Mekruhdan sakınmanın sevabı da, sünnetin sevabından çoktur.相當強勢的大姐,輔長最懼怕的人。
Hatta nikah sonrası, sünnet sonrası şerbet ikram etme geleneğimizi sürdüren yörelerimiz de vardır.程秉又教誨孫登對婚後相處要尊重儒家禮教。
Her yıl Ağustos ayında toplu sünnet Töreni yapılır.每年8月举办大型骄傲游行。
Sünnet-i seniyyeye ittiba etmek neden önemli?為何是在意那樣的他的事的蘭世……。
Ehl-i Sünnet reyince ikinci bin yılın yenileyicisi (müceddid-i elf-i sâni) kabul edilmiştir.於續篇EVOL中,被判明其12,000年後的轉生為御子乃·鈴白。
Sünnet odasında padişah huzuruna çıkıp onunla görüştü.当天倪德未婚妻到太仓去看他。
Ehl-i Sünnet tarafından en güvenilir hadis kitabı olarak kabul edilir.它無疑是最具代表性的印度教象徵。
Onu Nil’e atmaya kıyamazlar ve sekiz günlük olunca usûlüne göre sünnet ederler.故天孫隨鰐所言留居,相待已八日。
Eğer Kur'an'da birebir karşılık gelen bir şey bulunamazsa, Sünnet'e bakılır.그러나 《대명률》이라도 조선의 실정에 맞지 않으면, 수교(受敎)에 따라 다소 고쳐지기도 하였다.
Çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli."“소녀시대 당분간 8인조로 활동”.
Kur'an veya sünnete dayanmayan fetvalar vermek.자(字)는 소간(昭諫)으로 여항(馀杭) 또는 신증(新登) 사람이라고도 한다.
Sünnet Muhammed'in söz ve davranışlarıdır.הסונה מתעדת את אמירותיו ואת מעשיו של הנביא מוחמד .
Sabah Namazı 2 Sünnet, 2 de Farzdan oluşur.הכנסייה מכוסה על ידי שבע כיפות, שתיים מהן בצורת פירמידה.
22:10 Sünnetsiz Kohen Teruma yememeli Ex.19:14: נמצאה ללא רוח חיים.
Bu sebeple Sünniler, Vahhabileri Ehli Sünnet'ten saymazlar.והסיבה לכך היא שמהם לא רואים את מגדלי הולילנד-פארק.
1927, Sünnetçiler, Akhisar, Manisa - ö.Eu, Consula 1971 "אני, קונסולה", רומאן.
Sünnet düğünleride yine aynı şekilde yapılır.מאז התקיימו גם חתונות יתר הצאצאים במתכונת דומה.
Rabbi Elazar ben Azarya'ya göre ise kişi sünnet olmalıydı.בגמרא, בשם רבי אלעזר, מובא, ששבנא היה בעל הנאה.
Çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli."Обрязването се извършва на осмия ден след раждането на момчето.
İsrail'de sünnet tamamen yasal bir olgudur.Юдейската правна система е особен случай само за Израел.
Erkek sünnet olduğunda penis başı, penis derisi ile kapalı gözükmez.При младите липсва коронка, главата е напълно покрита с пера.
Çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli."Obavljalo se na muškoj bebi koja je navršila 8 dana.
Oğulların sünnetine itina gösterilmelidir ve bunu aziz halkın utancını kaldırmak için yapmalıdır.Dužnost Crkve je uputiti svijet, da postane svjestan poziva Duha Svetoga.
Kendisini, hizmetkarlarını, görevlilerini ve tüm halkını sünnet ettirdi.Váži si všetkých svojich členov, zamestnancov a dobrovoľníkov.
Her yıl on üç milyondan fazla erkek ve üç milyondan fazla kız çocuğu sünnet edilmektedir.Vsako leto naj bi bili krstili vsaj 3 tisoč odraslih in veliko število njihovih otrok.
Erkek sünnet olduğunda penis başı, penis derisi ile kapalı gözükmez.To pomeni, da se moškemu, ob sedenju, ne vidi kože.
(Sünnîlere göre bu, Ehli Sünnet ve Cemaat'in itikat ve icraatlarına uymak demektir.)(Ta podoba je ostala v narodovem spominu kot sinonim krutosti in zlobe.)
Sünnet-i seniyyeye ittiba etmek neden önemli?Zanimivost: Zakaj se imenuje seneni nahod?
Temmuz 1675'te, Şehzâde Ahmet sünnet ettirilmiş ve iki hafta sonra da bu evlilik gerçekleşmiştir.10. februarja 1616 je bil že na svatbi svoje hčere Judite, petnajst dni po tem pa je že naredil oporoko.
Mevlidin yazılmasının bir amacının da ehl-i sünnet taraftarlarına destek vermek olduğu ifade edilir.Pagrindinis knygelės išleidimo tikslas – motyvuoti potencialius SIKON rėmėjus.
El-Gabal'ın yüce rahibi olan Elagabalus kendini sünnet etti.Kad taptų El-Gabal aukščiausiuoju žyniu, Elagabalas apsipjaustė.
Kur'an ve Sünnet öğrencileriydiler.Naised olid preestrid ja õpetajad.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.13살 때 치뤘던 의식이 할례라고 불리며
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Am aflat că ceremonia prin care trecusem când aveam 13 ani se numește mutilare genitală feminină.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Descobri que aquela cerimónia por que havia passado aos 13 anos, tinha o nome de mutilação genital feminina.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Descubrí que la ceremonia que atravesé cuando tenía 13 años se llama mutilación genital femenina.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Dowiedziałam się, że rytuał, przez który przeszłam, gdy miałam 13 lat, jest nazywany obrzezaniem kobiet.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Ik leerde dat die ceremonie die ik onderging toen ik 13 jaar oud was, genitale verminking van vrouwen heette.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Jag fick reda på att den ceremoni som jag deltog i när jag var 13 år gammal kallas kvinnlig könsstympning.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Saya belajar bahwa upacara yang saya lalui waktu berumur 13 tahun, disebut mutilasi alat kelamin wanita.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Tôi biết rằng nghi lễ mà tôi đã trải qua khi tôi 13 tuổi được gọi là cắt bỏ âm vật ở nữ.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Zjistila jsem, že obřad, kterým jsem ve 13 prošla, se nazývá mrzačení ženských pohlavních orgánů.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Научих, че церемонията, през която бях преминала когато бях на 13 години се нарича женско обрязване.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Я дізналася, що церемонія, яку я пережила, коли мені було 13, називається жіночим обрізанням.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.Я узнала, что тот обряд, через который я прошла, когда мне было 13 лет, называется "женское обрезание".
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.גילית המון דברים. למדתי שאותו טקס שעברתי
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.وعلمت أن هذا الاحتفال الذي حضرته عندما كان عمري الـ 13 ، كان يطلق عليه ممارسة تشويه الأعضاء التناسلية للإناث.
13 yaşındayken başımdan geçen törenin kadın sünneti olarak bilindiğini öğrendim.女性の割礼と呼ばれるもので ケニアの法律に反するものだと知りました
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""Am înțeles atunci că mutilarea genitală feminină va înceta odată în Africa."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""Da wusste ich, dass die weibliche Genitalverstümmelung in Afrika eines Tages enden würde."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""Eu soube nesse momento que a mutilação genital feminina em África iria terminar um dia."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""In quel momento ho capito che, un giorno, la mutilazione genitale femminile in Africa finirà."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""J'ai su alors que les mutilations génitales féminines seraient éradiquées un jour en Afrique."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""언젠가는 아프라카에서 여성 할례가 사라질 거에요." 라고 하면서요.
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""Supe que la mutilación genital femenina terminaría algún día en África."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""Toen wist ik dat genitale verminking van meisjes op een dag zou eindigen in Afrika."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""Wtedy zrozumiałam, że obrzezanie kiedyś się skończy".
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""Тогава разбрах, че един ден гениталното осакатяване в Африка ще спре."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""Тогда я поняла, что настанет день и увечье женских гениталий в Африке закончится."
"Afrika' da kadın sünnetinin bir gün sona ereceğini biliyordum.""ידעתי שהטלת מום באברי מין נשיים באפריקה תגיע לקיצה יום אחד."