Bu rekabet içerisinde Bryan'ın eski kız arkadaşı AJ, etkileyiciliğini Punk ve Kane'e göstermeye çalıştı.Do tohoto feudu se připletla i jeho bývalá přítelkyně, AJ, která projevila zájem o CM Punka i Kanea.
Rekabet sadece bir yıl sonra başladı.Premiéru měl o rok později.
Avrupa bu dönemden sonra Amerika ile büyük rekabete girdi.Amerika má od té doby nového nepřítele.
Tam rekabet ortamında üreticiler ve tüketiciler arasında bir çıkar çatışması yoktur.Neexistovalo ještě dělení na výrobce a spotřebitele.
1999 yılının başlarında Perry Saturn ile rekabete başladı.Începe un conflict cu Perry Saturn în târziul anului 1999.
Jake ile sürekli rekabet halindedir.El și Zak se află mereu într-o competiție prietenoasă.
İtalyan film yönetmeni Nanni Moretti festivalin rekabet bölümünde jüri başkanlığı yapmıştır.Regizorul italian Nanni Moretti a fost președintele juriului pentru competiția principală.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.Aceste state s-au întrecut atât în plan militar cât și în cel economic.
Kemerleri Test ve Booker T'ye kaybettikten sonra, aralarındaki rekabet kaldığı yerden devam etti.După ce și-au pierdut titlurile la echipe în fața lui Booker T și Test, cei doi și-au continuat conflictul.
Encarta'nın kapanışı geniş çevrimiçi ansiklopedi Wikipedia'nın rekabeti ile açıklanabilir. ^ OrtaklarıÎnchiderea Encarta se datorează concurenței de la enciclopedia online Wikipedia. ^ „What Was Encarta?
Bu rekabet hala devam etmektedir.Competiția continuă.
Not: Halen etkin rekabette olan oyuncular ve ekipler kalın gösterilmiştir.Notă: Jucătorii și echipele marcate cu bold sunt activi în competiție.
Altın Orda Devleti, iç savaş ve hanedan rekabetleriyle ciddi biçimde zayıfladı.Hoarda de Aur era grav slăbită în războiul civil și dinastic dintre rivali.
Rekabeti geliştirir.Concurență îmbunătățită.
Bu rekabet nedeniyle Karsspor-Iğdırspor maçlarında sık sık kavga çıkmaktadır.Dispută deseori meciuri pentru centurile de campion.
Köy halkı herkes yüksek bir rekabette calışır.Toată lumea se pregătește pentru marea competiție.
Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.Cum s-a modificat comportamentul de consum al potențialilor clienți?
Kısa süre içinde birbiriyle rekabet içinde olan çok sayıda demiryolu şirketi kuruldu.Timp de o săptămână anumiți concurenți intră în cursa de eliminare.
Oyunların temel bileşenleri hedefler, kurallar, rekabet ve etkileşimdir.Obiectivele de bază ale programării concurente includ corectitudinea, performanța și robustețea.
Yedinci nesil dahilinde rekabet eden firmalar Nintendo, Microsoft ve Sony firmalarıdır.Astăzi cei mai cunoscuți producători de console de jocuri sunt Nintendo, Sony și Microsoft.
Jericho, daha sonra Dean Malenko ile uzun süren bir rekabete başladı.Pentru o perioadă se va supune antrenamentelor lui Dean Malenko.
Mart ayında tüm üyelerinin hayranların sevgisini kazandığı The Shield, Kane ile rekabete başladı.În martie The Shield a început o rivalitate cu Kane.
TVWeek dergisi, TV Guide dergisi yayında olduğu yıllarda bu dergiyle rekabet hâlindeydi.Încă din secolul trecut, acesta este în competiție cu revista Variety.
Kemari, rekabete dayalı bir oyun değildir.Jocul, după părerea sa, nu este un amuzament.
Bandırmaspor dışında, aynı ligde mücadele ettiği takımlar ile de rekabetler yaşamıştır.Dar cu toții au avut aceeași reacție când au văzut cu ce mașină concurez.
Rekabetçi bir şekilde, Azerbaycan uluslararası düzeyde satranç, halter ve güreşte çok başarılı olmuştur.La nivel internațional, Azerbaidjanul a obținut rezultate notabile la șah, haltere și lupte.
Aynı zamanda Güney Londra kulüpleri Millwall ve Charlton Athletic ile de rekabet halindedir.Crystal Palace mai are rivali pe Millwall (derby-ul sudului Londrei) și Charlton Athletic.
Orta Doğu ve Kafkaslar’daki İngiliz-Rus nüfuz rekabeti, Mart 1921 yılında yapılan anlaşmayla sona ermiştir.Războiul civil rus dintre Albi și Roșii s-a purtat cu furie până în 1921.
Böylece Akdeniz'de İngiliz-Fransız rekabeti başlamış oldu.Astfel începe antagonismul franco-englez.
Sonic the Fighters karakterlerin birbirlerine karşı mücadele ettiği bir rekabet dövüş oyunu.Un gimmick reprezintă personajul pe care fiecare wrestler îl interpretează.
Çok rekabetçi.Este foarte competitiv.
Ben rekabetçiyim.Sunt competitiv.
Yeterince rekabetçi değildim.Nu am fost suficient de competitiv.
Fransız şirketlerin rekabeti azalmaya devam etmektedir.Competitivitatea companiilor franceze continuă să scadă.
Fiyatlar rekabetçidir.Prețurile sunt competitive.
Tom oldukça rekabetçi olduğunu kabul etti.Tom a confirmat faptul că este destul de competitiv.
"Tüketici elektroniği" denen üreticiler arasında acımasız bir rekabet vardır.Între producătorii de așa-numitele "produse electronice de consum", există o concurență nemiloasă.
Biz rekabetçi fiyatlandırma öneriyoruz.Noi propunem prețuri competitive.
2000 yılının başlarında Mick Foley ile rekabet etmeye başladı.2000 elején Mick Foley-val harcolt.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Ezen viszonyok életbenmaradási és szaporodási versengéshez vezetnek az élőlények között.
Rekabet bir de bu şekliyle alevlenmişti.A versenyen is ilyen sorrendben futottak be.
Phil Cassidy ile silah ticaretinde rekabet ederler.Ray barátságban áll továbbá Phil Cassidy-vel, egy illegális fegyverkereskedővel.
(Bu hükümetlerin çoğu İngiliz hükümetiyle aynı zamanda ve genellikle rekabet içinde var olmuşlardır.)Ergamenész) (uralkodott kb. Kr. e.
Lily ve Nina rekabete girdiğinde Nina kendisinin karanlık yanını keşfeder.Mikor Lily megfordul, Nina saját magát látja a sötét jelmezben.
Daha sonra, Kurt Angle ile rekabete girdi.A következő hónapban sikeresen legyőzte Kurt Angle-t.
Adana gazetelerinin rekabeti ve çeşitli husumetlerden dolayı yine tutuklandı.A függetlenségi harc kudarca miatt és szókimondóságáért többször is bebörtönözték.
Bu rekabet benim için de faydalı olacak.Mindez ugyancsak jól jön a verseny során.
Böylece, iki şirket arasında amansız ve şiddetli rekabet yaşandı.Ekkor kitör a könyörtelen konkurenciaharc a két cég között.
Nixon da, en azından rekabetin askeri alan yerine teknolojik alanda gerçekleştiğine vurgu yaptı.Nixon erre úgy válaszolt, hogy ez a verseny inkább technikai, s nem harcászati.
Doğadaki diğer dominant türlerin rekabetini azaltarak türlerin varolmasını sağlarlar.A zavarástűrő szikes fajokat a domináns fajok visszaszorítják.
Bu da iki şehir arasında bir rekabete dönüşmüştür.A két város versengése azóta is tart.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.Végül úgy döntöttek, megtartják a maradék két versenyt is.
Sonuçta pazar için rekabetin ortaya çıkması kaçınılmazdı.A verseny történetében ez az egyetlen alkalom, hogy vasárnap rendezték a versenyt.
Aynı zamanda Güney Londra kulüpleri Millwall ve Charlton Athletic ile de rekabet halindedir.A Palace a Brighton & Hove Albiontal versenyez, riválisa még a Millwall és a Charlton Athletic.
Devletin rekabet ettiği bir alanda çiftçiler ve tüccarlar rekabet edemez.Nem volt szabad a kapitalistákkal és a gazdagokkal egy területen mozogniuk.
Jake ile sürekli rekabet halindedir.Utóbbi céggel állandó versenyben állnak.
Thing ile sürekli rekabet eder.Folyamatosan vett részt versenyeken.
Balıkesirspor ile aralarında ezelî rekabet bulunmaktadır.A halárussal folytatott rivalizálásáról ismert.
Bu yakınlık da aralarındaki rekabete ayrı bir hava katmıştır.A földek az egyensúlyt maguk között pusztán erővel tartják fent.
Jericho, daha sonra Dean Malenko ile uzun süren bir rekabete başladı.Myöhemmin Jericho aloitti pitkän kiistan Dean Malenkon kanssa.