Öyleyse Yahudinin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?Was haben denn die Juden für Vorteil, oder was nützt die Beschneidung?
Öyleyse Yahudinin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?Τις λοιπον η υπεροχη του Ιουδαιου, η τις η ωφελεια της περιτομης;
Öyleyse Yahudinin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?Итак, какое преимущество быть Иудеем, или какая польза от обрезания?
Öyleyse Yahudinin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?Чим же переважує Жидовин? або яка користь з обрізання?
Öyleyse Yahudinin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?ועתה מה הוא יתרון היהודי ומה היא תועלת המילה׃
Öyleyse Yahudinin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?اذا ما هو فضل اليهودي او ما هو نفع الختان.
Öyleyse Yahudinin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?這 樣 說 來 、 猶 太 人 有 甚 麼 長 處 、 割 禮 有 甚 麼 益 處 呢
Öyleyse Yahudinin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?這樣說來 、 猶太 人有 甚 麼長處 、 割禮 有 甚麼 益 處呢
Özellikle de kadın sünneti haberlerinde몇몇 이야기들, 특히 여성 할례에 대한 기사 같은 내용은 그곳에 여성 리포터와 편집자가 없었다면 찾지 못했을 것이라고 말했습니다.
Özellikle de kadın sünneti haberlerindeוהם לא היו מקבלים אחדים מסיפורים אלה ללא עיתונאיות ועורכות בשטח, במיוחד אחת על מילת נשים.
Özellikle de kadın sünneti haberlerindeو أنهم لم يكن ليحصلوا علي بعض هذه الأخبار لولا وجود مراسلات و محررات في الميدان لاسيما عن ختان الأناث
Özellikle de kadın sünneti haberlerinde女性の記者や編集者がいたからだ 特に女性性器切除の取材では 男性であれば立ち入ることは 出来なかった と語りました
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.All'ottavo giorno vennero per circoncidere il bambino e volevano chiamarlo col nome di suo padre, Zaccaria
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.In zgodi se osmi dan, da pridejo obrezovat dete in ga kličejo po imenu očeta njegovega, Zaharija.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.팔일이 되매 아이를 할례하러 와서 그 부친의 이름을 따라 사가랴라 하고자하더니
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Le huitième jour, ils vinrent pour circoncire l`enfant, et ils l`appelaient Zacharie, du nom de son père.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Och på åttonde dagen kommo de för att omskära barnet; och de ville kalla honom Sakarias, efter hans fader.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Potom stalo sa ôsmeho dňa, že prišli obrezať dieťatko a volali ho po mene jeho otca Zachariášom.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Qua ngày thứ tám, họ đều đến để làm lễ cắt bì cho con trẻ; và đặt tên là Xa-cha-ri theo tên của cha.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Qua_ngày thứ tám , họ đều đến để làm lễ cắt bì cho con_trẻ ; và đặt tên là Xa-cha-ri theo tên của cha .
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Stalo se pak v den osmý, přišli obřezovati dítěte, a nazývali jej jménem otce jeho Zachariášem.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Sucedeu, pois, no oitavo dia, que vieram circuncidar o menino; e queriam dar-lhe o nome de seu pai, Zacarias.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.В восьмой день пришли обрезать младенца и хотелиназвать его, по имени отца его, Захариею.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.И на осмия ден дойдоха да обрежат детенцето; и щяха да го нарекат Захария, по бащиното му име.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.І сталось, восьмого дня прийшли обрізати хлопятко, і хотіли назвати його ймям батька його, Захарією.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.ויהי ביום השמיני ויבאו למול את הילד ויקראו אתו זכריה על שם אביו׃
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.وفي اليوم الثامن جاءوا ليختنوا الصبي وسموه باسم ابيه زكريا.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.到 了 第 八 日 、 他 們 來 要 給 孩 子 行 割 禮 . 並 要 照 他 父 親 的 名 字 、 叫 他 撒 迦 利 亞
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.到了 第八 日 、 他 們來 要 給 孩子 行 割禮.並要 照 他 父親 的 名字 、 叫 他 撒迦 利亞
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Ale ty budeš skrúšený medzi neobrezancami a budeš ležať s pobitými od meča.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Così tu giacerai fra i non circoncisi e con i trafitti di spada
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.I ty mezi neobřezanci potřín budeš, a lehneš s zbitými mečem.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.I ty w pośrodku nieobrzezaóców starty będziesz, i będziesz leżał między pobitymi mieczem.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Ja, också du skall bliva krossad bland de oomskurna och få ligga bland dem som äro slagna med svärd.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.오직 너는 할례 받지 못한 자와 일반으로 패망할 것임이여 칼에 살륙 당한 자와 함께 누우리로다
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Mas tu serás quebrado no meio dos incircuncisos, e jazerás com os que foram mortos a espada.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Nhưng ngươi sẽ bị gãy ở giữa những kẻ chưa chịu cắt bì , và sẽ nằm chung với những kẻ bị giết bởi gươm .
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Nhưng ngươi sẽ bị gãy ở giữa những kẻ chưa chịu cắt bì, và sẽ nằm chung với những kẻ bị giết bởi gươm.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Og du, midt iblandt uomskårne skal du bli knust og ligge hos dem som er drept med sverdet.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Også du skal ligge knust imellem de uomskårne, blandt de sværdslagne.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Sinutkin muserretaan ympärileikkaamattomien joukossa, ja sinä saat maata miekallasurmattujen parissa.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Şi tu vei fi zdrobit în mijlocul celor netăiaţi împrejur, şi te vei culca împreună cu cei ucişi de sabie!
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Te is a körülmetéletlenek közt rontatol meg, és fekszel a fegyverrel megölettek mellett.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Toi aussi, tu seras brisé au milieu des incirconcis; Tu seras couché avec ceux qui sont morts par l`épée.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Tudi ti, Egipt, bodeš strt sredi neobrezancev, in ležal boš ž njimi, ki so pobiti z mečem.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Tú, pues, serás quebrantado entre los incircuncisos, yacerás con los muertos a espada
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Ναι, συ θελεις συντριφθη εν μεσω των απεριτμητων, και θελεις κοιτεσθαι μετα των τεθανατωμενων εν μαχαιρα.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.И ты будешь сокрушен среди необрезанных и лежать с пораженными мечом.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.Но и ти ще бъдеш сломен всред необрязаните, и ще лежиш с убитите от нож.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.ואתה בתוך ערלים תשבר ותשכב את חללי חרב׃
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.اما انت ففي وسط الغلف تنكسر وتضطجع مع القتلى بالسيف.
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.法 老 阿 、 你 必 在 未 受 割 禮 的 人 中 敗 壞 、 與 那 些 被 殺 的 人 一 同 躺 臥
‹‹Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.法老 阿 、 你 必 在 未受 割禮 的 人 中 敗壞 、 與 那些 被 殺 的 人 一同 躺臥
‹‹Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.Engkau dan semua keturunanmu yang laki-laki harus disunat
‹‹Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.너희 중 남자는 다 할례를 받으라 이것이 나와 너희와 너희 후손사이에 지킬 내 언약이니라
‹‹Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.og dette er min Pagt, som I skal holde, Pagten mellem mig og eder, at alt af Mandkøn hos eder skal omskæres.
‹‹Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.זאת בריתי אשר תשמרו ביני וביניכם ובין זרעך אחריך המול לכם כל זכר׃
‹‹Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.هذا هو عهدي الذي تحفظونه بيني وبينكم وبين نسلك من بعدك. يختن منكم كل ذكر.
‹‹Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.你 們 所 有 的 男 子 、 都 要 受 割 禮 、 這 就 是 我 與 你 、 並 你 的 後 裔 所 立 的 約 、 是 你 們 所 當 遵 守 的
‹‹Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.你 們 所有 的 男子 、 都 要 受 割禮 、 這就是 我 與你 、 並 你 的 後裔 所立 的 約 、 是 你們所 當 遵守 的