Sörf ile uğraşmıştır.Занимался сёрфингом.
Emma kendini sörf yapamam diye hissettiğinde ona sörf yapmayı öğretir.Когда он замечает, что Эмме грустно из-за её ужасного первого дня, он учит её, как заняться серфингом.
Gümüş sörf tahtasında uyur.Впадает в Серебрянское водохранилище.
Kanae sörf yapmayı sever ve okula bir motorsikletle gider.Хобби: Маккензи занимается фитнесом и любит кататься на велосипеде.
Popüler bir sörf mekanıdır.Является популярным садовым растением.
Eğer yeterince zamanı varsa bazen sörf de yapar.Но зато у них есть возможность в свободное время заниматься серфингом.
1994 - Danny fena bir sörf kazasında boynunu kırdı.В 1943 году Киселёв был тяжело ранен осколком в челюсть.
Boş zamanlarında sörf ve kayak yapmaktan hoşlanmaktadır.يعشق ركوب الدرجات البخارية في وقت فراغة.
O bir sörfçü.هي راكبة أمواج.
Brady ve Mack (McKenzie) sörf yapmayı seven iki gençtir.Brady e McKenzie (Mack) estão ansiosos para a volta as aulas.
Sörf ile uğraşmıştır.É operado pela Supervia.
Onun favori sporları ; sörf, basketbol, futbol ve snowboard .Seus esportes favoritos são surf, snowboarding, skate e beisebol.
8 Mart 1969; New York ), Amerikalı kadın sörfçüdür.Lisa Andersen (Nova York, 8 de março de 1969) é uma surfista norte-americana.
Hemsworth burada zamanının çoğunu kardeşleriyle sörf yaparak geçirdiğini söylüyor.Hemsworth zegt dat hij veel van zijn tijd daar doorbracht met surfen met zijn broers.
Önemli bir yüzme yeri olup Japon sörfünün doğuduğu yer olarak bilinir.De stad is bekend als badplaats en de plaats waar het surfen in Japan begon.
Çok iyi sörf yapar.Bovendien is hij een erg goede surfer.
Hobileri arasında tenis ve sörf bulunmaktadır.Tussen toezichthouder en TenneT bestaat een spanningsveld.
Popüler bir sörf mekanıdır.Het is een populaire bestemming voor surfers.
Güvenlik ve Gizlilik:Opera Internette güvenle sörf yapmanızı sağlar.De schermlezer kan hen zo helpen op het internet te surfen.
Gümüş sörf tahtasında uyur.Zilveren maan bij de Vlinderstichting.
1994 - Danny fena bir sörf kazasında boynunu kırdı.In 2004 ging het weer mis en in Teutschenthal brak hij zijn nek.
Günümüzde sörf merkezlerinden biri haline gelmiştir.Tegenwoordig is de plaats geliefd bij surfers.
26 Ocak 1970, Grosseto) İtalyan rüzgâr sörfçüsüdür.Alessandra Sensini (Grosseto, 26 januari 1970) is een Italiaanse windsurfster.
1994 - Danny fena bir sörf kazasında boynunu kırdı.W 1994 złamał kark podczas surfingu.
Çok iyi sörf yapar.Umiał naprawdę surfować.
Bir grup sörfçü hem çalışmak hem de sörf yapmak için Gün Batımı Plajına gelirler.Czworo nastolatków wybiera się na odludną, nadmorską plażę, by tam spędzić dzień na zabawie i surfowaniu.
Güvenlik ve Gizlilik:Opera Internette güvenle sörf yapmanızı sağlar.Gwarantuje bezpieczeństwo podczas typowego surfowania po internecie.
Ama orada bir sörf öğretmeni olarak çalışmak zorunda kalıyor.Ponadto pracuje jako nauczyciel religii.
Hemsworth burada zamanının çoğunu kardeşleriyle sörf yaparak geçirdiğini söylüyor.Hemsworth säger att han tillbringade mycket tid med att surfa med sina bröder.
Sörf ile uğraşmıştır.Denna möter förurladdningen.
Eğer yeterince zamanı varsa bazen sörf de yapar.Om skoliosen tilltar kan det ibland behövas operation.
Çok iyi sörf yapar.Går utmärkt att övervintra.
Yüksek dalgalar Florida'yı vurarak bir sörfçünün boğulmasına sebep oldu.En surfare drunknade i Florida på grund av väderleken.
Yine de arada sırada sörf yapabiliyor.Dessutom håller hon ibland föredrag.
Popüler bir sörf mekanıdır.Den är en populär vigselkyrka.
Bu işlem, sörf bölgesine yakın veya kıyı bölgesinde meydana gelir.Genomföra specialoperationer till havs eller i det kustnära området.
Popüler bir sörf mekanıdır.Є популярним курортом.
Çok iyi sörf yapar.Добре витримує обрізування.
Gümüş sörf tahtasında uyur.Впадає у Серебрянське водосховище.
Ron sörfü seviyor.Рону подобається серфінг.
Hobileri; dağ bisikleti ve sörf.Jeho hobby jsou horská kola a surfování.
Günümüzde sörf merkezlerinden biri haline gelmiştir.Dnes je jedním ze středisek vinařství.
Çok iyi sörf yapar.Snáší dobře exhalace.
Yine de arada sırada sörf yapabiliyor.Se pot târî uneori pe substrat.
Popüler bir sörf mekanıdır.Este un loc renumit pentru practicarea surfing-ului.
O, internette sörf yaparak çok fazla zaman harcar.Ea își petrece prea mult timp navigând pe internet.
Dün bu saatlerde internet de sörf yapıyordum.Ieri pe timpul ăsta, navigam pe internet.
Surfaris, Amerikalı "Sörf rock" grubu, 1960'larda.Az Eddie and the Showmen egy surf-rock együttes volt az 1960-as évekből.
Gölün büyüklüğü ve rüzgarlı koşulları sayesinde sörf yapmak mümkündür.Surffaus on mahdollista järven koon ja tuulisten olosuhteiden ansiosta.
Hemsworth burada zamanının çoğunu kardeşleriyle sörf yaparak geçirdiğini söylüyor.Ο Χέμσγουορθ ανέφερε ότι πέρασε αρκετό χρόνο εκεί να κάνει surfing με τα αδέρφια του.
Sörf ile uğraşmıştır.Συμμετέχει στην Σούπερεταν.
Popüler bir sörf mekanıdır.Αποτελεί δημοφιλής τόπος παρατήρησης πουλιών.
Kanae sörf yapmayı sever ve okula bir motorsikletle gider.For eksempel, "kan du lide at gå og cykle til skole?".
Ama orada bir sörf öğretmeni olarak çalışmak zorunda kalıyor.Hun studerer til at blive en særlig uddannelse lærer.
Hemsworth burada zamanının çoğunu kardeşleriyle sörf yaparak geçirdiğini söylüyor.Hemsworth nói anh đã dành nhiều thời gian để lướt cùng anh em mình.
Kanae sörf yapmayı sever ve okula bir motorsikletle gider.Kanae thích lướt sóng và đi xe máy tới trường. Cô ấy không biết mình muốn làm gì trong tương lai.
Ama orada bir sörf öğretmeni olarak çalışmak zorunda kalıyor.亜蘭のような教師になりたいと思っている。
Sörf ile uğraşmıştır.サーフィンをしている。
Sörf bölgesinde sadece deneyimli yüzücüler suya girmelidir .また遭難者の中では唯一水面を泳ぐことが出来る。
Ve sörf tahtasından ayırırlar.やすりで表面を削り取る。