Bu geçiş ile geriye dönüş uzun sürmekte idi ve gayet zor olmakta idi.He made a run for it but was soon recaptured.
Araba ile Elevit'e 10 dakika sürmektedir.It is approximately 10 minutes by car.
İspanya'da ve dünyada Franco rejiminin geleneği hakkında tartışmalar hala sürmektedir.It is about the Spanish Civil War and the Franco's rule.
Temel aerodinamik prensiplerinde olan önemli problemlerdeki çalışmalar sürmektedir.Special theories around particular empirical problem areas.
Bu festival 10 gün sürmekedir.This festival is celebrated for 10 day.
Ben sadece bisiklet sürmek istiyordum" dedi.I just wanted to fly."
Ayrıca Clay County’de köle kullanımı sürmekteydi.Passed through Clay County.
Graz'ın Slovenler üzerindeki etkisi bugün de sürmektedir.Another performance happened on Lopez Tonight.
Oyunun senaryo modu toplam 6-8 saat sürmektedir.The total performance time of this movement is about 6 to 8 minutes.
Uranüs aynı zamanda havaya da hüküm sürmektedir.Uranium is also present.
Aynı şekilde David French de höyükte Neolitik Çağ olmadığını ileri sürmektedir.It is predictable that V. Jordan will have his opportunity to be equally niggardly in this regard.
Ayrıca şehirde 32 yataklı bir hastane inşası da sürmektedir.It also includes a 16-bed hospital dormitory.
The Economist dergisi, bu ödülün Nobel Ödülü kadar kuvvetli bir ödül olduğunu öne sürmektedir.They envisioned creating an award that would be as prestigious as the Nobel prize.
Bu akvaryumun tam olarak su ile doldurulması 15 gün sürmektedir.One of the quarries has long since filled with water.
Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir.Ummachu lived an unhappy life with her husband and son.
Bu aşama genellikle 30 dk sürmektedir.The normal angle usually measures thirty degrees.
O, bir kraliçe eşi olmadan hüküm sürmek için ilk Yang di-Pertuan Agong'tur.She was the first Ptolemaic queen to rule without her husband.
Kişi, sosyal çevrede sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmek için iletişim kurmak zorundadır.Health equity is needed in order to live a healthier and more sufficient life within society.
Bu biranın satımı günümüzde de ülke çapında sürmektedir.I sell beer all over the East.
Bu sırada Jon Kar, Gece Gözcüleri’ne katılmak için amcası Benjen ile kuzeye at sürmektedir.Jon Snow journeys to join his uncle Benjen as a man of the Night's Watch at the Wall.
Kanal boyunca yolculuk yaklaşık 9 saat sürmektedir.Travel time is about 9 hours.
Sınavın tamamı, 180 dakika sürmektedir.The length of each exam is 170 minutes.
Her bir bölüm 5 dakika uzunluğunda sürmektedir.Each episode is five minutes in length.
Yıllar sonra hâlâ tepkiler sürmekte ve yargıya konu olan olaylar gerçekleşebilmektedir.Years after the trial's conclusion, debates continue about the verdict and the issues.
O sırada Nikaragua’da sürmekte olan bir iç savaş vardı.Civil war broke out in Nicaragua.
İnsanlar, para tencere kazanmak ve böylece iyi bir hayat sürmek düşünüyorum.People think they earn pots of money and thus lead a fine life.
Bunlar sürmekte olan deneyler.These are ongoing experiments.
Bu şekillerin hepsi düz dünyanın her yanında kaynaşarak, düz yaşamlar sürmektedirler.These shapes are all scurrying around a flat world, living their flat lives.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.I had to put on sunscreen.
Burda, "ata binmek" at sürmek anlamında.Now, "horsing" is going for a horse ride.
Buna rağmen ülkemizde bir politik çatışma sürmektedir.However there is a political battle in our country.
Sizinle sürmekte olan ilginç bir çalışmayı paylaşacağım.I'm going to share with you some of the exciting work that's going on.
Ona sordum ki, yüzlerce mil boyunca bin tane sığırı sürmek nasıl birşey?I asked him, what was it like to actually herd a thousand cattle across hundreds of miles?
Ve 50 kilogramda., Dengesizliğin çözümü ve sürmek için bu çok önemlidir.And at 110 lbs., that's very important for solving the other side of the equation -- driving.
Esasen, bu düz zemin üzerine sürmek için çalışıyor.Essentially, it's trying to drive on flat ground.
Günümüzde, hiç olmadığı kadar belki de, iyi bir yaşam sürmek mümkün.It's perhaps easier now than ever before to make a good living.
Sen sürmek ister misin?You want to drive?
Şey, neyse ki sürmek için sol ayağına ihtiyacın yok.Well, luckily you don't need your left foot to drive.
Özellikle de, olaylar hala sürmekteyken.Certainly not right when it\'92s happening. And people
Tırnaklarınızı koruması için ilk önce şeffaf oje sürmekle başlıyoruz.Tırnaklarınızı koruması için şefaf oje sürmekle başlayın.
Ama bizim hissettiğimiz gibi bir mutluluğun kaderine... ...uzun sürmek yazılmamıştı.But constant bliss, such as we felt, was never destined to last for long.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.There is no real indication that there is any real thinking going on.
"Şimdi ATM makinesinin üzerinde neden Braille alfabesi olduğunu anladım, onu sürmek için.""Now I understand why there is Braille on a drive-up ATM machine."
Biliyorum. İnsanlar, para tencere kazanmak ve böylece iyi bir hayat sürmek düşünüyorum.People think they earn pots of money and thus lead a fine life.
Ve böyle devam ediyor hatta izimi sürmek ve halkın içinde kırbaçlama.And it goes on, even trial and flogging me in public.
Bu cihazlar, bir seferde 200 gigabaz dizilimi çıkarabilirler ve bu işlem bir hafta sürmektedir.3 gigabases, right? One run on one of these modern machines: 200 gigabases in a week.
Bunlardan bir tanesi işlenmemiş bal alıp sivilceleriniz üzerine sürmektir.One is you can take raw unprocessed honey and use it as a spot treatment on your pimples.
Sarhoşken araba sürmek süper!Driving drunk is fun!
Porsche Cayenne sürmek zorunda.All convicted child molesters have to drive a Porsche Cayenne.
Doldurucunun içinde yeniden yükleme 5 saniye sürmektedir.Reloading inside the loader takes 5 seconds.
Rosa Bonheur'ün 'Nivernais'de Çift Sürmek' isimli ışık dolu tablosuna bakmaktayız.light filled painting called 'Plowing in the Nivernais.'
Ve elbette, kim bunlardan birini sürmek istemez ki.And of course, who wouldn't like to take a ride on one of these.
Ahmet'in eve gitmesi 39 dakika sürmektedir.So let's draw a time line and then think about what has to happen here.
Prenses olarak böyle bir kızı ileri sürmek büyükbabamın sorumsuzluğuydu.Putting forward a girl like that as Princess... it's irresponsible of my grandfather.
Su oluklarında veya kaldırım kenarına çok yakın sürmek bisikletli için pek çok tehlike yaratır.BlKING IN THE GUTTER AREA OR VERY CLOSE TO THE CURB POSES MANY DANGERS FOR A BlKE RlDER.
Ayrıca, park halindeki araçların yanından sürmek açılan kapıya çarpma tehlikesi doğurur.AND RlDING NEXT TO PARKED CARS PUTS YOU AT RlSK OF BElNG HlT BY AN OPENlNG CAR DOOR.
Dağ bisikleti sürmek olsun, kitap okumak olsun ya da bir oyun oynamak olsun farketmez.I don't care if it's mountain biking or reading a book or playing a game.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.One thing the managers were trying to do was to track down our cameras.
Markamızı Korede piyasaya sürmek üzereyiz.We are about to launch our brand in Korea at this time.
‹‹Çift sürmek için eşeği öküzle birlikte koşmayacaksın.You shall not plow with an ox and a donkey together.