Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Dầu Tít, kẻ cùng đi với tôi, là người Gờ-réc, cũng không bị ép phải cắt bì.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Dầu_Tít , kẻ cùng đi với tôi , là người Gờ-réc , cũng không bị ép phải cắt bì .
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.De még a velem levõ Titus sem kényszeríttetett a körülmetélkedésre, noha görög vala,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.그러나 나와 함께 있는 헬라인 디도라도 억지로 할례를 받게 아니하였으니
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Mais Tite, qui était avec moi, et qui était Grec, ne fut pas même contraint de se faire circoncire.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Mas nem mesmo Tito, que estava comigo, embora sendo grego, foi constrangido a circuncidar-se;
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Men end ikke min Ledsager, Titus, som var en Græker, blev tvungen til at omskæres,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Men icke ens Titus, min följeslagare, som var grek, blev nödgad att låta omskära sig.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Men ikke engang Titus, som var med mig, han som var en greker, blev tvunget til å la sig omskjære -
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Mutta ei edes seuralaistani Tiitusta, joka oli kreikkalainen, pakotettu ympärileikkauttamaan itseänsä.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Nici chiar Tit, care era cu mine, măcar că era Grec, n'a fost silit să se taie împrejur,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Ora neppure Tito, che era con me, sebbene fosse greco, fu obbligato a farsi circoncidere
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Sin embargo, ni siquiera Tito quien estaba conmigo, siendo griego, fue obligado a circuncidarse
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Titus, yang menemani saya, adalah seorang Yunani, tetapi ia tidak dipaksa mengikuti peraturan sunat
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Zij verlangden zelfs niet van Titus, die immers geen Jood is, dat hij besneden zou worden.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Αλλ' ουδε ο Τιτος ο μετ' εμου, Ελλην ων, ηναγκασθη να περιτμηθη,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.А когато Кифа дойде в Антиохия, аз му се възпротивих в очи, защото беше се провинил.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Но они и Тита, бывшего со мною, хотя и Еллина, не принуждали обрезаться,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Та й Тит, що був зо мною, не був, яко Грек, примушений обрізатись.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.אבל גם טיטוס אשר אתי אף כי יוני הוא לא הכרח להמול׃
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.لكن لم يضطر ولا تيطس الذي كان معي وهو يوناني ان يختتن.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.但 與 我 同 去 的 提 多 、 雖 是 希 利 尼 人 、 也 沒 有 勉 強 他 他 受 割 禮
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.但 與 我 同去 的 提多 、 雖是 希利尼人 、 也沒 有 勉強 他 他 受 割禮
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.En blev kalt som omskåret, han dra ikke forhud over; en er blitt kalt som uomskåret, han la sig ikke omskjære!
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.할례자로 부르심을 받은 자가 있느냐 무할례자가 되지 말며 무할례자로 부르심을 받은 자가 있느냐 할례를 받지 말라
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.Obrezan li je kdo poklican? Naj se ne dela neobrezanega. V neobrezi je kdo poklican? Naj se ne obrezuje.
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.Obřezaný někdo povolán jest? Neuvodiž na sebe neobřezání; pakli kdo v neobřízce povolán, neobřezuj se.
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.Призван ли кто обрезанным, не скрывайся; призван ли кто необрезанным, не обрезывайся.
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.אם נמול האיש המקרא אל ימשך את ערלתו ואם ערל הוא אל ימול׃
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.دعي احد وهو مختون فلا يصر اغلف. دعي احد في الغرلة فلا يختتن.
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.有 人 已 受 割 禮 蒙 召 呢 、 就 不 要 廢 割 禮 . 有 人 未 受 割 禮 蒙 召 呢 、 就 不 要 受 割 禮
Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.有 人 已 受 割禮 蒙 召 呢 、 就 不 要 廢割禮 . 有 人 未 受 割禮 蒙 召 呢 、 就 不 要 受 割禮
Bize Yeni Ahit'in ilk hikayelerini anlatıyor: İsa'nın sünnet edilmek için kiliseye getirilmesini.Ікона зображає історію з Нового Завіту, коли малого Ісуса принесли до храму щоб зробити обрізаня.
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,Dalam satu ajaran, yang bernama suatu hadith qudsi dalam tradisi kami,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,Dans un enseignement, qu'on appelle dans notre tradition un hadith Qudsi,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,En una enseñanza llamada "hadith qudsi" en nuestra tradición,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,Intr-o scriere, numita hadith qudsi in traditia noastra,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,In una narrazione che nella nostra tradizione chiamiamo Hadith Qudsi
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,무슬림 전통에는 '하디스 쿧시'라는 가르침이 전해옵니다.
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,Num ensinamento, chamado "hadith qudsi" na nossa tradição,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,V učení, nazývanom v našej tradícii hadith qudsi,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,W nauczaniu nazywanym w naszej tradycji "hadith qudsi"
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,В едно учение, наричано хадит кудси в нашата традиция,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,В учении, называемом Хадисы Кудси в нашей традиции,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,У вченні, яке називається хадис кудсі в нашій традиції,
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,באחת ההלכות מהמסורת שלנו, בשם "חדית' קודסי",
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,في التدريس ، ويسمى الحديث القدسي في تقاليدنا ،
Bizim sünnetimizde hadisi şerif olarak geçen bir öğretide,「私のしもべ、創造物、人類は
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.그리고 지금 이 순간에도 3백만 명의 아프리카 소녀들이 할례를 당할 위험에 처해 있습니다.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.A ako sa tu rozprávame, tri milióny dievčat v Afrike sú v ohrození, že podstúpia toto zohavenie.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.A zatímco tu teď mluvím, 3 miliony dívek v Africe jsou ohroženy tímto zmrzačením.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.Chiar acum în timp ce vorbim 3 milioane de fete în Africa sunt pe cale de-a trece prin această mutilare.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.Neste preciso momento, três milhões de raparigas, em África, correm o risco de passar por esta mutilação.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.Och det finns nu tre millioner flickor i Afrika som riskerar att stympas på det här sättet.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.Selagi saya bicara sekarang ini, 3 juta anak gadis di Afrika terancam mengalami mutilasi ini.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.W tym momencie trzem milionom dziewcząt w Afryce grozi obrzezanie.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.'Οσο μιλάμε τώρα, 3 εκατομμύρια κορίτσια στην Αφρική κινδυνεύουν να ακρωτηριαστούν.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.Докато говорим сега, три милиона момичета в Африка са застрашени от това обрязване.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.Если говорить про сегодняшний день, три миллиона девочек в Африке рискуют подвергнуться обрезанию.
Biz şu anda konuşurken, Afrika'da 3 milyon kız çocuğu bu sünnet geleneğine tabi olma riski altında.І поки я зараз говорю, три мільйони дівчат в Африці знаходяться під ризиком цього обрізання.