Kutsal Makam devletlerle olan diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir.Už Šventojo sosto diplomatinius santykius atsako Valstybės sekretoriato santykių su valstybėmis sekcija.
Bu şirket bugün hâlâ faaliyetlerini sürdürmektedir.Šiuo metu įmonė yra sustabdžiusi savo veiklą.
Halen bu görevini sürdürmektedir.Tada jis turi pareigą tą pažadą tesėti.
Bazı ülkeler Büyükelçiliklerini burada sürdürmektedir.Pietų Sudane veikia šių šalių ambasados.
Ayrıca ilçede Selçuk Üniversitesi Ilgın Meslek Yüksek Okulu eğitim öğretim sürdürmektedir.Kartu su mokykla veikia ir Šilutės Pirmosios gimnazijos Kintų skyrius, vykdantis vidurinio ugdymo programą.
Hâlâ kariyerini o takımda sürdürmektedir.Jis tai padarė savo debiutinėse lenktynėse su šia ekipa.
Eitracht Braunschweig günümüzde Almanya 2. Ligi olan Bundesliga 2'de mücadelesini sürdürmektedir.Šiuo metu priklauso vokiečių klubui EHV Aue, kuris rungtyniauja antroje pagal stiprumą Rankinio bundeslyga 2.
1 Haziran 2017'den beri Makedonya Savunma bakanı olarak görevini sürdürmektedir.Alates 1. juunist 2017 on ta Makedoonia kaitseminister.
Bazı ülkeler Büyükelçiliklerini burada sürdürmektedir.Serekundas asuvad mitme riigi saatkonnad.
Bu da bitkilerin karada hayatlarını sürdürmeleri açısından önem arz eder.See juhib kõrvale asjaolust, et ka taimed on elus.
2013 yılından beri bu görevi Erna Solberg sürdürmektedir.Aastast 2013 on võimul Erna Solbergi valitsus.
1 Kasım 2015 tarihinden beri AK Parti Aksaray milletvekilliği görevini sürdürmektedir.Alates novembrist 2015 osaleb Tartu Linnavolikogu linnavarade komisjoni töös.
Gittikçe zayıflayan hafızasına rağmen 2007 yılına kadar mesleğini sürdürmeye çalıştı.Praktiseeriva arstina jätkas ta tööd aastani 2007.
Sloas, günümüzde çalışmalarını sürdürmektedir.Kiss tegutseb tänapäevani.
Yaşama Saygı, hayatta emin olduğumuz tek şeyin yaşadığımız ve yaşamımızı sürdürme isteğimiz olduğunu söyler.Humanism sisaldab veendumust, et praegune elu on ainus, mis meil on.
Buna göre nüfusun %85'i islam inancına göre yaşamını sürdürmektedir.85% inimeste emotsioonid muutuvad valetamise momendil.
1982 yılından beri yaşamını New York'ta sürdürmektedir.Alates 1942. aastast elas ta New Yorgis.
Konservatuvar Fransa Kültür Bakanlığı'nın himayesi altında faaliyetlerini sürdürmektedir.Museoloogiline tegevus jäi edasi Kultuuriministeeriumi valitsemisalasse.
Şalom gazetesi bu yönüyle dünyada tek olma özelliğini sürdürmektedir.Selles mõttes on komisjoni pressiüritused maailmas ainulaadsed.
Statükoyu sürdürmek var olan durumu olduğu gibi korumak anlamına gelir."Säilitada status quo" tähendab jätta kõik nii, nagu on.
Kariyerini ABD'de sürdürmektedir.Ta alustas oma klubikarjääri Ameerikas.
O zamandan beridir Türkiye Devleti, Anadolu topraklarında varlığını modern bir ülke olarak sürdürmektedir.Alates 1923. aastast moodustab Anatoolia tänapäevase Türgi riigi tuumiku.
Çalışanlar öğrenim görmüş olmalı ve eğitilmelidir: bir öğrenme organizasyonunu sürdürmelidirler.Abi või soodustuse palumine: Sa rääkisid, et tegite möödunud aastal õpilasfirma.
Geldikleri yerlerde kalan akrabalarıyla ilişkilerini halen daha sürdürmektedirler.Samuti tulid paljud pereliikmed järele oma siia elama asunud sugulastele.
2017 bitmek üzereyken, çabalarımızı sürdürmek için yardımda bulunabilirsiniz.Dziękujemy za wsparcie!
2017 bitmek üzereyken, çabalarımızı sürdürmek için yardımda bulunabilirsiniz.ونحن على مشارف نهاية عام 2017، نرجو منكم التبرع لمساعدتنا على مواصلة عملنا.
Alçak bir saldırıyla karşı karşıya kalmalarına rağmen görevlerini sürdürmekte kararlılar.Pochwalam ich decyzję.
Alçak bir saldırıyla karşı karşıya kalmalarına rağmen görevlerini sürdürmekte kararlılar.И теперь ничто не сможет препятствовать этой свободе #ShamshadTV
Alçak bir saldırıyla karşı karşıya kalmalarına rağmen görevlerini sürdürmekte kararlılar.Однако Седикки ошибается в том, что угроз этой свободе нет.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Aber es fällt mir schwer, diese Sichtweise jeden Tag beizubehalten.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Ale mám problém zachovávat tento pohled v mém každodenním životě.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Bardzo się staram, żeby nie stracić tej perspektywy w życiu codziennym.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.De küzdenem kell azért, hogy ezt a látásmódot fenn tudjam tartani a mindennapi életemben.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Ik heb moeite om dit perspectief te behouden in mijn dagelijks leven.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.저는 제 일상 생활에서 이 관점을 유지하려고 애썼습니다.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Ma faccio fatica a mantenere questa prospettiva nella vita di tutti i giorni.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Mais je lutte pour maintenir cette perspective dans ma vie quotidienne.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Mas eu luto para manter esta perspetiva na minha vida diária.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Mă străduiesc să mențin această perspectivă în viața de zi cu zi.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Men jag kämpar för att hålla detta perspektiv i mitt dagliga liv.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Men jeg kæmper for at fastholde dette perspektiv i mit daglige liv.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Namun saya berjuang untuk mempertahankan pandangan ini dalam keseharian saya.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Nhưng tôi đấu tranh để duy trì góc nhìn này trong cuộc sống hàng ngày của mình.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Pero brego por mantener esta mirada en mi vida cotidiana.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Αλλά αγωνίζομαι να διατηρήσω αυτή την προοπτική στην καθημερινή μου ζωή.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Но се боря, за да запазя тази представа в ежедневието си.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Но я боролась, чтобы сохранить эти идеи каждый день.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.Проте мені нелегко підтримувати цю перспективу у повсякденному житті.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.אך אני נאבקת להחזיק בנקודת מבט זו על הדברים ביום יום.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.ولكنني أناضل للحفاظ على هذا المنظور في حياتي اليومية.
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.日々の些事に追われて
Ancak, bir yandan da, verimli enerjiye sahip olmak için ne yapmamız gerektiğini düşünmeyi sürdürmeliyiz.Art und Weise.
Artık günüzümde hayatımızı sürdürmek için sanırım, hepimizin yaptığı şey değiştirmeye değer bir şey bulmak.그래서 우리가 실제 살아가면서 하는 일은 제 생각에는 우리 모두가 그런데요 바로 변화시킬 가치가 있는 걸 찾아서
Artık günüzümde hayatımızı sürdürmek için sanırım, hepimizin yaptığı şey değiştirmeye değer bir şey bulmak.Quello che tutti noi stiamo facendo, secondo me,
Artık günüzümde hayatımızı sürdürmek için sanırım, hepimizin yaptığı şey değiştirmeye değer bir şey bulmak.To, czym, jak sądzę, każdy z nas się dzisiaj para,
Artık günüzümde hayatımızı sürdürmek için sanırım, hepimizin yaptığı şey değiştirmeye değer bir şey bulmak.כולנו, אני חושב, זה למצוא משהו שראוי לשינוי, ואז להרכיב שבטים שמרכיבים שבטים
Artık günüzümde hayatımızı sürdürmek için sanırım, hepimizin yaptığı şey değiştirmeye değer bir şey bulmak.ذلك ما نفعله الان لكسب لقمة العيش جميعنا على ما اعتقد أذا وجدنا شي جدير بالتغير
Artık günüzümde hayatımızı sürdürmek için sanırım, hepimizin yaptığı şey değiştirmeye değer bir şey bulmak.生活のためにしているのは 変える価値のある何かを見つけ 部族をまとめあげる部族をまとめあげ
Bazı erkekler aile isimlerini sürdürmek için erkek varislere sahip olmayı saplantı haline getirmişlerdir. -이 남자들이 가문을 이을 남자 후계자를 생산하는 일에 집착했었던 사실은
Bazı erkekler aile isimlerini sürdürmek için erkek varislere sahip olmayı saplantı haline getirmişlerdir. -Máme muže, kteří jsou posedlí narozením mužského dědice, který po nich převezme jejich příjmení.