Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.Neboť jsou mnozí nepoddaní, marnomluvní, i svůdcové myslí lidských, zvláště ti, jenž jsou z obřízky.
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.Porque há muitos insubordinados, faladores vãos, e enganadores, especialmente os da circuncisão,
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.Porque hay aún muchos rebeldes, habladores de vanidades y engañadores, especialmente de los de la circuncisión
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.Sillä paljon on niskoittelevia, turhanpuhujia ja eksyttäjiä, varsinkin ympärileikattujen joukossa;
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.Thi mange ere genstridige, føre intetsigende Snak og dåre Sindet, især de af Omskærelsen;
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.Διοτι υπαρχουσι πολλοι και ανυποτακτοι ματαιολογοι και φρενοπλανοι, μαλιστα οι εκ της περιτομης,
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.Багато бо непокірних, марномовцїв і обманщиків, найбільше ж которі з обрізання,
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.Ибо есть много и непокорных, пустословов и обманщиков, особенно из обрезанных,
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.כי יש הרבה מרדים מדברי הבל ומתעי נפש ובפרט מן המולים׃
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.فانه يوجد كثيرون متمردين يتكلمون بالباطل ويخدعون العقول ولا سيما الذين من الختان
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.因 為 有 許 多 人 不 服 約 束 、 說 虛 空 話 、 欺 哄 人 . 那 奉 割 禮 的 、 更 是 這 樣
Çünkü asi, boşboğaz, aldatıcı birçok kişi vardır. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.因為 有 許多 人 不服 約束 、 說虛 空話 、 欺哄人 . 那 奉 割禮 的 、 更是 這樣
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Albowiem nie ten jest Żydem, który jest Żydem na jawie, ani to jest obrzezka, która jest na jawie na ciele;
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Infatti, Giudeo non è chi appare tale all'esterno, e la circoncisione non è quella visibile nella carne
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.대저 표면적 유대인이 유대인이 아니요 표면적 육신의 할례가 할례가 아니라
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Lebo nie je ten je Židom, kto je ním zjavne, navonok, ani nie je obriezkou obriezka na tele;
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Mert nem az a zsidó, a ki külsõképen az; sem nem az a körülmetélés, a mi a testen külsõképen van:
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Nebo ne ten jest pravý Žid, kterýž jest zjevně Židem; aniž to jest pravé obřezání, kteréž bývá zjevně na těle;
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Porque não é judeu o que o é exteriormente, nem é circuncisão a que o é exteriormente na carne.
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Porque no es judío el que lo es en lo visible, ni es la circuncisión la visible en la carne
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Thiikke den er Jøde, som er det i det udvortes, ej heller er det Omskærelse, som sker i det udvortes, i Kød;
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Ty den är icke jude, som är det i utvärtes måtto, ej heller är det omskärelse, som sker utvärtes på köttet.
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Διοτι Ιουδαιος δεν ειναι ο εν τω φανερω Ιουδαιος, ουδε περιτομη η εν τω φανερω η γινομενη εν σαρκι,
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Ибо не тот Иудей, кто таков по наружности, и не то обрезание, которое наружно, на плоти;
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Много във всяко отношение, а първо, защото на юдеите се повериха Божествените писания.
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.Не той бо, хто явно (такий) єсть Жидовин, і не те, що явно по тілу, обрізаннє,
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.כי לא הנראה מחוץ הוא היהודי ולא הנראה מחוץ בבשר היא המילה׃
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.لان اليهودي في الظاهر ليس هو يهوديا ولا الختان الذي في الظاهر في اللحم ختانا
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.因 為 外 面 作 猶 太 人 的 、 不 是 真 猶 太 人 、 外 面 肉 身 的 割 禮 、 也 不 是 真 割 禮
Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.因 為 外面 作猶 太 人 的 、 不 是 真 猶太人 、 外面 肉身 的 割禮 、 也 不 是 真 割禮
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.할례자도 믿음으로 말미암아 또는 무할례자도 믿음으로 말미암아 의롭다 하실 하나님은 한 분이시니라
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.koskapa Jumala on yksi, joka vanhurskauttaa ympärileikatut uskosta ja ympärileikkaamattomat uskon kautta.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.Mivelhogy egy az Isten, a ki megigazítja a zsidót hitbõl és a pogányt hit által.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.Poněvadž jeden jest Bůh, kterýž ospravedlňuje obřízku z víry, a neobřízku skrze víru.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.Ponieważ jeden jest Bóg, który usprawiedliwi obrzezkę z wiary i nieobrzezkę przez wiarę.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.pretože je jeden Bôh, ktorý ospravedlní obriezku z viery, aj neobriezku vierou.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.puisqu`il y a un seul Dieu, qui justifiera par la foi les circoncis, et par la foi les incirconcis.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.så sandt som Gud er een og vil retfærdiggøre omskårne af Tro og uomskårne ved Troen.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.så sant Gud er én, og han rettferdiggjør de omskårne av troen og de uomskårne ved troen.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.så visst som Gud är en, han som skall göra de omskurna rättfärdiga av tro, så ock de oomskurna genom tron.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.se é que Deus é um só, que pela fé há de justificar a circuncisão, e também por meio da fé a incircuncisão.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.επειδη εις ειναι ο Θεος οστις θελει δικαιωσει την περιτομην εκ πιστεως και την ακροβυστιαν δια της πιστεως.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.Защото ако Авраам се е оправдал от дела, има с какво да се хвали, само не пред Бога.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.потому что один Бог, Который оправдает обрезанных по вере и необрезанных через веру.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.яко ж бо один Бог, що оправдує обрізаннє з віри і необрізаннє вірою.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.כי אחד האלהים המצדיק את המולים מתוך האמונה ואת הערלים על ידי האמונה׃
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.لان الله واحد هو الذي سيبرر الختان بالايمان والغرلة بالايمان.
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.神 既 是 一 位 、 他 就 要 因 信 稱 那 受 割 禮 的 為 義 、 也 要 因 信 稱 那 未 受 割 禮 的 為 義
Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.神 既 是 一 位 、 他 就 要 因 信稱 那 受 割禮 的 為義 、 也 要 因 信稱 那 未 受 割禮 的 為義
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Als sie ein junges Mädchen war, wurde sie gegen ihren Willen verstümmelt.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Cănd era fetiţă, a fost mutilată împotriva voinţei ei.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Cuando era una jovencita, fue mutilada en contra de su voluntad.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Da ragazzina, era stata mutilata contro la sua volontà.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Fiatal lányként akarata ellenére megcsonkították.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Gdy była małą dziewczynką została okaleczona wbrew swojej woli.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Ketika dia masih muda, dia dipaksa untuk melakukan sunat.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Khi còn trẻ, cô bị tổn thương tinh thần.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.어렸을 때 아그네스는 강제로 성기 일부를 훼손당했으며
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Quand elle était petite fille, elle a été mutilée de force.
Daha küçük bir kızken zorla sünnet edilmişti.Quando era pequena, foi mutilada contra sua vontade.