İnsanları derisinin rengine göre değil, karakterine göre yargılamayı unutmamamız gerek.Emlékezzünk továbbra is, hogy az embert ne bőrszíne, hanem jelleme alapján kell megítélni.
Mukusun rengine bakılarak enfeksiyonun bakteriyel mi yoksa virüs kaynaklı mı olduğu belirlenemez.A váladék színéből nem lehet következtetni arra, hogy a fertőzést baktérium vagy vírus okozta.
Çözelti ne kadar bazsa mavi rengine yaklaşır."Väritykseltään se on lähes kauttaaltaan harmahtavan sininen.
İnsanları derisinin rengine göre değil, karakterine göre yargılamayı unutmamamız gerek.Jatkakaamme muistaa olla tuomitsemasta ihmistä hänen ihonvärin takia, vaan hänen sisäisen luonteensa.
Mukusun rengine bakılarak enfeksiyonun bakteriyel mi yoksa virüs kaynaklı mı olduğu belirlenemez.Το χρώμα των βλεννωδών εκκρίσεων δεν υποδεικνύει εάν η λοίμωξη οφείλεται σε βακτήριο ή ιό.
Sarışın, düşük seviyede koyu eumelanin pigmentinden oluşan saç rengine sahip kişi.Blond er en hårfarve karakteriseret af en lav mængde af mørkt pigment (eumelanin).
Çözelti ne kadar bazsa mavi rengine yaklaşır."Ved vingeroten utbrer et lite blå-grønt farge felt seg.
Eğer büyü başarılı şekilde yapılırsa nesne mavi şekilde parlar sonra kendi rengine döner.Når den spilles baklengs, reverserer den fargeforandringen eller bleker.
Atın rengine don adı verilir.Kuda itu diberi nama kuda Sembrani.
Ekim ayının ortalarında sol bacağı şişti ve mor rengine döndü.Sekitar pertengahan Oktober, kakinya membengkak dan berubah warna menjadi ungu.
Mukusun rengine bakılarak enfeksiyonun bakteriyel mi yoksa virüs kaynaklı mı olduğu belirlenemez.Warna mukus tidak dapat mengindikasikan apakah penyebab infeksi tersebut adalah bakteri atau virus.
Bu arada saçlarını tekrar eski rengine kavuşturdu.Kemudian, dia memanjangkan rambutnya lagi.
Siyah gergedanın rengi, aslında siyah değil, kül rengine yakın kahverengidir.Namun pada kenyataannya, warna yang dihasilkan bukanlah hitam pekat melainkan warna hitam kecokelatan.
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.名前の通り腹が赤い。
Siyah gergedanın rengi, aslında siyah değil, kül rengine yakın kahverengidir.실제로는, 자주색이 사용되는 것이 아니라 검은색에 가까운 자주색이 사용된다는 것이 맞는 말이다.
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.그 이름대로, 빨간 코가 특징.
Timol mavisi çözeltisine eklenen madde ne kadar asitse, çözelti mısır rengine o kadar yaklaşır.ככל שעלה ערך האינדיגו כצבע בדים כך התפשטו שדות הניל.
Atmosferde kirleticiler bulunuyorsa kar kirleticiler rengine; sarı veya kırmızıya dönüşebilir.בזמן נפילה באטמוספירה, פס האור (מטאור) יכול לקבל צבעים שונים וביניהם: צהוב, ירוק ואדום.
Adına ve rengine karşın içinde altın içermez ve saf altından daha ağırdır.Сплавта не съдържа злато, а по цвят и тегло е твърде различна от чистото злато.
Çözelti ne kadar bazsa mavi rengine yaklaşır."Uzduž bokova se proteže modra boja.
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.Za názov vďačí sivastej farbe.
Sadece mavi renklerde mor gaga rengine rastlanabilmektedir.Dôvodom je, že cez neopálenú kožu sú lepšie vidieť modro sfarbené žily.
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.Upėvardis kilęs nuo spalvos pavadinimo raudona.
Zümrüt yeşili rengine sahiptirler.Smaragdas būna sodriai žalios spalvos.
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.Nime on ta saanud oma silmapaistva punase värvuse järgi.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Alcuni di noi con una pigmentazione chiara vivono in aree ad alta concentrazione di UV.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Algunos de nosotros con piel poco pigmentada vivimos en zona de alta radiación UV.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Beberapa dari kita berpigmen kulit sedikit tinggal di daerah dengan radiasi sinar UV tinggi.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Certains d'entre nous, à la peau claire, vivent dans des zones à fort rayonnement.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Há pessoas com peles ligeiramente pigmentadas que vivem em áreas com grande exposição aos UV.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Manche von uns mit leicht pigmentierter Haut leben in UV-intensiven Regionen.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Một vài người trong chúng ta có sắc tố da sáng lại sống ở vùng có UV cao.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Néhányunk kevéssé pigmentált bőrrel magas UV-jú területeken él.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Někteří z nás se světlým pigmentem žijí v oblastech s vysokým UV.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Niektórzy z nas o jasno ubarwionej skórze żyją w regionach o wysokim UV.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Sommigen van ons die een lichte huid hebben, leven in gebieden met veel UV.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Unii dintre noi cu piele deschisă la culoare trăim în zone cu multe ultraviolete.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.피부 색이 옅은 어떤 사람들은 고 UV 지역에 삽니다.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Ορισμένοι από εμάς με δέρμα ανοιχτής χρώσης ζούμε σε περιοχές υψηλής ακτινοβολίας.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Некоторые люди со светлой кожей живут в зонах высокого УФ.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.Някои от нас със светло пигментирана кожа живеят в райони с високо ниво на ултравиолетови лъчи.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.חלקנו בעלי פיגמנט עור בהיר חיים באזורים בעלי קרינה אולטרה סגולה גבוהה.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.بعضنا ممن لديه بشرة فاتحة اللون يعيش في مناطق أشعة فوق البنفسجية العالية.
Açık pigmentli ten rengine sahip bazılarımız yüksek UV bölgelerinde yaşıyor.紫外線の強い地域で暮らす人もいます 肌の色が濃いのに
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Aber wir können die Frequenz beim Betrachten der Farbe erkennen.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Dar, uitându-ne la culoare, putem ști ce frecvenţă are.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.우리는 그 파동을 볼 수는 없지만, 그 진동수가 갖는 색깔을 통해서 이야기할 수 있는 것입니다.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Mais nous pouvons dire, en regardant sa couleur, quelle est sa fréquence.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Ma possiamo dire, guardando il suo colore, qual è la frequenza.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Mas podemos dizer, pela sua cor, qual é a sua frequência.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Men vi kan se, ved at se på dets farve, hvad dets frekvens er.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Nhưng có thể chỉ ra tần số của nó dựa vào màu sắc.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Pero podemos decir, según su color, qué frecuencia tiene.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Viszont a színéből meg tudjuk mondani, mekkora a frekvenciája.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.We zien licht niet als een golf, maar dankzij de kleur kennen we wel de frequentie.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Αλλά με το χρώμα του, ξέρουμε τη συχνότητά του.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Але ми можемо сказати, дивлячись на її колір, яка в неї частота.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Но можем да кажем, като гледаме цвета й, каква е честота й.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.Но мы можем определить его частоту по цвету, который видим.
Ancak rengine bakarak, frekansını söylememiz mümkün.שאנחנו לא יכולים לראות אותו כגל. אבל אנחנו יכולים להגיד, על ידי הסתכלות על הצבע, מה התדירות.