Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.A szertartás maga az isten halálát és újjászületését jelképezte."
Satanizm ruhsal umutlar yerine var oluşu savunur.Sátán életet képvisel a szellemi vágyálmokkal szemben.
Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.Az árulás vádja lelkileg nagyon megviselte az írót.
"Kavramsal, ruhsal, görsel veya sanatsal.GONDOLAT: Szőke férfi vagy szellemi tevékenység, tervezgetés.
Tek başına ruhsal yolla tedavi şekline de terapi denilmektedir.Tästä syystä ratkaisukeskeistä terapiaa kutsutaan myös voimavarakeskeiseksi terapiaksi.
Ruhsal sağlığı kötüye gitti.Eerikin mielenterveys horjui entisestään.
Gerçek olan, fiziksel dünya yaşamı değil, ruhsal yaşamdır.Se käsittelee aineellista todellisuutta, ei henkistä.
Şimdi kendimi ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissediyorum.Työ on todella vaativaa niin henkisesti kuin fyysisesti.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Οι αρχαίοι Αιγύπτιοι πίστευαν πως ο κάθε άνθρωπος αποτελείται από το φυσικό και το πνευματικό μέρος του.
Ruhsal sağlığı kötüye gitti.Η υγεία της χειροτέρεψε ραγδιαία.
Onun hastalığı aslında ruhsaldı.Η ασθένειά του ήταν κυρίως ψυχολογική.
Gazis, devrimin ancak kölelerin ruhsal uyanışıyla gerçekleşeceğine inanıyordu.Ο Γαζής πίστευε ότι μόνο με την πνευματική αφύπνιση των υποδούλων θα επιτυγχανόταν η Επανάσταση.
Augustinus bu filozofların önemlilerindendir, ona göre ruhsal yetilerin belirleyicisi istençtir.Winston beundrer proletarerne, fordi de for ham er forblevet menneskelige.
Allison hem fiziksel hem de ruhsal acılar çekti.Også Anna dåner efter den fysiske og sjælelige anstrengelse.
Ruhsal ve fiziksel bakımdan, o muhteşem sağlıklı."Sibbern var både legemlig og åndelig en særdeles sund natur.
Tam tersi ruhsal hayatı olumsuz gidiyorsa o kişi lanetlenmiş sayılırdı.For den der tilsluttede sig en falsk lære, var sjælen fortabt.
Bount: Animeye özgü olan Bountlar yüksek ruhsal enerjileri ve özel güçleri olan bir insan klanıdır.Bount-er er en klan av mennesker med høy spirituell energi og spesielle evner.
Eğer layık görülürse, ölü yeryüzünde ruhsal düzeyde varlolmaya devam edebilir.Om det ble bedømt verdig, kunne den avdøde fortsette eksistensen på jorden i en åndelig form.
1 Kracht'ın yeni Imperium için “ruhsal hazırlık çalışması”dır.1, er "det spirituelle forberende arbeidet" for Kracht's etterfulgende novelle Imperium.
Şimdi kendimi ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissediyorum.Materiell og mental virkelighet.
İnsanlarda da amigdalanın pek çok ruhsal bozuklukla ilişkisi saptanmıştır.For mange spiller psykisk uro også inn.
1 Kracht'ın yeni Imperium için “ruhsal hazırlık çalışması”dır.1, adalah "pekerjaan persiapan " untuk novel Kracht selanjutnya, Imperium.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Masyarakat mesir percaya bahwa setiap manusia terdiri dari bagian fisik dan spiritual.
Böylece birlik (ittihad) ve ruhsal yakınlık (ittisâl-i mânevînin) gerçekleşir.Uyainah dan Sekitarnya Keadaan Uyainah dan sekitarnya ketika itu sangat memperihatinkan.
Tam tersi ruhsal hayatı olumsuz gidiyorsa o kişi lanetlenmiş sayılırdı.Segala sesuatu yang keluar dari Sifat Manusia yang rusak menjadi terkutuk.
Ancak "ölümsüz şehir" olarak zirve pozisyonunu koruyordu ve imparatorluğun ruhsal başkentiydi.Meskipun demikian, Roma masih memegang posisi tertinggi sebagai "kota abadi" dan pusat spiritual Kekaisaran.
Eğer layık görülürse, ölü yeryüzünde ruhsal düzeyde varlolmaya devam edebilir.Jika pahalanya cukup, sang arwah diperbolehkan tetap tinggal di bumi dalam bentuk spiritual.
Şimdi kendimi ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissediyorum.Dengan mulai secara psikologis dan fisik.
Ruhsal gücü vardır ve ruhlarla arasında bağlantı vardır.Terdapat kaitan antara tubuh dengan jiwa.
Kitapta yazar kıskançlık üzerine ruhsal çözümlemeler yapmaktadır.Melalui tulisan terjadi otonomisasi teks.
Rei "her yerde varolan", ki "ruhsal yaşam enerjisi" anlamına gelmektedir.Secara harfiah berarti "tanah yang dikeliling air", yaitu "pulau".
Bu makineler ruhsal olarak dünyadaki herkesi kontrol etmek için tasarlandı.Sampel-sampel itu saat ini diteliti oleh para ilmuwan diseluruh dunia.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Người Ai Cập tin rằng mỗi con người được cấu tạo từ các bộ phận cơ thể và phần linh hồn.
1 Kracht'ın yeni Imperium için “ruhsal hazırlık çalışması”dır.1, là "công cuộc chuẩn bị tinh thần" cho cuốn tiểu thuyết mới của Kracht, cuốn Imperium.
Eğer layık görülürse, ölü yeryüzünde ruhsal düzeyde varlolmaya devam edebilir.Nếu được coi là xứng đáng, người đã khuất có thể tiếp tục tồn tại trên trái đất dưới dạng phần hồn.
Şimdi ruhsal dengeleri bozuk olduğu için Neville, büyükannesi Augusta Longbottom ile yaşamaktadır.Neville sống với bà nội là Augusta Longbottom.
Bunun yerine ÜÜ ruhsal gelişim için onların ortak arama tarafından birleştirilmiştir.Thay vì được thay thế bởi rớt vật phẩm Tome cho phép thi triển những tuyệt chiêu độc đáo.
Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu.Dostoevsky chìm sâu vào trầm uất và bài bạc.
Onun lider özellikleri finansal ve ruhsaldı.彼らの長の素質は、献身的で敬虔である。
Anne Japonya'dan döndükten sonra Aurobindo'nun ruhsal yolculuğuna eşlik etti.隆之が帰国後、ペドロを付き添いに日本に入国。
O'na göre Hayat, olanaklarını gerçekleştirmek için kendisine başvurduğumuz ruhsal bir oluşumdur.そして自分の超能力によって、彼の命をかけた目的が達成されたことを知るのだった。
Bu sırada kardeşinin ruhsal durumunu önemsemez.その後は弟の直義が継ぐ。
Makam sahibi olmak; ruhsal bakımdan belli bir olgunluk aşamasına ulaşmış olmaktır.憑依体質で、ふとしたきっかけで霊に取り憑かれてしまうことがある。
Satanizm ruhsal umutlar yerine var oluşu savunur.天命とは理念が相反しており敵対関係にある。
Şamanizm'e göre insanın bir ya da birkaç canı (ruhsal unsurları) vardır.佐竹裕介(佐竹 裕介(さたけ ゆうすけ),聲:小林裕介) 人類。
Son üç basamak ise; manevi boyutta ruhsal arınmadan bahseder.前三篇說明如何充實意志,涵養精神。
Çor bazen de ruhsal hastalık anlamına gelir.有時會是慢性疾病。
Fiziksel ve ruhsal acıdan kaçınılmalıdır.身心究竟無餘。
Kelime anlamı ise tıbbi ruhsal tedavidir.脾之大络是中醫學概念。
Nefes darlığının, kökeni somatik veya ruhsal olabilir.配體可以是柔性的或是剛性的。
Sahibine ruhsal bir bağ ile bağlıdır.信仰,擁有精神的聯繫。
Ağrı fiziki ya da ruhsal nedenlerle oluşmuş hoşnutsuzluk hissidir.給對方心理或身體上的痛苦,以此為樂。
Ruhsal sorunları olan bir kızı vardı.子有精神问题。
Şimdi kendimi ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissediyorum.그들은 육체적으로, 정신적으로 헤매이게 되었다.
Heche bu dönemde ciddi ruhsal sorunlar yaşadı.윤진원은 이 무렵 마음속으로 심한 갈등을 겪고 있었다.
O'na göre Hayat, olanaklarını gerçekleştirmek için kendisine başvurduğumuz ruhsal bir oluşumdur.자아실현 욕구 자기를 계속 발전하게 하고자 자신의 잠재력을 최대한 발휘하려는 욕구이다.
Fiziksel ve ruhsal acıdan kaçınılmalıdır.육체적 고통과 도덕적 고통을 모두 인내해야 할 것이다.
Bunun yerine ÜÜ ruhsal gelişim için onların ortak arama tarafından birleştirilmiştir.그래서 이들의 이동능력이 이족보행 대신 웅보를 이용하는 쪽으로 유도되었다는 것이다.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.המצרים האמינו שכל אדם מורכב מחלק פיזי וחלק רוחני.
Eğer layık görülürse, ölü yeryüzünde ruhsal düzeyde varlolmaya devam edebilir.אם הוא נמצא ראוי, המשיך הנפטר להתקיים על פני הארץ באופן רוחני.