söz konusu ile cümle
söz konusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Söz konusu “Altın Çağ”ın niteliği ve ne kadar sürdüğü birçok tartışmaya konu olmuştur.Discute-se muito sobre sua importância e mesmo sua duração.
Ancak söz konusu inşa işlerinde kullanılmak üzere birçok antik kalıntının taşları söküldü.Esta substituiu muitos outros tipos de madeira em aplicações de construção por estas razões.
Bir genelleme söz konusu değildir.Não é questão de gênero.
O söz konusu değil.Isso está fora de questão.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.Zij verplichtte hem om allerlei leugens te verzinnen en met haar plannen mee te doen.
Yıl 2005, aynı durum söz konusu.Het jaar 2005 verliep vergelijkbaar.
Pazarlama söz konusu değildi.Niet in de handel geweest.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Hierbij kwam niemand om het leven.
Söz konusu roman 2000 yılında kitaplaştırılmıştır.De roman werd in 2000 gepubliceerd.
Söz konusu bilgi, açıklanacak sözcükten daha uzun olur.De vertelde tijd is groter dan de verteltijd.
Kümülatif bir artış söz konusudur.Het afgeleide bijvoeglijke naamwoord is incrementeel.
Bağımsız ve tek başına kullanımı bu nedenle çok fazla söz konusu olmamaktadır.En ach, dat er geduwd wordt is op zichzelf niet zo erg.
Oysa bu gençlik hareketleri için söz konusu değildir.Dit soort van betrokkenheid ontbreekt bij de jeugd.
Söz konusu çizginin doğusunda kalan bütün bölgeler ise Portekizlere aitti.Alles ten zuiden van de lijn was Japans grondgebied.
Eğer temas söz konusu olursa alkol ile silinmelidir.Na het aanbrengen verdampt de alcohol.
Türkiye ise söz konusu adaların kendisine ait olduğunu belirtti.Venezuela vond echter dat de eilanden bij hen hoorden.
İsim benzerliğinden ötürü getirilerek işkence gören mağdurlar da soz konusudur.Wijken die aan de naamgeving, ook van hun straten, nog als zodanig herkenbaar zijn.
Ancak söz konusu pazar yeri muhtemelen hiç inşa edilmemiştir.Mogelijk is de tempel nooit volledig afgebouwd.
Bunlara karşın bu konudaki veriler için bir çoğalma söz konusudur.Een hoofdtelwoord is een woord (telwoord) dat een aantal weergeeft.
Çünkü tekâmülde gerileme söz konusu değildir.Terugvechten heeft geen zin.
Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur."Military madness" heeft een pacifistische boodschap.
Fakat bu kişi için bahse girdiysek ortada bir durum söz konusudur.Wordt het bewijs geleverd, dan spreekt men van een stelling.
2.0 versiyonunda tam olarak olmasa da fizik kurallarına uygunluk söz konusudur.Een versie 2.0 van het virus bestaat en bevat regels.
Söz konusu kayırıcılığı demokrasinin gelişmesi olarak görüyordu.De vloek van het succes, over ontwikkeling van democratie.
Ancak dağlar gibi bölgeler de söz konusu olabilir.Ook lokaal kan deze afwijken, zoals in bergachtige gebieden.
Bazı domino kümeleri içinse böyle bir kabul durumu söz konusu değildir.Voor sommige niet-homogene forceringen is dit geen goede benadering.
Bu bağlamda söz konusu proteinlerin bir protein kompleksinin altbirimleri olduğu söylenir.Zoals eerder genoemd hebben eiwitten in oplossing een lading.
Peki ne kadar bir uzunluk söz konusu?Hoeveel kilo moet je dan dragen en gedurende hoeveel uur?
Ne var ki söz konusu şehzadenin bu tür girişimlerle hiç ilgisi yoktu.De regering zegt niets te maken te hebben met de aanvallen.
Bunlardan birinin diğerinden daha iyi olması gibi bir durum söz konusu değildir.Geen van deze imago's is noodzakelijkerwijs beter dan een ander.
Tüm bunların sonucunda da her iki taraf söz konusu antlaşmayı imzalamışlardır.Partijen hebben immers de overeenkomst beide ondertekend.
Benzer bir durum screwball komedisi denilen filmler için de söz konusudur.Enkele films uit dezelfde periode vertonen elementen van de screwball-komedie.
Tanrı ile insan arasında İsa'dan başka bir aracı söz konusu olamaz.“Er mag niets tussen jou en God in staan.
Söz konusu karar Macaristan için bu alanda bir ilk niteliğindedir.Deze valse orde week daarop uit naar Hongarije.
Trito-Yeşaya'da bir bütünlük söz konusu değildir.In het tai-Jutsu zelf bestaat geen competitie.
Burada, emrin hiç yapılmaması söz konusu değildir.Deze naam is nooit in zwang geraakt.
Söz konusu cüzler 1771'den sonra birbirinden bağımsız hareket etmeye başladılar.Na het faillissement van de onderneming in 1721 werden deze mensen onafhankelijk met een eigen stuk land.
Söz konusu eylemlerin mutlaka "kasten" işlenmesi gerekmemektedir.Deze acties mogen echter niet zonder meer als "straf" worden beschouwd.
Aynı zamanda söz konusu öğretiler Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası'na da eklenmiştir.De vereniging sponsort ook de bouw van scholen in de Volksrepubliek China.
Söz konusu cisim düzgün veya parlak olmamalıdır.De bladrand is gaaf of onduidelijk getand.
Genellikle bir kazanım veya yitirim söz konusu olan gergin durumlarda ortaya çıkarlar.Regelmatig eindigden uitvallen in schermutselingen of in hevige gevechten.
Aynı durum, adi şirkette de söz konusudur.Dat geldt in zekere zin ook voor de onderlinge waarborgmaatschappij.
Bir ölüm söz konusu olduğunda, ceset yakılmadan önce 48 saatlik bir bekleme süresi vardır.Binnen 48 uur van de ondertekening van dit akkoord dient een staakt-het-vuren van kracht te worden.
Söz konusu okul daha sonraki dönemlerde yıkılmıştır.Het pand van deze voormalige school werd later gesloopt.
Bu tarihte imparator bir “altın boğa” ile Kurfürsten’in söz konusu hakkı açık bir şekilde tanımış oldu.In dit Regthuys werd ook voor de 'ambachtsheerlijkheid' Gouderak recht gesproken.
Ancak spesifik olarak köye has bir durum söz konusu değildir.Over de stad Ys zelf is niets concreets te zeggen.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Tevens beweerde men dat dit nummer verkrachting en moord verheerlijkt.
Bu da, söz konusu bağlacın yapısıyla ilgilidir.Dit heeft te maken met het milieu waarin ze zitten.
Ve söz konusu ölüm ise, Ne olacak ki?Wat is de doodsoorzaak?
Bence, her iki şarkı birbirine oldukça benziyor; bir intihal söz konusu değil," dedi.De twee liederen werden apart van elkaar gecomponeerd, ze hebben geen gemeenschappelijk thema.
Belgesel tarzında çekilmiş olan bu film, söz konusu arayışın yarı kurgusal olarak anlatılmasına dayanır.De reden daarvoor wordt gaandeweg een dergelijke film duidelijk middels de found footage.
Söz konusu hadis şudur: ...Deze strofe luidt:
Tek ayak deformitelerinde, söz konusu ayak diğer ayaktan daha küçük kalabilir.De voet zal anders geweest zijn en wellicht de staart korter.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.الكذّاب - al-Kadhdhaab) a nawet „Kłamca nad kłamcami”.
Öyle ki o dönemde yasaklanmaları söz konusu olmuştur.W owych czasach było to zabronione.
Bu kuvvet vektörünün gücü (genliği) söz konusu daire üzerinde her noktada aynıdır.Wnętrze dowolnego zbioru równe jest swojemu wnętrzu: int(int(S)) = int(S).
Oysa bu gençlik hareketleri için söz konusu değildir.Nie są to wyłącznie projekty młodzieżowe.
Söz konusu bilgi, açıklanacak sözcükten daha uzun olur.Sam fakt rozmowy jest ważniejszy niż to, co się mówi.
1971'de söz konusu görevinden emekli olmasından sonra, el-Ahram gazetesinde yazar olarak çalışmıştır.W 1971 odszedł na zasłużoną emeryturę, co umożliwiło mu zajęcie się współpracą z redakcją gazety Al–Ahram.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Nikogo nie skazano przy tym na śmierć.