Dengesizliğin çözümü ve sürmek için bu çok önemlidir.とても重要だったのです 道路を走るためには
Doldurucunun içinde yeniden yükleme 5 saniye sürmektedir.Nabíjení každého granátu trvá 5 sekund.
Doldurucunun içinde yeniden yükleme 5 saniye sürmektedir.Przeładowanie w mechanizmie ładującym trwa 5 sekund.
Dunedain'i uzaklara sürmek için !さらば
Düşman köleleri tekrar denediğinde Dunedain'i uzaklara sürmek için !lorsque les serviteurs du Mal tenteront à nouveau de mener les Dúnedains plus loin encore en exil !
Ebeveynlik parasının alındığı dönem yaklaşık yarım yıl sürmektedir.El periodo del subsidio parental dura aproximadamente medio año.
Ebeveynlik parasının alındığı dönem yaklaşık yarım yıl sürmektedir.Föräldrapenningperioden varar i cirka sex månader.
Ebeveynlik parasının alındığı dönem yaklaşık yarım yıl sürmektedir.La période d'allocation parentale dure environ six mois.
Ebeveynlik parasının alındığı dönem yaklaşık yarım yıl sürmektedir.Vanhempainrahakausi kestää noin puoli vuotta.
Ebeveynlik parasının alındığı dönem yaklaşık yarım yıl sürmektedir.Родительское содержание выплачивается около полугода.
Esasen, bu düz zemin üzerine sürmek için çalışıyor.Essenzialmente, sta provando a guidare su un terreno piatto.
Esasen, bu düz zemin üzerine sürmek için çalışıyor.V podstate sa snaží ísť po rovnom teréne.
Esasen, bu düz zemin üzerine sürmek için çalışıyor.V podstatě se snaží jet po rovném terénu.
Esasen, bu düz zemin üzerine sürmek için çalışıyor.Zasadniczo próbuje jechać po płaskim podłożu.
Esasen, bu düz zemin üzerine sürmek için çalışıyor.Его основная задача - стараться проехать по ровной дороге.
Esasen, bu düz zemin üzerine sürmek için çalışıyor.しかしレーザで検知できるのは ほんの25メートル先までです
Finlandiya’da birbirinden çok farklı dört mevsim sürmektedir.En Finlandia las cuatro estaciones del año son muy marcadas.
Finlandiya’da birbirinden çok farklı dört mevsim sürmektedir.I Finland har vi fyra mycket olika årstider.
Finlandiya’da birbirinden çok farklı dört mevsim sürmektedir.Il y a quatre saisons très différentes en Finlande.
Finlandiya’da birbirinden çok farklı dört mevsim sürmektedir.Suomessa on neljä hyvin erilaista vuodenaikaa.
Finlandiya’da birbirinden çok farklı dört mevsim sürmektedir.В Финляндии четыре сильно отличающихся друг от друга времени года.
Finlandiya’da birbirinden çok farklı dört mevsim sürmektedir.توجد في فنلندا أربعة فصول للسنة تختلف عن بعضها البعض بصورة كبيرة.
Finlandiya’da birbirinden çok farklı dört mevsim sürmektedir.芬兰的四季分明。您可在不同时节,不同地点体验不同的户外活动。
Finlandiya’da engellerin araştırılması bir hafta sürmektedir.En Finlande, l'examen de capacité matrimoniale prend environ une semaine.
Finlandiya’da engellerin araştırılması bir hafta sürmektedir.En Finlandia, la realización de este trámite requiere aproximadamente una semana.
Finlandiya’da engellerin araştırılması bir hafta sürmektedir.I Finland tar hindersprövningen ungefär en vecka.
Finlandiya’da engellerin araştırılması bir hafta sürmektedir.Suomessa esteiden tutkinta kestää noin viikon.
Finlandiya’da engellerin araştırılması bir hafta sürmektedir.В Финляндии проведение проверки длится около недели.
Finlandiya’da engellerin araştırılması bir hafta sürmektedir.في فنلندا البحث في عوائق الزواج يستغرق أسبوعًا تقريباً.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.För den som säljer en fastighet varar ansvaret fem år.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.Kiinteistön myyjän vastuu kestää viisi vuotta.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.La responsabilidad del vendedor de una propiedad inmobiliaria dura cinco años.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.La responsabilité du vendeur d'un bien-fonds porte sur cinq ans.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.Ответственность продавца недвижимости длится пять лет.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.购房合同签订后的一定时期内,售房者仍对房屋中存在的问题承担责任。股份性房产中,责任期限通常为两年,地产房屋的责任期限为五年。
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Es gibt keine richtigen Anzeichen für gedankliche Aktivität.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Geen aanwijzingen dat daar enig denken aan de gang is.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Il n'y a pas d'indices réels qu'il y ait une véritable pensée à l'œuvre.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Không có dấu hiệu nào cho thấy có những suy nghĩ đang diễn ra.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.어떤 실제 사고가 진행 중이라는 징조는 없을 것입니다.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Não há nenhum indício de que haja qualquer tipo de pensamento.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Nie ma żadnych oznak, że małe dziecko myśli.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.No hay una indicación real de que esté ocurriendo algún pensamiento real.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Non vi è alcuna indicazione che vi sia un reale pensiero in azione.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Nu există un semn clar că gândește.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Немає суттєвих ознак наявності реального мисленнєвого процесу.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Нет действительных показаний того, что происходит какой-либо мыслительный процесс.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.Няма никаква истинска индикация, че има каквото и да било истинско мислене.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.אין אינדיקציה ממשית לכך שמתרחשת שם חשיבה אמיתית.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.ليس هناك أي إشارة إلى أن هناك أي تقكير حقيقي يجري.
Gerçek anlamda sürmekte olan bir düşüncenin varlığına dair bir gösterge yok.実際幼児に知覚能力があることを
Güneş kremi sürmek zorundaydım.A trebuit să mă dau cu loțiune anti-UV.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Ich musste Sonnenschutz auftragen.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Ik moest zonnebrandolie aanbrengen.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Jag skulle smörja in mig med solkräm.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Je devais mettre de la crème solaire.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.자외선차단제도 발라야 했습니다.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Mi sono dovuto cospargere di lozione solare.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Moral sem nanašati kremo za sončenje.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Musel som nosiť opalovací krém.