Tam rekabette P=MR=D' dir.Težina prema dolje jednaka je F = m∙g.
Katara'yla rekabet halindedir, fakat sonradan iyi arkadaş olurlar.S Milanom smo također rivali, ali imamo i prijateljske odnose.
Günümüz Çin'de ise birçok çeşitli rekabetçi spor mevcuttur.Pjesma se i dan danas izvodi na raznim sportskim događajima.
Bu ise Moskova Knezliği ile rekabete sebep oldu.Natjecanje je osvojio CSKA iz Moskve.
Rekabet baskısı yoktur, kendi kendine yarışma vardır.U vještini parkour nema natjecanja i usporedbe.
Dünya çapında önemli futbol rekabetleri bulunmaktadır.U igri su zastupljene sve svjetske nogometne lige.
Sinek: Rekabetçi bir karakterdir.Festival je natjecateljskog karaktera.
Saray içi rekabetler sonucu her ikisinin de zehirlenerek öldürüldükleri söylenir.Rezultati istrage prouzročili su glasine da su oboje ubijeni zbog osvete što su bili u ljubavnoj vezi.
Bu durum, McMahon'lar ve Triple H arasında bir rekabete neden oldu.Povod je bio jedna gruba utakmica između momčadi Bruinsa i Maple Leafsa.
Bu konuda müzisyenler arasında büyük rekabet vardı.Među njima bilo je samo nekoliko glazbenika.
Aralarında tatlı bir rekabet de vardı.Vládol medzi nimi konkurenčný boj.
Lily ve Nina rekabete girdiğinde Nina kendisinin karanlık yanını keşfeder.Počas toho, ako súťažia o rolu, Nina objavuje v sebe temnú stránku.
Bu rekabet içerisinde Bryan'ın eski kız arkadaşı AJ, etkileyiciliğini Punk ve Kane'e göstermeye çalıştı.Medzitým začala Bryanova ex-priateľka AJ prejavovať svoje sympatie k Punkovi a Kaneovi.
Sakatlığı sonrasında biten rekabetleri yeniden alevlendi.Opäť po útrapách zvíťazili.
Bu iki kulüp arasındaki rekabet kulüplerin kuruldukları ilk yıllara kadar uzanmaktadır.Už v tomto roku sa začala medzi týmito klubmi tvoriť silná rivalita.
İkili ile Asuka arasındaki rekabet devam etmiştir.Rivalita medzi bratmi však stále pretrvávala.
Thing ile sürekli rekabet eder.Pravidelne sa tu usporadúvajú majstrovstvá.
Kısa süre içinde birbiriyle rekabet içinde olan çok sayıda demiryolu şirketi kuruldu.Viacero známych jazdcov s ním pretekalo pri niekoľkých príležitostiach.
Bir sonraki sene Selçuk sultanı da ölünce sultanlık iç rekabet nedeniyle parçalandı.Naslednje leto je umrl tudi seldžuški sultan in sultanat se je zaradi notranjega rivalstva razcepil.
Aralarında ise her şeye rağmen İzmir rekabeti devam etmektedir.Med njima je vseeno potekalo rivalstvo.
Sonuç olarak elektrikli telgraflardan oluşan rekabetten son ticari hat 1880 yılında terk edildi.Zaradi konkurence in nastanka električnega telegrafa, je bila zadnja signalna naprava opuščena leta 1880.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Posledica tega je tekmovanje med organizmi za preživetje in razmnožitev.
Ülke ekonomisini uluslararası rekabete açtı.To je omogočilo, da se država mednarodno odpre.
Bu konuda müzisyenler arasında büyük rekabet vardı.Za glasbenike so nastopili hudi časi.
Satıcılar arasında rekâbet kesinlikle yasaktı.Popolnoma je bilo prepovedano uživanje plenilcev.
İkisi arasındaki rekabet No Way Out'ta sonuçlandı.Oboji se niso uvrstili v finale.
Kuba asıllı bu dedektif yedi erkek kardeşinden çok rekabetçidir.V kafesu je preživel vladanje kar treh svojih starejših bratov.
İki kilise birbirlerine rekabet oluşturmadan yan yana bir arada var oldular.Obe cerkvi sta potem skoraj dvesto let stali ena poleg druge.
Harry ile aralarında Quidditch alanında bir kez rekabet olmuştur.Med drugim gredo skupaj tudi na svetovno prvenstvo v Quidditchu.
Parlamento, kapitalizm ilkeleri doğrultusunda iç piyasada özgür rekabeti önleyici bütün engelleri kaldırmıştı.To pomeni, da je konkurenca v smislu prvotnih pravil kapitalizma dejansko prenehala obstajati.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.Šios valstybės varžėsi viena su kita tiek karinėje, tiek komercinėje sferose.
Dünya çapında önemli futbol rekabetleri bulunmaktadır.Kaip ir visoje šalyje čia populiarus futbolas.
Bu rekabet hala devam etmektedir.1 – varžybos tebevyksta.
Suwon Samsung Bluewings takımının, FC Seoul ile rekabeti vardır.Suwon Samsung Bluewings ir FC Seoul kovojo dėl trofėjaus.
Ancak bu imza da rekabeti durduramadı.Be to, aktas nesugebėjo sustabdyti nelegalios imigracijos.
Onlarla tatlı bir rekabet içindedir ve onları durdurmaları için birçok kişiyle anlaşmışlardır.Jie sutinka daug blogiečių ir nugali visus.
Sonuçta pazar için rekabetin ortaya çıkması kaçınılmazdı.Kettaheites ta ei osalenud, sest võistlus toimus pühapäeval.
Bu ise Moskova Knezliği ile rekabete sebep oldu.Ta hukkus Moskva ringrajal võisteldes.
Thing ile sürekli rekabet eder.Võistlusi lükati pidevalt edasi.
Ancak sübvansiyonlu yükseköğretime giriş son derece rekabetçidir.Laskesuusatamises on see kõrgeima tasemega võistlussari.
1550 Baltık Denizi ticaretinde Talin ile rekabet edebilmek için Helsinki kuruldu.1550 Helsingfors grundas för att konkurrera med Tallinn om handeln på Östersjön
1550 Baltık Denizi ticaretinde Talin ile rekabet edebilmek için Helsinki kuruldu.1550 Helsinki est fondée pour faire concurrence avec Tallinn pour le commerce de la mer Baltique
1550 Baltık Denizi ticaretinde Talin ile rekabet edebilmek için Helsinki kuruldu.1550 Helsinki perustetaan kilpailemaan Tallinnan kanssa Itämeren kaupasta
1550 Baltık Denizi ticaretinde Talin ile rekabet edebilmek için Helsinki kuruldu.1550 Основан город Хельсинки, призванный конкурировать с Таллинном за торговое владычество на Балтийском море
1550 Baltık Denizi ticaretinde Talin ile rekabet edebilmek için Helsinki kuruldu.1550 تم تأسيس هلسنكي لتنافس تالّين على تجارة بحر البلطيق
1550 Baltık Denizi ticaretinde Talin ile rekabet edebilmek için Helsinki kuruldu.1550年,设立赫尔辛基,旨在和塔林争夺波罗的海贸易。
20,000'in üzerinde iktisatçı, ki onların işi bu, rekabet girişini getirmek ne olacağını göremedi.20 ezernél is több közgazdász, akinek ez az elsődleges feladata, sem képes előre látni, mi fog történni.
20,000'in üzerinde iktisatçı, ki onların işi bu, rekabet girişini getirmek ne olacağını göremedi.다투어 가며 경제위기를 예측했어야 할 2만명의 경제전문가들도 무슨일이 벌어지고 있는지 전혀 몰랐지요.
20,000'in üzerinde iktisatçı, ki onların işi bu, rekabet girişini getirmek ne olacağını göremedi.2万人以上のエコノミストたちも 何が起きているのかわかりませんでした グローバリゼーションはますます複雑になり、
20,000'in üzerinde iktisatçı, ki onların işi bu, rekabet girişini getirmek ne olacağını göremedi.Ponad 20 tys. ekonomistów, do których zadań to należy, nie widziało, co nadchodzi.
20,000'in üzerinde iktisatçı, ki onların işi bu, rekabet girişini getirmek ne olacağını göremedi.Yli 20 000 taloustieteilijää, joiden tehtävänä on hoitaa kilpailukykyä, eivät nähneet mitä oli tapahtumassa.
20,000'in üzerinde iktisatçı, ki onların işi bu, rekabet girişini getirmek ne olacağını göremedi.Над 20 000 икономисти, чиято колективна работа не можа да предвиди какво ще се случи.
20,000'in üzerinde iktisatçı, ki onların işi bu, rekabet girişini getirmek ne olacağını göremedi.יותר מ- 20,000 כלכלנים, שזה תפקידם, מאוד קשה להתקבל, לא הבינו מה קורה.
20,000'in üzerinde iktisatçı, ki onların işi bu, rekabet girişini getirmek ne olacağını göremedi.أكثر من 20 ألف إقتصادي الذين ينحصر عملهم في ، المنافسة للدخول الى هناك ، لم يستطيعوا معرفة ماذا يحدث .
3.1. paragrafta belirtilen yasaklama, rekabeti karşılamak üzere sabitlenmiştarifeler için geçerli değildir.Azintézkedésekről értesíteni kell a Bizottságot.
3.1. paragrafta belirtilen yasaklama, rekabeti karşılamak üzere sabitlenmiştarifeler için geçerli değildir.El Consejo de Ministros se pronunciará porunanimidad hasta el 1deenerode2007.
3.1. paragrafta belirtilen yasaklama, rekabeti karşılamak üzere sabitlenmiştarifeler için geçerli değildir.Interdicţia prevăzutăîn alin. 1 nu se aplicătarifelor fixate pentru a face faţă concurenţei.
3.1. paragrafta belirtilen yasaklama, rekabeti karşılamak üzere sabitlenmiştarifeler için geçerli değildir.När kommissionen finner det lämpligt skallden höra kommittén i transportfrågor.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 anni fa, è incappato in un concorrente con un vantaggio letale.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 évvel ezelőtt belefutott egy halálos előnnyel rendelkező versenytársba.