılık faaliyetleri sürmektedir.De plus elles subissent aussi beaucoup de harcèlement au travail.
1784 Yılında yapımına başlanmış ve 1805'te halen inşası sürmekte iken kullanıma açılmıştır.Sa construction débuta en 1784 et il fut inauguré en 1805.
Limbik sistem teriminin kullanımı hakkında halen tartışmalar sürmektedir.Des questions surgissent face à l'utilisation du système de classification.
Tom'un sarhoşken araba sürmekten tutuklanması beni hiç şaşırtmadı.No me sorprendió para nada que Tom fuera arrestado por conducir ebrio.
Araba sürmek beni rahatlatıyor.Conducir me relaja.
Tom araba sürmek istedi fakat o sarhoş olduğu için, Mary ona izin vermedi.Tom quería conducir el coche, pero como estaba borracho Mary no se lo permitió.
Sürmek ister misin?¿Quieres conducir?
Ben sadece bisiklet sürmek istiyordum" dedi.Ahora sólo quiero vivir para montar en bicicleta".
Bu geçiş ile geriye dönüş uzun sürmekte idi ve gayet zor olmakta idi.Y volví y ellos (la banda) lo hicieron increíble.
Phaeton bir günlüğüne babasının Güneş Arabası'nı sürmek istediğini söyler.Faetón quiso conducir su carruaje (el sol) un día.
Bir sezon 16 hafta sürmektedir.Cada temporada transcurre durante 16 semanas.
Proguanil gibi ilaçların retinoid homeostazı bozduğunu öne sürmektedir.Se propone que los medicamentos tales como el proguanil actúan alterarando la homeostasis de retinoides.
Olaylar halen sürmektedir.Los acontecimientos están sucediendo ya.
Uçuşlar yıl boyunca sürmektedir.Los adultos vuelan durante todo el año.
Atanamayan öğretmenlerin protestoları yıllardır zaman zaman sürmektedir.Los ensayos no destructivos se han practicado por muchas décadas.
O sırada Nikaragua’da sürmekte olan bir iç savaş vardı.He recibido una pregunta de Nicaragua.
Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir.Por su parte César, vive infeliz con su esposa e hija.
Hareket sürmektedir.Estamos avanzando.
Resmî istatistikler bulunmadığı için bazı LGBT eylemcileri bu sayının daha yüksek olduğunu ileri sürmektedir.Los activistas LGBT creen que la cifra puede ser superior, ya que no existe un control estadístico oficial.
Festival dört gün sürmektedir.La festividad dura 4 días.
Tayland'la sınır anlaşmazlıklarından kaynaklanan çatışmalar sürmekteydi.Tuvo disputas con Chile debido a los problemas fronterizos con este país.
Bu arada arayışı sürmektedir.Mientras tanto se seguía en busca de terreno.
Marigot, St. Martin'den Anguilla'ya denizyolu ile ulaşım 20 dakika sürmektedir.Hay unos veinte minutos de travesía desde Marigot, St. Martin a Blowing Point, Anguila.
Günümüzde geliştirilmesi sürmekte ve kullanılmaktadır.Actualmente restaurándose y en uso.
Tarsus'ta geniş açlık hüküm sürmektedir.En Leningrado, el hambre causa estragos.
57 dakika sürmektedir.Tiene una duración de 57 minutos.
İşlem 5 - 10 dakika sürmektedir.El proceso tarda alrededor de 5 a 10 minutos.
Film 20 dakika sürmektedir.La película dura 18 minutos.
Son istasyonları arasındaki seyahat 6 dakika sürmektedir.El tiempo de servicio del tren entre las estaciones es de 4 minutos.
2018 yılında yapımı sürmektedir.En 2018 aún continúa en producción.
Derginin online yayını ise 1994'ten beri sürmektedir.El sitio web está disponible online desde 1994.
Araçların üretimi günümüzde halen sürmektedir ve üretim tamamiyle elle yapılmaktadır.Actualmente estas vías ya no existen y toda la producción es trasportada en camiones.
Somali İç Savaşı Somali'de 1988'den bu yana sürmekte olan bir silahlı çatışmadır.La guerra civil somalí es un conflicto armado en Somalia que se inició en 1991.
Dizi 2009'da başladı ve halen sürmektedir.El fenómeno comenzaría en 1996 y sigue vigente.
Fakat Fıstıkçıyla kadın evlenmiş mutlu bir hayat sürmektedirler.Una vez casados, parecen vivir una vida feliz.
Gezegenin yıldızı etrafındaki bir turu 2 gün 15.5 saat sürmektedir.Completa una vuelta en torno a la estrella cada 2,1522 días.
Bu olayın yankıları Honduras'ta hâlâ sürmektedir.También permanecen esta orden fuerte en Sudán.
Ayrıca 89 Kızıl Ordu tümeninin, tümüyle ya da kısmen imha edilmiş olduğunu ileri sürmektedir.De todas éstas, 8 naves se perdieron, total o parcialmente.
Sciò, 12 Kasım 2005'te film yapımcısı Stefano Dammicco ile evlenmiş beraberliği sürmektedir.Sciò se casa con Stefano Dammicco el 12 de noviembre de 2005.
AIDS konusundaki tartışma sürmektedir.Lucha contra el sida.
Hayati Altuntaş, ailesi ile kıt kanaat geçindiği bir hayat sürmektedir.Allí, la artista lleva una vida tranquila con sus nietos.
Oyunun çevrim içi sunucuları hali hazırda sürmektedir.El Prólogo del juego se desarrolla en torno a ella.
Jasmine (Tanrıça), bütün dünyada hüküm sürmek ister.Porque yehhuatl reúne en sí mismo todas las variantes (éste, ese, aquel).
Hat üzerindeki yolculuk baştan sona 41 dakika sürmektedir.El tiempo estimado de viaje de terminal a terminal es de 41 minutos.
Erkekler de 3-10 yıl, kadınlarda ise 2-5 yıl sürmektedir.Las crisis tienen un duración de entre tres y diez años en los hombres y de uno a cinco años en las mujeres.