sürgü ile cümle
sürgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.De fapt, realitatea a fost izgonită din casa noastră.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.Dữ liệu thực tế bị cấm trong nhà tôi.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.En fait, les faits étaient bannis de chez nous.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.Fakten waren überhaupt aus unserem Haus verbannt.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.Fakty były właściwie zakazane w naszym domu.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.Feiten kwamen bij ons het huis niet in.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.Hechos que fueron desterrados de nuestro hogar.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.I fatti concreti erano banditi dalla nostra casa.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.사실은 실제로 우리집에서는 사라져버렸습니다.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.Száműzte a tényeket az otthonunkból.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.Более того, в нашем доме факты были под запретом.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.Всъщност фактите бяха прогонвани от вкъщи.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.העובדות למעשה גורשו מהבית שלנו.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.واختفت الحقائق فعلا في منزلنا.
Aslına bakarsanız gerçekler bizim evimizden sürgün edilmişti.テキサスとカリフォルニアがカナダの真下にあり
Assefa'nın ölümünde oldukça şahsi ve siyasi bir şeyi, sürgünün hüzünlü tarafını anlayabiliriz.В смерти Ассефы присутствует грусть изгнания, нечто одновременно глубоко личное и политическое.
Assefa'nın ölümünde oldukça şahsi ve siyasi bir şeyi, sürgünün hüzünlü tarafını anlayabiliriz.قد يجد المرء في وفاة أسيفا تعبيرًا حقيقيًا عن حزن المنفى، و هو أمر شخصي للغاية وسياسي.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Dali mi tu vložku, ale bez soustruhu, tak je z ní zámek.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Deram-me a lingueta, mas não me deram o torno, por isso fizemos dela uma fechadura.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.És nekem adták a rácsot, de nem adták hozzá a gépet, úgyhogy csináltunk belőle egy reteszt.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.기계는 없이 울타리만 주었기에, 잠금쇠를 만들었습니다.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Me dieron el seguro, pero no me dieron el torno, así que hicimos un cerrojo.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Mi-au dat ghidajul, dar nu mi-au dat şi strungul, aşa că am făcut un zăvor din el.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.On m'a donné la clôture, mais pas la scie, et nous en avons donc fait un pêne dormant.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Sie haben mir den Rahmen gegeben, aber nicht den Hobler. Also haben wir einen Türriegel daraus gemacht.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Và họ đưa cho tôi cái hàng rào, nhưng không đưa cho tôi cái khuôn, và chúng tôi lấy ổ khoá ra khỏi nó.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Więc podarowali mi płot, ale nie dali mi hebla, więc zrobiłem z niego zasuwę.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Ze gaven me het hek, maar niet de shaper, dus hebben we het slot ervan gebruikt.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Дадоха ми решетката, без да ми дадат банцига, така че направихме резе от нея.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Мені дали тільки косинець, але не сам верстат, і ми вирішили зробити з нього засув.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.Мне дали только угольник, но не сам станок, и мы решили сделать из него засов.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.והם נתנו לי את הגדר, אבל הם לא נתנו לי את מכונת ההקצעה, אז עשינו מזה מנעול משוריין.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.وقد أعطونى السياج ولكن لم يعطونى القالب، لذلك قمنا بعمل المزلاج منها.
Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık.そこからかんぬきを取り外しました 凶暴な象でも壊すことはできません
Başkan yüzünden, yabancı bir ülkeye sürgüne gönderildi.Az Elnök úr miatt száműzték külföldre.
Başkan yüzünden, yabancı bir ülkeye sürgüne gönderildi.Διώχθηκε από την χώρα εξαιτίας του θέματος της βασιλικής οικογένειας
Başkan yüzünden, yabancı bir ülkeye sürgüne gönderildi.لقد طرد من البلاد بسبب العائلة الملكية
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.A hovoril som zajatým všetky slová a veci Hospodinove, ktoré mi ukázal.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.A mluvil jsem k zajatým všecky ty věci Hospodinovy, kteréž mi ukázal.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Bấy giờ ta thuật lại cho những kẻ phu tù mọi sự mà Ðức Giê-hô-va đã tỏ cho ta biết.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Bấy_giờ ta thuật lại cho những kẻ phu tù mọi sự mà Ðức_Giê - hô-va đã tỏ cho ta biết .
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.E falei aos do cativeiro todas as coisas que o Senhor me tinha mostrado.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.E io raccontai ai deportati quanto il Signore mi aveva mostrato
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.És elbeszélém a foglyoknak az Úrnak minden beszédét, a melyet nékem megjelentetett.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Ik vertelde de ballingen alles wat de HERE mij in het visioen had laten zien.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.I mówiłem do pojmanych te wszystkie rzeczy Pańskie, które mi ukazał.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.In govoril sem ujetnikom besede GOSPODOVE, ki mi jih je bil pokazal.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Ja minä puhuin pakkosiirtolaisille kaikki Herran sanat, jotka hän oli minulle näyttänyt.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Je dis aux captifs toutes les paroles de l`Éternel, qu`il m`avait révélées.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.내가 사로잡힌 자들에게 여호와께서 내게 보이신 모든 일로 고하니라
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Lalu aku menceritakan kepada orang-orang buangan segala yang diperlihatkan TUHAN kepadaku
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Och jag talade till de fångna alla de ord som HERREN hade uppenbarat för mig.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Og jeg talte til de bortførte alle de ord som Herren hadde latt mig se.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Så kundgjorde jeg de landflyggige alle de Ord, HERREN havde åbenbaret mig.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Und ich sagte den Gefangenen alle Worte des HERRN, die er mir gezeigt hatte.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Y comuniqué a los cautivos todas las cosas de Jehovah que él me había mostrado
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.Και ελαλησα προς τους αιχμαλωτους παντα τα πραγματα οσα εδειξεν ο Κυριος εις εμε.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.И я пересказал переселенцам все слова Господа, которые Он открыл мне.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.После, казах на пленниците всичките думи, които Господ беше ми показал.
Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.ואדבר אל הגולה את כל דברי יהוה אשר הראני׃
İlgili Sayfalar