Bu bizim rutin kan tahlilimizdi.So that's our general blood work test.
Bu aslında gayet düz bir görüntü işleme rutini. Şimdi nasıl çalıştığını göstereyim.Now, that's a fairly straightforward image processing routine, and let me show you how it works.
Bazı grafik rutinlerini iyileştirmekten ibaret değildi.It wasn't just a matter of tuning up some graphics routines.
Grafik rutinleri yoktu.There were no graphics routines.
Şimdi kontrol problama rutin başlatmak için basın [döngüsü Başlat] söylüyorNow the control tells me press [CYCLE START] to begin the probing routine
Ve yine, [problama rutin başlamak için döngüsü Başlat]And again, [CYCLE START] to begin the probing routine
Alt RutinlerSubroutines
Alt Rutinleri GösterShow Subroutines
Rutinini bozduğunu fark ederek endişelenen Birtukan, Assefa'yı durmadan aradı.Concerned by the break in his routines, Birtukan ceaselessly called Mr. Assefa.
Başbakan operasyonu rutin bir uygulama olarak nitelendirdi.Zivkovic described it as a routine action.
Uzman, Türkiye'nin bugün karşı karşıya olduğu bankacılık sorunlarının rutin olduğunu da ekliyor.The banking sector issues Turkey now faces are routine, he added.
Fakat bunu başarmak basit değildir ve asla alışkanlıklarla veya rutin olarak yapılmamalıdır.But it is not straightforward and should never be done by habit or routine.
Elektronik yapı problemi rutin olarak kuantum kimyası bilgisayar programları ile çözülmektedir.Electronic structure problem is routinely solved with quantum chemistry computer programs.
Projenin amacı dahilî kütüphane rutinlerini otomatikleştirmekti.The purpose of the project was to automate internal library routines.
2005 yılında rutin bakımdan geçen Amerika Birleşik Devletler Donanması SH-60F Seahawk helikopteriA United States Navy SH-60F Seahawk helicopter undergoing routine maintenance in 2005
Bu kabine sekreterleri, bakanlıklarının rutin işleyişinden sorumluydu.These cabinet secretaries were responsible for the routine operation of their ministries.
Yerleşik bilgi sözsüzdür ve sistematik rutinler içinde bulunur.Embedded knowledge is tacit and resides within systematic routines.
Dürüst olmam gerekirse, bütün gün oyun oynama rutinime biraz ara vermek iyiydi." demiştir. [2]It was very easy. It was honestly a nice break from my normal routine of playing games all day.”[6]
Diğer çoğu babun türü gibi, rutin olarak bir haşere olarak yok edilir.Like most other baboon species, it is routinely exterminated as a pest.[2]
Rüzgar koşulları, bir parkurun rutin bölümlerini potansiyel olarak seçici hale de getirebilir.Wind conditions can also make otherwise routine sections of a course potentially selective.
Rutin olarak intravenöz nimodipinin kullanımına ilişkin hala tartışmalı konular vardır.[2] [3]There is still controversy regarding the use of intravenous nimodipine on a routine basis.[2][7]
Nimodipin'in, kafa travması tedavisinde rutin bir kullanımı yoktur.Nimodipine is not regularly used to treat head injury.
Bağımsız medyanın tacizi ve sansürü rutindir.Harassment and censorship of independent media are routine.
Jogi'nin üç kuşaktan oluşan geleneksel işçi sınıfı Sih ailesi için olağan bir rutin sabah.It's a usual routine morning for Jogi's traditional working class Sikh family of three generations.
Cory, Florida ve Batı Hint Adaları'nda rutin toplama gezileri yaptı.Cory made routine collecting trips in Florida and the West Indies.
Wikidot sitesi bir rutin olarak yaratıcı yazarlık yarışmaları düzenler.Die Wikidot Webseite hält regelmäßig Schreibwettbewerbe ab.
Onların bu gelişi ailenin rutinini bozacaktır.Sein aufwändiger Lebensstil führte zum Ruin des Familienunternehmens.
Monica Bellucci ile eşinin, aralarındaki ilişkinin rutinleşmemesi için ayrı evlerde yaşadıkları bilinmektedir.Sie und auch Oma Kulick bemerken, dass sich beide Brüder in ihrer Aussage widersprechen.
Bu işte Bormann, Hitler'in rutin yazışmalarının çoğunu ele aldı.À ce poste, Bormann avait en charge une grande partie de la correspondance de routine d'Hitler .
Wikidot sitesi bir rutin olarak yaratıcı yazarlık yarışmaları düzenler.Le site Wikidot organise régulièrement des concours d'écriture.
Banka, rutin banka işlemlerinin yanı sıra sigorta işlemlerinde de hizmet vermektedir.La banque est aussi présente dans le domaine des assurances grâce à sa branche Saham Assurance.
Rutin işleri Bakanlar Konseyi adına yapan Genel Konsey, iki kısımdan oluşmaktadır.La présidence tournante au Conseil de l'Union européenne continue toutefois à exister séparément.
Otomatik süreçler rutin durumlarda ortaya çıkma eğilimindedirler.Le pupitre de conduite est caché en conditions normales.
Bu rutin artık bir nevi merasime dönüşmüştür.La COSY est dont devenue une expérience de routine.
Bu rutine daha fazla dayanamam.No aguanto más esta rutina.
Bunun rutin olarak yapıldığını söyleyebilirim.Le dijeron que era una misión de rutina.
11-12 yaşındaki kızlara rutin yapılması önerilir.El comité recomienda que los niños entre las edades de 11 y 12 años sean vacunados rutinariamente.
Fakat bunu başarmak basit değildir ve asla alışkanlıklarla veya rutin olarak yapılmamalıdır.Lo interesante es lo que no se puede hacer con regla y compás.
Beş dakikalık bloklara bölünmüş bir rutini var.Su agenda está típicamente dividida en bloques de cinco minutos.
Herkes rutin hayatını yaşayabilmektedir.Cada red funciona a su manera.
Diüretiklerin rutin kullanılması önerilmez.Permite el anidamiento de rutinas.
Birleşik Devletler’de rutin görüntüleme önerilmez.Lo screening di routine, tuttavia, non è previsto negli Stati Uniti.
Hastalığa neden olan ajan rutin mikrobiyolojik testlerle vakaların yalnızca %15'inde belirlenir.L'agente eziologico viene determinato solo nel 15% dei casi con test microbiologici di routine.
Banka, rutin banka işlemlerinin yanı sıra sigorta işlemlerinde de hizmet vermektedir.Lo fa naturalmente la banca stessa al momento dell'incasso.
Buna karşın, Artyom usanmak bilmeden bu gerçek dışı görünen rutinini sürdürmeye devam eder.Piuttosto, egli sembra sorridere per lo spirito di questa situazione insolita.
IŞİD rutin olarak rehin alma eylemleri gerçekleştirir.In ordine cronologico ricordiamo tali rivolte.
Bu nedenle çocukluk çağında rutin göz muayenesi son derece önemlidir.Pertanto, lo screening alla nascita è molto importante.
Wikidot sitesi bir rutin olarak yaratıcı yazarlık yarışmaları düzenler.Сайт SCP Foundation регулярно устраивает конкурсы писательского творчества.
Rutin devriye turlarıyla sakin başlayan görev, gizemli olayların cereyan etmesiyle karmaşık bir hal alır.Их благополучный отдых прерывает срочный вызов по загадочному происшествию.
Metabolik ve sinir sistemi görüntüleme testleri bazen yararlı olur ama rutin olarak kullanılmazlar.وتعتبر اختبارات الأيض وتصوير الأعصاب مفيدة في بعض الأحيان ولكنها ليست ورتينية.
Diüretiklerin rutin kullanılması önerilmez.ولا يوصى باستخدامهم الروتيني.
Bu potansiyel olarak ciddi sağlık tehlikelerini önlemek için takip edilmesi gereken bir dizi rutinleri içerir.ويشمل هذا عدداً من الطرق التقليدية والتي يجب إتباعها لتجنب التعرض لأية مخاطرٍ صحيةٍ حادةٍ محتملةٍ.
Hafif formunda, yeni şeyler denemek veya rutinden kopmak istememek şeklinde ortaya çıkabilir.يمكن أن يظهر في أطواره الخفيفة على أنه تحرج من تجربة الأمور الجديدة أو كسر الروتين.
About.com'dan Bill Lamb video klibi çok rutin bulduğunu ama şarkı sözleriyle olan uyumu beğendiğini yazdı.كتب بيل لامب من About.com أن الفيديو كليب روتيني ولكنه أعجب بالتوافق الموجود بكلمات الأغنية.
Preeklampsi rutin doğum öncesi bakım sırasında kontrol için taranır.هذه الاختبارات عادة تجرى أثناء أول زيارة ضمن برنامج رعاية ما قبل الولادة.
Hastalığa neden olan ajan rutin mikrobiyolojik testlerle vakaların yalnızca %15'inde belirlenir.يتم تحديد العامل المسبب في 15% فقط من الحالات من خلال الفحوصات الميكروبيولوجية الروتينية.
Nöbetçi subayı Yüzbaşı Thomas Selvester, rutin bir sorgulama başlattı.O oficial de serviço, o capitão Thomas Selvester, começou o interrogatório de rotina.
1979 yılında Jackson her zamanki dans rutini sırasında burnunu kırdı.Em 1979 Jackson quebrou o nariz durante um movimento complexo de dança.
Tüm alt rutinler kodlandığında program test için hazırdır.Quando todas as suas diversas sub-rotinas foram codificadas o programa está pronto para o teste.
23 günün sonunda tam pes edecektik ki, doğa yeniden kendi rutinine döndü.Porque acabamos por deixar as coisas seguirem o seu curso natural.