sürme ile cümle
sürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak NBA günleri uzun sürmedi.Независимо от това, НП не успява да продължи много дълго.
İlacın salınmasına kadar geçen değerlendirme safhası yaklaşık bir saat sürmektedir.Инкубационния период продължава около една седмица.
Hızlı bir şekilde metal işlerine ve at sürmeye alışmışlardır.Отделно се занимава с дресиране на коне.
Başka ilaç şirketlerinin diğer CETP inhibitörleri üzerindeki klinik çalışmaları sürmektedir.Метадоновите клиники работят като всички други клиника за пристрастени.
Sözcük Anadolu'da hâlen "tarla sürmek" anlamında da kullanılır.Преводът на израза е „Даже и в Aркадия, аз съществувам“.
Sonraki dönemde hiçbir komutan bu denli büyük ölçekli bir donanmayı yanlış mevsimde denize sürmediler.Не е учудващо, че през онези години този тип кораби не получават голямо разпространение.
Uzay tutmasının süresinin değişke olmasına rağmen 72 saatten fazla sürmediği görülmüştür.Като правило, от корена до масата на консуматора не трябва да са минали повече от 72 часа.
Bu akıma uyan kişiler saçlarına fön çeker, gözlerine sürme sürerler.Искам да гледам безжизнените Ви очи и да ви махам с ръка.
Dizinin her bölümü hemen hemen 22 dakika sürmektedir.Общото време в космоса при двата полета е 22 минути.
Ancak bu anlaşma pek uzun sürmedi.Споразумението обаче не трае дълго.
Paskalyalarda yumurta boyama ve tokuşturma adetleri hala sürmektedir.Обикновено на Великден се правят състезания за чупене и боядисване на яйца.
Kadın adamı geçince, adam da atını sürmeye başlar.След въвеждането на коня започват да използват типито.
Ancak bu evlilik uzun sürmedi.И годежът не закъснял.
Olaylar halen sürmektedir.Грешките продължават.
Fakat bu başarı uzun sürmedi.Но тези успехи не продължават прекалено дълго.
Kampanya hala sürmektedir.Кампанията успява.
Walt Disney yapımı bu renkli film iki saatten biraz uzun sürmektedir.Disney DVD Тази статия за компания все още е мъниче.
Bu evlilik uzun sürmedi.Бракът не просъществува дълго.
Yağmur uzun süre sürmedi.Дъждът не продължи дълго време.
Bu çok uzun süre sürmemeli.Това не трябва да продължава много дълго време.
Festival dört gün sürmektedir.Festival traje četiri dana.
Onun Batmobile'i sürmesini üçüncü filmde kullandıklarını fark ettim" dedi.Vozi Batmobil, za koji sam primijetio da su ga iskoristili u trećem filmu!"
Ne var ki hükümdarlığı çok uzun sürmedi, 1747'de bir suikast sonucu öldü.Njegova vladavina nije dugo trajala te je 1747. godine ubijen u zavjeri.
Fakat bu bağımsızlık uzun sürmedi.No ta neovisnost nije dugo potrajala.
Bu eğilim günümüzde de sürmektedir.SAD su također slijedile taj trend.
Fakat bu çok uzun sürmedi.Sve to nije dugo potrajalo.
Araba ile Elevit'e 10 dakika sürmektedir.Od Drniša je udaljen 10 minuta vožnjom automobila.
Ancak bu durum pek fazla uzun sürmedi.No, to stanje nije dugo potrajalo.
Ama başarısı sadece Amerika’da sürmedi.Uspjeh nije izostao ni u SAD-u.
Yazlar ise sıcaktır ama fazla uzun sürmez.Ljeta su topla, ali nisu prevruća.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.Vrlo često vozi bicikl.
Internet Explorer 7'de de bu sorun sürmektedir.Internet Explorer je nadograđen na inačicu 11.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.Dobro liječenje poboljšati će kvalitetu života i produžiti život pacijenta.
Kadın adamı geçince, adam da atını sürmeye başlar.Kada djevojka prođe kraj mladića, on počinje galop na svome konju.
Bu tartışmalar günümüzde de sürmektedir.Neki i danas žale za tim vremenima.
Ama beni üzen şey her neyse, çok sürmeyeceğini bilirim.Nema smisla ionako ću brzo umrijeti?
Muammer Sürmeli (d.Jedna rotacija (Behar, br.
Buna rağmen Sovyetler her ay cepheye 1200 adet yeni T-34 sürmekteydi.Sovjetski Savez je proizvodio prosječno 1300 tenkova mjesečno, mnogo više nego Njemačka.
Bu yüzden proje geçici olarak askıya alınmış olsa da, geliştirme çalışmaları halen sürmektedir.Međutim, pošto je projekt još u ranoj fazi razvoja, njegov edukativni model je još uvijek u razvoju.
Ancak kadılığı bu sefer de uzun sürmedi, bir yıldan biraz fazla çalıştıktan sonra bu görevden alındı.Iako se na toj dužnosti nije zadržao duže od godinu dana, ostao je trajno vezan uz Matičin rad.
Ortaklık bugün de sürmektedir.Dobri odnosi sa SAD-om nastavljeni su i danas.
85 Köyde karasal iklim hüküm sürmektedir.U kišnoj šumi vlada kemijska ravnoteža.
Üç bölümden oluşan eserin çalınması yaklaşık olarak 19 dakika sürmektedir.Svaki blok o pojedinoj temi/događaju traje 9 minuta.
Uçuşun bir yıl sürmesi beklenmektedir.Očekivano trajanje misije je jedna godina.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Izgleda da se nakon toga ponovo vjenčao, ali brak je kratko trajao.
Film toplam 105 dakika sürmektedir ve aşk konusunu işlemektedir.Film traje 45 minuta i obuhvaća rad i djelo.
Ancak bu sıralarda adanın büyük bir kısmında halen Fransız hakimiyeti sürmekteydi.Na kraju su Francuzi dobili ipak osjetno veći dio otoka.
Fakat İngiliz Gizli Servisi, aracın izini Japon denizine kadar sürmeyi başarır.Vlada Ujedinjenog Kraljevstva, međutim, vjeruje kako se misteriozna letjelica spustila u Japansko more.
Soner ile nişanlanır, fakat bu çok uzun sürmez.Vince prihvaća taj posao ali ne ostaje dugo radi glazbenih razlika.
Ama yine de onun izini sürmekten hiç vazgeçmez.Unatoč tome, njegovo tijelo nije prestalo putovati.
Hareket sürmektedir.Stále sa pohybuje.
Hat üzerindeki yolculuk baştan sona 41 dakika sürmektedir.Cesta z jedného konca na druhý trvá približne 41 minút.
En sonunda Postumius'un kendi muhafız alayını taze kuvvet olarak öne sürmesiyle vaziyet düzelmiştir.Postumius potom zapojil do boja čerstvé sily svojej vlastnej osobnej stráže.
İlk Sovyet değerlendirmesi Alman kayıplarının 458.080 ölü ve 479.298 tutsak olduğunu ileri sürmektedir.Nemci v dôsledku bojov mali 458 080 mŕtvych a nezvestných a ďalších 479 298 zajatých.
Ama bu evlilik fazla sürmemiş ve çift ayrılmıştır.Manželstvo dlho nevydržalo, rozviedli sa.
Fakat barış uzun sürmedi.No mier nemal dlhé trvanie.
WWE etkinlikleri genellikle 3 saat sürmektedir.Skúšky zvyčajne trvajú tri týždne.
Ancak bu anlaşma pek uzun sürmedi.Dohoda však dlho nevydržala.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.Cieľom je udržať čo najlepšiu priechodnosť dýchacích ciest a zlepšenie kvality života pacienta.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.Na bicykli sa mu však stále nedarilo.