söz konusu ile cümle

söz konusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Söz konusu kayırıcılığı demokrasinin gelişmesi olarak görüyordu.ولكن كان مقتل هذه التجربة في رأيي هو الأسلوب الذي تعامل به مع الديمقراطية.
Yaklaşık 2500 yıldır İran'da Yahudi mevcudiyeti söz konusudur.كان هناك عدد كبير من السكان اليهود في إيران على مدى 2500 سنة.
Kadınlarda da aynı durum söz konusu olup salgılandığı vakit kadınlık hormonuna dönüşmektedir.لكن هذه الألوان ذاتها تمزقها عندما تصبح المرأة أرملة.
Söz konusu belli bir nesne olsa bile, bu nesnenin basit bir şekilde anlatılmasını tasvip etmem" demektedir."فقط بما أنني على ما يبدو متعايش مع هذا الوضع، لا يمكنني تقديم النصائح حول كيفية تقبله."
Söz konusu örgüt 16 ekim 1945 tarihinde Kanada'da Gıda ve Tarım Anayasası'nın imzalanmasıyla kurulmuştur.وتم ذلك في كيبيك في 16 أكتوبر 1945 حيث تم إقرار دستور منظمة للاغذية والزراعة.
Fakat burada kendi kendisiyle bir hesaplaşma söz konusudur,herhangi bir cezalandırma söz konusu değildir.المخادنة هي المُصاحبة، وفيها ما ذكر في القرآن: "ولا متخذات أخدان".
Bu açıdan sistem yaklaşımı ile aralarında önemli bakış açısı farklılığı söz konusudur.وثانيا، التمايز القائم بينهما، على صعيد المنهج.
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.يظهر وسواسها بالنظافة والنظام في كل لحظة وفي أي مكان.
MSG gıdalarla birlikte verildiğinde söz konusu belirtiler gözlemlenmemiştir.ولم تتم ملاحظة الأعراض عند إعطاء MSG مع الطعام.
Bu işlemin hastaya hiçbir zararı söz konusu değildir.وقد لايحدث شى من هذا إذا عولج المريض.
Söz konusu durumla bağlantılı olarak şehirde birçok cami, mescit, dinî yapı kurulmuştur.وخرج معه خلق كثير من المدينة وغيرها من سائر الأقطار التي وصل إليها الإسلام.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.هذا الإطار يشمل الاغتصاب والاعتداء الجنسي.
İkisinin aynı anda olması durumu söz konusu değildir.لا يتطلب وجود كلا الطرفين في نفس الوقت.
Köy yolu engebelidir lakin yerleşim alanında bu durum pek fazla söz konusu değildir.الطريق من الأسفلت لكن حالته سيئة في عدة أماكن.
Tabii ki istisnalar da söz konusudur.و: كيانات تكون كلمات.
Söz konusu dokümanlar, "Darbe Günlükleri"ydi.من كتبه: الحوادث اليومية.
Komedide ise genç ve yaşlı bir otorite arasındaki yüzleşme söz konusudur.و هذا يعكس التناقض الذي كان حاصلاً في أكادمية الفنون ما بين الجيل القديم و الجيل الأصغر سناً.
Bunun yanında, gümrük statüleri, para alanları, NATO üyeliği gibi düzlemler söz konusudur.كما يوجد مقياس آخر يكون حسب الحالة الجمركية، والعُملة المُستخدمة، والعضوية في حلف شمال الأطلسي.
Daha henüz tarım ekonomisine dayalı olan Fransa’da böyle bir açmaz söz konusu değildi.ولم يكن هذا البرنامج الوحيد المدعوم من قبل منظمة الغذاء والزراعة في تلك الفترة.
Burada söz konusu gelecekte tasfiye edilecek işlemlerdir.هذا يهدف لجعل مثل هذه القضايا باطلة في المستقبل.
Olayın görgü tanıkları, Kuran yakma diye bir şeyin söz konusu olmadığını söylemişti.أقسم الضباط الذين كانوا موجودون بالحادثة علي عدم التفوه بكلمة واحدة.
Bu eser söz konusu makalelerden oluşmaktadır.وبعض هذه الأشياء تحمل نصوصاً جنائزية.
Söz konusu dönemde Yunanistan'da benzer bir seçkin zümre yoktu.ليس هناك أي نوع من المعلومات الإذاعية حول مسائل مجتمع المثليين في أي مكان في اليونان منذ ذلك الحين.
Bu şekilde, bu devşirme malzemenin üçüncü kez kullanılması söz konusudur.كان هذا ثالث هجوم من نوعه هذا الشهر باستخدام شبكة من الأنفاق.
Söz konusu başyapıtların tarihle iç içe geçerek bugünkü değerlerine ulaştıkları vurgulanır.تستعرض كتاباته تأثير الماضي على الحاضر.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.Ele, assim como seus associados e sua família, negou veementemente a acusação.
Söz konusu hadis şudur: ...“Eu acho que a piada é sobre...
Bunlardan birinin diğerinden daha iyi olması gibi bir durum söz konusu değildir.Uma situação não é necessariamente melhor do que a outra.
Günümüzde Estonya’da bankacılık sektörü için ideal koşullar söz konusudur.Atualmente, existem condições quase ideais para o setor bancário.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Em nenhuma circunstância poderia ser entregue vivo nas mãos de alguém.
Ancak, söz konusu diplomatlar sınırdışı edilebilirler.Diplomatas estão isentos dessas restrições.
Daha sonra Triple H, Kane'i söz konusu eylemin gerçekleştiği video görüntüleri göstermekle tehdit etti.Triple H mais tarde mostrou uma filmagem de Kane a cometer o ato.
Bununla birlikte, daha küçük ölçekli figüratif asmalar ve ipekli kıyafetler de söz konusudur.No entanto, a uma escala menor, há menções a cortinados e roupa.
Ancak, ödüllerin sahiplerini bulamadığı ya da hiçbir sitenin söz konusu ödüle layık görülmediği de olmuştur.Tampouco ateus, pois não se preocupam com ação ou recompensa.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.Em verdade, ser-te-á reservada uma infalível recompensa.
Adı Zosma demektir kuşak içinde eski Yunan, söz konusu yıldızın konumunda olan constellation, kalça aslan.O nome Zosma significa cintura em grego antigo, referindo-se à posição da estrela na constelação.
Söz konusu bu tür kavramlar, avcı-toplayıcı toplumlarda gündelik hayatın bir parçası olurdu.Eles teriam sido parte da vida cotidiana de sociedades de indivíduos caçadores-coletores.
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.O interessante é que sempre é colocado em foco casos de sentimentos profundos.
Söz konusu bölgeler kendi içerisinde ayrıca 71 adet ilçeye ayrılmış konumdadır.Estes, por sua vez, estão divididos em 71 gminy.
Bu kısıtlamalar artık söz konusu değildir.Esses decretos não estão mais em vigor.
Peki ne kadar bir uzunluk söz konusu?Mas quanto dinheiro é o suficiente?
Şamanın transında, kendi başına yaptığı bir şuur deneyimi söz konusudur.Buemba!, mais um quadro de humor satírico feito por ele.
Böylece kişi söz konusu devletin koruması altına girer.O papel do estado passa, então, da tutela de pessoas para a tutela de direitos.
Bu işlemin hastaya hiçbir zararı söz konusu değildir.O teste não apresenta nenhum risco para o paciente.
Özellikle kutsal metin çalışma konusunda bu durum söz konusudur.A priori, existe um erro muito comum em relação a este santo.
Söz konusu saldırı kuzeyde gerçekleşen son büyük çarpışmaydı.Esta foi a última grande batalha terrestre travada no norte.
Eğer temas söz konusu olursa alkol ile silinmelidir.Caso isso ocorra o bulbo deve ser limpo com álcool.
Bu da, söz konusu bağlacın yapısıyla ilgilidir.Tudo relacionado com a estrutura das obrigações.
Tarihsel çelişki söz konusu.Histórico de confrontos.
Bu yetenek kişinin kendi bedeni için söz konusu olduğunda yeteneğe otoskopi adı verilir.À capacidade auto-indutiva de um indutor, dá-se o nome de Indutância.
Burada, emrin hiç yapılmaması söz konusu değildir.Seu nome nunca foi dito em nenhum episódio.
Ancak söz konusu pazar yeri muhtemelen hiç inşa edilmemiştir.Contudo, os landmarks não foram definidos nenhuma vez.
Söz konusu etnik grupların nüfus oranları tam olarak bilinmemektedir.Estatísticas oficiais sobre etnia não estão disponíveis.
Bu sebeple söz konusu şubenin adı "makaroni" olarak kabul edildi.Algumas pessoas geralmente se referem a ele com o apelido de "macarrão".
İki anakütle söz konusu ise bunların varyansları eşit olmalıdır.E como são duas Afrodites as existentes, seriam dois os Amores correspondentes.
Günümüzde söz konusu “amfiyatro” biçimli yapılardan yalnızca biri restore edilmiş haldedir.Apenas um exemplar do Animantarx foi recuperado até agora.
Tam manasıyla olmasa da bir toparlanma söz konusudur.Apesar de não existir uma regra, existe o bom senso de dar um nome.
Günümüzde Büyük Piramidin bu yapılarda kullanılmış söz konusu taşları halen görülebilir durumdadırlar.Ainda hoje se podem ver os ninhos de metralhadoras construídos com pedras encontradas no local.
Sürekli bir hesaplaşma, bir karşılaştırma söz konusudur eserde.Atualizar dados constantemente para interação com disciplinas correlatas.
Bu problemi ortadan kaldırmak ancak söz konusu sorgulara özgü bazı önlemler alarak mümkündür.No entanto, a capacidade de resolver dificuldades na prática é também uma responsabilidade primária.

İlgili Sayfalar