sürme ile cümle
sürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ama beni üzen şey her neyse, çok sürmeyeceğini bilirim.Vår förlust känner jag ännu icke; men så mycket vet jag, att den är obetydlig.
Dizinin bir bölümü 11 dakika sürmektedir.Varje avsnitt är elva minuter långt.
Evlilikleri çok uzun sürmedi ve 1984 yılında ayrıldılar.Det kontroversiella äktenskapet blev inte långvarigt, man separerade 1982 och tog 1984 ut skilsmässa.
Uçuşlar yıl boyunca sürmektedir.Flygbuss finns året runt.
WWE etkinlikleri genellikle 3 saat sürmektedir.Dräktigheten varar oftast i tre månader.
Lakin, 40 gün sürmelerinin bilimsel bir dayanağı yoktur.Något bra vetenskapligt stöd för att just sextio minuter skulle vara en avgörande gräns finns dock inte.
Fakat bu mutluluğu uzun sürmez.Men deras lycka blir inte långvarig.
Gösterişli bir yaşam sürmeyi yeğleyince kendisini eleştirenlerin sayısı hızla arttı.Allteftersom han blev mer framstående ökade antalet kritiker.
Buradaki kariyeri uzun sürmedi.Denna karriär blev dock inte långvarig.
EP 12 dakika 11 sn. sürmektedir.EP:n är 12:44 minuter lång.
Ancak bu uzun sürmedi.Detta varade dock inte länge.
Parker'ın anne babası boşanmalarına rağmen üzerindeki etkileri sürmekte.Samtidigt håller Gabes föräldrar på att gå igenom en skilsmässa.
Batı Trakya gelenekleri sürmektedir.Västtrafik äger tågen.
Sıkıntılıyken bisiklet sürmeye gider.Det är farligt att cykla.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.Resan tog tre och ett halvt dygn.
Festival dört gün sürmektedir.Festlighetena pågick i fyra dagar.
7 saat sürmektedir.Restiden är ca 7 timmar.
Ancak, bu nispeten ılımlı ortam çok uzun sürmedi.Men den sköna stämningen varar inte länge.
Ayrıca muharebe, Prag Ayaklanması ile birlikte sürmesi dolayısıyla da önemlidir.Slaget är också anmärkningsvärt eftersom det utkämpades samtidigt som Pragupproret.
Her bölüm yarım saatlik zaman aralığını dolduracak şekilde 22 dakika sürmektedir.Varje avsnitt är 22 minuter långt, för att fylla ett halvtimmesblock inklusive reklam.
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.De bekantar sig och hon lovar skriva, men breven kommer aldrig.
Gezegenin yıldızı etrafındaki bir turu 2 gün 15.5 saat sürmektedir.Planeten kretsar ett varv runt stjärnan på 1,5 dagar.
Ne yazık ki mücahitlerin Afganistan'ı ele geçirmeleri uzun sürmez.Det är en tidsfråga hur länge Ukraina klarar sig utan nya nödlån.
Ana madde: Hint kast sistemi Kast düzeni, Hindistan’da uzun süredir hüküm sürmektedir.Huvudartikel: Kastsystemet i Indien Hinduismen brukar associeras med ett kastsystem.
Fakat bu başarı uzun sürmedi.Framgången blev dock inte långlivad.
Hat üzerindeki yolculuk baştan sona 41 dakika sürmektedir.Han skrev "Från start till mål tar det inte längre än trettiofyra minuter.
Özellikle kış mevsimi yaklaşık 6 ay sürmektedir.Under vintern håller den vintervila i omkring fyra månader.
Yavuz, uzun sürmeyen bir onarımın ardından tekrar denize açıldı.Nadir återvänder efter en lång tids bortavaro.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.De gifter sig, men äktenskapet varar inte länge.
Ancak barış uzun sürmedi, 1806’da başlayan savaş 1812’de Bükreş Antlaşmasıyla bitti.Freden varade emellertid inte länge utan Napoleonkrigen bröt ut redan 1803.
Tiflis’in “Altın Çağı” bir yüz yıl bile sürmedi.Tiberias hade en ny guldålder i ungefär hundra år.
Bununla birlikte Expression Media, sürmedi.Det skedde nästan helt utan mediebevakning.
Fakat Bizans idaresi uzun sürmedi.Det abessinska väldet varade emellertid inte länge.
Bu durum uzun sürmedi.Detta pågick länge.
Öğle vaktinde, Charlie ile Jonathan bisiklet sürmekten yorulmuştu.Första flygningen avgick kl 10 på förmiddagen med Tony Jannus som pilot.
15 yaşlarında bir oğlan çocuğu annesi, üvey babası, üvey kardeşi ile bir hayat sürmektedir.Elli: En flicka som bor med sin mormor och bror och arbetar som sjuksyster.
Süt dentisyon Diş gelişimi Diş sürmesiTandläkare Tandvård Djurtandvård
Öküzleri tarla sürmede kullanan kişidir.Den fjäderliknande svansen använder de för att styra.
Sınavın tamamı, 180 dakika sürmektedir.Examen omfattar 180 poäng.
Bu sayede hayatı değişti ve lüks içinde dinle alakası olmayan bir yaşam sürmeye başladı.Låten handlar om att våga gå vidare efter en relation som inte fungerat.
Kabinlerde ışın tedavisi sadece birkaç dakika sürmektedir.Strålningen är endast kvar ett par minuter i taget.
Fakat bu çok uzun sürmedi.Men det höll inte heller länge.
Düzenli bir hayat sürmeli.Att fortsätta ett livsverk.
AIDS konusundaki tartışma sürmektedir.Organisationen ska arbeta mot aids.
Bu teori, zamanın kendisini paradokslardan iyileştirebileceğini öne sürmektedir.«Self-Healing hypothesis») стверджує, що час «вилікує» себе від парадоксу.
Bu festival 10 gün sürmekedir.Фестиваль триває 10 днів.
Hayat sonsuza dek sürmez; Sanat sonsuza dek sürmez.”«Життя - коротке, мистецтво - вічне».
Roma Senatosu ise kuvvetleri savaşa sürmeye henüz karar vermiştir.Втім римський сенат вирішив продовжити війну.
Hareket sürmektedir.Що рухає мною.
Genelde 3 gün sürmektedir.Зазвичай минає за три дні.
ONA'lar geleneksel anime serilerine göre daha kısa olup bazen sadece birkaç dakika sürmektedir.Зазвичай, ONA коротші, ніж традиційні епізоди аніме, інколи своєю тривалістю не перевищуючи декількох хвилин.
Düzenli bir hayat sürmeli.Треба нормальний спосіб життя вести.
Buna rağmen Roma Yunanistan'a etkisi halen sürmeye devam etti.Риму вдалося укріпити свій вплив в Греції.
Ortaklık bugün de sürmektedir.Ми і сьогодні спілкуємося.
Ben sadece bisiklet sürmek istiyordum" dedi.Мені захотілося показати, як можна використовувати велосипед в житті».
MBL'nın bir Mars yılı sürmesi plânlanan yolculuğu sırasında en az 19 km yol kat edeceği sanılıyor.Очікується, що за час дворічної місії MSL здолає не менше 19 кілометрів.
Barış uzun sürmedi.Мир не тривав довго.
Film 88 dakika sürmektedir.Фільм йде 86 хвилин.
Hatalı top sürme (İngilizce: Double dribble) Bazen Hatalı yürüme kavramı ile karıştırılır.Поняття стратегії іноді (помилково) плутають з поняттям ходу.
Ancak bu sevinç uzun sürmedi.Але ця радість була не довгою.