Ana içeriğe geç
Sözlük

ruhsal ile cümle

ruhsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi kendimi ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissediyorum.אנחנו במצב פיזי ונפשי גרוע.
İştahı açar ve insanın ruhsal durumunu düzelterek neşeli olmasını sağlar.הוא גינה את ההנאה החושנית ושיבח את ההנאה הרוחנית.
Allison hem fiziksel hem de ruhsal acılar çekti.ולנטין שבור פיזית ונפשית.
Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu.דוסטויבסקי קיבל את הביקורת באופן קשה, ושקע בדיכאון.
Bunların kişide tam olarak oluşmasının ancak ruhsal aydınlanma veya ruhsal uyanışla mümkün olduğu söylenir.כל זה אפשרי רק אם הגוף והנפש באמת נפרדים.
Ruhsal sorunları olan bir kızı vardı.Той има от дете душевни проблеми.
Çocukluğu ağır hastalıklarla ve annesinin ruhsal rahatsızlıklarıyla geçmiştir.Малко след женитбата тя се разболява душевно и децата наследяват нейната болест.
Ruhsal ve fiziksel bakımdan, o muhteşem sağlıklı."Стилът му е перфектен и високо естетичен."
Bu sırada kardeşinin ruhsal durumunu önemsemez.След това разбира за интригите на брат си.
İnsan-ı kamil: Dünya insanının ruhsal gelişim sonucunda erişebileceği en olgun mertebedir.Дългове към жените: Това може би е най-известният аспект на кавалерството.
"Kavramsal, ruhsal, görsel veya sanatsal.Konceptualno, duhovno, vizualno ili umjetnički.
Mary ruhsal bir rahatsızlık sonucu annesini öldürmüştür.Djevica Marija trpjela je duševne boli kao majka.
Ruhsal ve fiziksel bakımdan, o muhteşem sağlıklı."Ali ... demokracijski, sad je puno zdravije."
Amaç, sonuca ulaşmaya yöneliktir ve bu bedensel ve ruhsal çabanın ürünüdür.To je zapravo proces postizanja željenih rezultata kroz efikasno korištenje ljudskih i materijalnih resursa.
Psikolojik sorunlar yaşamaktadır ve işlediği cinayet sonrası ruhsal problemleri daha da artar.Nije uzrok samo fizički umor već i psihički napor, zbog kojeg kasnije dolazi do fizičkog umora.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Egypťania verili, že každá ľudská bytosť sa skladá z fyzických a duchovných častí.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Egipčani so verjeli, da so šloveška bitja sestavljena iz fizičnega in duhovnega dela ali aspekta.
1832'da ruhsal bir bunalımdan dolayı rahipliği bıraktı.Leta 1832 je prejel duhovniško posvečenje.
Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu.Pats M. Stabrovskis susirgo silpnaprotyste ir mirė didelėse kančiose.
Çocukluğu ağır hastalıklarla ve annesinin ruhsal rahatsızlıklarıyla geçmiştir.Lapsepõlve mõjutasid tema halb tervis ja ema psüühilised häired.
Tek başına ruhsal yolla tedavi şekline de terapi denilmektedir.Tõhusaks teraapiavormiks on veel mentaliseerimisel põhinev teraapia.
İdrar tutamama, ruhsal durumda değişiklik veya halsizlik şikayetleri tek belirti olarak görülebilir.Adderall XR võib seespidisel tarvitamisel esile kutsuda psüühika- ja käitumishäireid.
Şimdi kendimi ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissediyorum.Need on füüsiline ja psüühiline olemine.
İştahı açar ve insanın ruhsal durumunu düzelterek neşeli olmasını sağlar.Tal on hea huumorimeel ja ta teeb laste meeleolu rõõmsaks.
Afganistan ruhsal sağlık stratejisinin bir parçası.Hơn nữa, cách tiếp cận này bây giờ đã là một phần của chiến lược sức khỏe tâm thần ở Afghanistan.
Afganistan ruhsal sağlık stratejisinin bir parçası.정신건강에 관한 매우 전략적인 접근입니다.
Afganistan ruhsal sağlık stratejisinin bir parçası.Podejście to jest wykorzystywane w systemie zdrowia psychicznego w Afganistanie.
Afganistan ruhsal sağlık stratejisinin bir parçası.מהאסטרטגיה לבריאות הנפש באפגניסטן.
Afganistan ruhsal sağlık stratejisinin bir parçası.فقد غدت مقاربتنا تلك .. جزء من الاستراتيجية الصحية في أفغانستان
Afganistan ruhsal sağlık stratejisinin bir parçası.私たちは3つの州にある一部のクリニックで
Ana yol -- ruhsal deniliyor.A principal chama-se disposicional.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Az elsődleges magyarázat a rendelkező.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Cách lý giải quan trọng nhất là về tính khí
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Calea principală se numeşte dispoziţională.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.De belangrijkste manier is de aanleg.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Hlavní způsob se nazývá dispoziční.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Hlavný spôsob sa nazýva dispozičný.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Hovedmåden hedder dispositionel.
Ana yol -- ruhsal deniliyor. Kişinin, çürük elmaların, içinde ne olduğuna bakıyoruz.Il primo è chiamato disposizionale: guardiamo a cosa c'è dentro alle persone, alle mele marce.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.La principale est appelée pré-disposition.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.La principal es la llamada disposicional.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Tärkein on luonteen määrittäminen.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Ο βασικός τρόπος ονομάζεται προδιάθεση.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Главния е наречен групиране.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Главный путь называется ситуационным.
Ana yol -- ruhsal deniliyor.Головний - так званий "за схильністю".
Anlının çatından vurdun! -Sadece birazcık... Bir korkak ruhsal bir adama kıyasla tartışmaya daha çok açıktır.Tu lui as tiré dans la gueule !
Aradığım o "ruhsal mesafeyi" bulmuştum, eserimin sonuçlarından kendimi koruyacak düzenek buydu.Ez az a távolság amiről beszélek. Ez az, ami megvédi az alkotót a munkája eredményétől.
Aradığım o "ruhsal mesafeyi" bulmuştum, eserimin sonuçlarından kendimi koruyacak düzenek buydu.-föreställningen som skyddar dig från ditt arbete.
Aradığım o "ruhsal mesafeyi" bulmuştum, eserimin sonuçlarından kendimi koruyacak düzenek buydu.심리적인 개념 또는 어떤 거리를 두는 것이 필요하다는 말이 바로 이런 말입니다.
Aradığım o "ruhsal mesafeyi" bulmuştum, eserimin sonuçlarından kendimi koruyacak düzenek buydu.המבנה הפסיכולוגי שיגן עליך מפני תוצאות עבודתך.
Aradığım o "ruhsal mesafeyi" bulmuştum, eserimin sonuçlarından kendimi koruyacak düzenek buydu.تلك البنية النفسية لتحميك من نتائج عملك.
Aradığım o "ruhsal mesafeyi" bulmuştum, eserimin sonuçlarından kendimi koruyacak düzenek buydu.そういうものだと 人々は信じていました
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Ak sme my vám siali duchovné, či by to bola taká veľká vec, keby sme my žali vaše telesné?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Če smo vam mi duhovno posejali, je li kaj velikega, ako bomo mi vaše meseno želi?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Ha mi néktek a lelkieket vetettük, nagy dolog- é, ha mi a ti testi javaitokat aratjuk?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Har vi sådd for eder de åndelige goder, er det da noget stort om vi høster eders timelige goder?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Jos me olemme kylväneet teille hengellistä hyvää, onko paljon, jos me niitämme teiltä aineellista?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?우리가 너희에게 신령한 것을 뿌렸은즉 너희 육신의 것을 거두기로 과하다 하겠느냐
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Når vi have sået eder de åndelige Ting, er det da noget stort, om vi høste eders timelige?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod