sürme ile cümle

sürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ama başarısı sadece Amerika’da sürmedi.De reis naar Amerika verliep niet zonder problemen.
Günümüzde fur 8 gün sürmektedir.Deze termijn is momenteel 8 weken.
Büyükşehir Belediyesi'nin toplu taşıma ihalesi süreci sürmektedir.Aan de nieuwe geestelijke ouders van de commune is volledige gehoorzaamheid verschuldigd.
Elser orada tekrar istihdam etti ancak uzun sürmedi.Hierop herstelden de koersen zich weer enigszins, doch niet voor lang.
Bu nedenle, bir oyunun sonsuza dek sürmesi olanaksız değildir.Het is dus praktisch onmogelijk om het hele spel uit te spelen.
O sırada Nikaragua’da sürmekte olan bir iç savaş vardı.Sindsdien heerst er burgeroorlog in Nepal.
OVA lar yaklaşık 45-55 dakika arası sürmektedir.Het traject werd afgelegd in 45 tot 55 minuten.
Marigot, St. Martin'den Anguilla'ya denizyolu ile ulaşım 20 dakika sürmektedir.St. Martin's is vanaf St. Mary's per boot te bereiken.
Bir Sprint en az bir hafta ve en fazla 4 hafta sürmelidir.Werking: binnen een week, maximaal na vier weken.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.De wandeling duurt dan circa twee en een half uur.
Mahallenin çoğu Gürcü kökenlidir ve eski gürcü adetleri hüküm sürmektedir.De meeste begroeiing is verwijderd en de oude grachten zijn uitgediept.
Film 88 dakika sürmektedir.De film duurt 86 minuten.
Thatcher'ın Britanya sendikaları üzerindeki etkisi de sürmektedir.Thatcher had een doorgaande invloed op de Britse politiek.
Bu sayede hayatı değişti ve lüks içinde dinle alakası olmayan bir yaşam sürmeye başladı.Daarna kwam er een leven waarin hij moest wennen aan de afwezigheid van roem.
Bu eğitim programı 6 yıl sürmektedir.De opleiding duurt 6 jaar.
Bu dava halen sürmektedir.De zaak loopt nog in hoger beroep.
Fakat çok daha önemlisi kuşatmanın uzun sürmesinin Yunanistan'daki etkileridir.In het Japans is het langer aanhouden van de klank van belang.
Lennie'yi korur ve onunla birlikte daha iyi bir hayat sürmenin hayallerini kurar.Charlotte verveelt zich en droomt van een beter leven.
Genellikle gözlemler 2 veya 3 iş günü sürmektedir.De show duurt meestal 2 à 3 dagen.
Yeterli çoğunlukla bu hükümet uzun sürmedi.Deze regering hield echter niet lang stand.
Ancak 4. lig serüvenleri de uzun sürmedi.Het verblijf in Vierde Klasse duurde echter niet lang.
Yazlar ise sıcaktır ama fazla uzun sürmez.Lies wordt boos, maar niet voor lang.
WWE etkinlikleri genellikle 3 saat sürmektedir.De activiteiten besloegen vaak drie dagen.
Düğünlerimiz gece geç saatlere kadar sürmektedir.De bus rijdt tot in de late avonduren.
Ballas ile düşmanlığı hala sürmektedir.Aan de andere zijde neemt de macht van de Ballas toe.
Bu canlı performans sadece 4:43 dakika sürmekte.De single van het nummer duurde 04:46 minuten.
Bu konuda tartışmalar sürmekte olup, çeşitli varsayımlar ortaya atılmıştır.Bij de redenering die hiertoe leidde, zijn diverse vraagtekens geplaatst.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.Hij bleef actief op de fiets.
Festival dört gün sürmektedir.Het evenement duurt vier dagen.
Bu II. Mary ile birlikte hüküm sürme 1694'te eşi Kraliçe II. Mary'nin ölümüne kadar devam etmiştir.Haar persoonlijke vriendschap met Mary duurde tot het overlijden van de koningin in 1694.
Bu feud fazla uzun sürmedi.De vlag bestaat nog niet zo lang.
İmmünoterapi, haftada bir uygulanmak üzere, ortalama üç ile altı ay arasında sürmektedir.Een onrustige slaper doet dit zelfs gemiddeld zo'n dertig keer per nacht.
Fakat 5'er Beşer programının televizyon ömrü çok uzun sürmedi.Daarnaast nam ze deel aan het televisieprogramma De tafel van 5, dat echter maar een kort leven beschoren was.
İki perdelik olan oyun, iki saat 15 dakika sürmektedir.Een wedstrijd wordt gespeeld door twee teams van 15 personen en duurt 2 maal 40 minuten.
Bu konu üzerine çalışmalar on beş yıldır sürmekteydi.Ik zet me hier al bijna vijftien jaar professioneel voor in.
Bitti! Çok sürmedi, değil mi?Klaar! Dat duurde niet lang, wel?
Sürmek istemediğine emin misin?Weet je zeker dat je niet wilt rijden?
Birkaç tane kaldı, fakat onların sürmeyeceği açıktı.Istniało jeszcze kilka z nich, ale było rzeczą oczywistą, że nie utrzymają się.
Aile üyeleri yeni kimliklerini benimserler ve normal bir hayat sürmeye çalışırlar.Rodzina przyjmuje nową tożsamość i próbuje prowadzić normalne życie.
Festival dört gün sürmektedir.Festiwal trwa cztery dni.
Bu biranın satımı günümüzde de ülke çapında sürmektedir.Piwa z Cieszyna sprzedawano w tym czasie w całym kraju.
Fırtınalı bir gecede Metzengerstein yine atını sürmekteyken şatosunda yangın çıkar.Podczas nocnej jazdy zamek Metzengersteina ogarnia pożar.
Frank monoton bir yaşam sürmektedir.Prowadza monotonne życie.
Sınavın tamamı, 180 dakika sürmektedir.Egzamin jest jednoczęściowy i trwa 180 min.
Uçuşlar yıl boyunca sürmektedir.Autobusy kursują przez cały rok.
Genelde 3 gün sürmektedir.Zazwyczaj trwają trzy dni.
Tüm ABD'de bir tür cadı avı sürmektedir.W wielu stanach gatunek łowny.
Roma Senatosu ise kuvvetleri savaşa sürmeye henüz karar vermiştir.Rzymianie, nie czekając na decyzję senatu, zaczęli prowadzić przygotowania wojenne.
Phaeton bir günlüğüne babasının Güneş Arabası'nı sürmek istediğini söyler.Faeton chciał przez jeden dzień powozić po niebie Rydwanem Słońca.
Yüzlerinde mavi sürme bulunur.Dźwiga na swoich barkach sklepienie niebieskie.
Haftada bir yayınlanan her bölüm yaklaşık 25 dakika sürmekteydi.Każde wydanie trwało około 25 minut.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.Ich podróż trwa 13 i pół godziny.
Beylikdüzü Zincirlikuyu arası Metrobüs ile ortalama 60 dakika sürmektedir.Na niebie zajmuje obszar o średnicy 28 minut łukowych.
Ancak uzun sürmeden birleşen grup, 2003 yılında Level II adlı albümlerini yayımladı.Po wielu długich utarczkach w sądzie grupa reaktywowała się, by wydać w 2003 roku album Level II.
Elser orada tekrar istihdam etti ancak uzun sürmedi.Kurt ponownie zaprosił go do współpracy, która jednak nie trwała długo.
Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir.Były rockman prowadzi spokojne życie z żoną i córką.
Daha sonra Belis Müzik devamı kurulduktan sonra uzun sürmedi.Rozstanie z muzyką nie trwało jednak długo.
Serkan Özay - Doktora tez çalışmaları sürmektedir.Wosiński usłużnie wykonuje polecenia doktora.
Son istasyonları arasındaki seyahat 6 dakika sürmektedir.Podróż pomiędzy tymi dwiema ostatnimi stacjami zajmuje 8 minut.
Bir versiyonda, elçiye “elinden ne beklemeleri gerektiğini öğrenmelerinin çok uzun sürmeyeceğini” söyler.Jeśli nie, to trudno mieć gwarancję, jak długo będziesz żył."
İlgili Sayfalar