Ana içeriğe geç
Sözlük

rekabet ile cümle

rekabet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1990 yılının başlarında rekabet hâlinde olduğu Jake "The Snake" Roberts kemeri çaldı.Jake "The Snake" Roberts ukradł tytuł podczas rywalizacji z DiBiasem na początku 1990.
Bu rekabet benim için de faydalı olacak.Ten wyścig by mnie zniszczył.
Daha sonra Gentleman Jack Gallagher'le rekabete girdi.Manewru tego używał m.in. Gentleman Jack Gallagher.
Ayrıca bu çekişme NBA tarihinin en büyük rekabetlerinden birisi olarak kabul edilmektedir.Decyzję tę uznaje się często za jeden z największych błędów kadrowych w historii NBA.
Rusya ile de Orta Asya ve Afganistan'da rekabet halindeydi (Büyük Oyun).Mimo to potencjalnym przeciwnikiem okazała się tym razem Rosja (Wielka Gra w Azji Centralnej).
Rekabeti geliştirir.RozGROMić konkurencję.
Cena, Raw genel menajeri Eric Bischoff ile rekabete girmeye başladı.Rywalizowała z Generalnym Menedżerem Raw, Ericem Bischoffem.
27 Mart 2003 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kontenjanından Rekabet Kurulu Üyeliğine atandı.W marcu 1998 powróciła w skład rządu jako minister do spraw handlu i przemysłu.
Kemeri kaybettikten sonra Goldust ile rekabete başladı ve WrestleMania 13'te onu yendi.Po utracie tytułu Interkontynentalnego, rozpoczął nowy feud z Goldustem i pokonał go na WrestleManii 13.
Aynı zamanda Güney Londra kulüpleri Millwall ve Charlton Athletic ile de rekabet halindedir.W dalszej kolejności do największych rywali zaliczają się Millwall i Charlton Athletic.
Keloğlan ile rekabet etmeyi sever.Uwielbia konkurować z innymi.
Aralarında tatlı bir rekabet de vardı.Rodzi się między nimi zacięta rywalizacja.
Ama bu sefer de kendi çocukları arasındaki rekabetin ortasında kaldı.Tym razem startował tylko w indywidualnych konkurencjach.
Bu yüzden bu pazarlarda tipik rekabet görülür.Podczas tych imprez rozgrywano konkursy w konkurencjach klasycznych.
Rekabet sırasında, debut yapan Chyna onun yeni menajeri oldu.W wyniku konkursu został jego kierownikiem.
Aralarındaki düşmanlık ve rekabetin kökeni açıklanmamıştır.W ich relacjach nie brakowało jednak zazdrości i rywalizacji.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.Obaj musieli wycofać się z rywalizacji.
Onlarla tatlı bir rekabet içindedir ve onları durdurmaları için birçok kişiyle anlaşmışlardır.Czują z nimi głęboką głęboką więź, a wielu z nich pragnie zwrotu ich własności.
Ardından Rhodes Scholars (Cody Rhodes ve Damien Sandow) ile bir rekabete başladılar.5 czerwca na Main Event, pokonali Team Rhodes Scholars (Cody Rhodes i Damien Sandow).
Sporu rekabet için değil zevk için yapıyorum.Lubię uprawiać sport dla zabawy, nie dla współzawodnictwa.
Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.Agila metoder utnyttjar förändring till kundens konkurrensfördel.
Bu rekabet Fastlane'de daha çok kızıştı.Det mästerskapet slutade på grymmaste sätt.
Mini markasına rekabet etmiştir.Han tävlar för IF Minken.
Rekabet Hard Justice'a kadar sürdü.Världskriget slog hårt mot Riga.
Böylece rekabet daha ilk resmi maçta başlamıştır.Nu var det bara att arrangera första tävlingen.
Aynı yılın Kasımında, Thatcher, Muhafazakâr Parti liderliği için Anthony Meyer'in rekabetiyle karşılaştı.I november 1989 blev Thatcher utmanad om ledningen i det konservativa partiet av Sir Anthony Meyer.
Kızıl sincaplar, yayılmacı türlerle rekabet edemeyebilir.Rotknölarna klarar inte att spridas via havsströmmar.
İtalyan film yönetmeni Nanni Moretti festivalin rekabet bölümünde jüri başkanlığı yapmıştır.President för tävlingsjuryn var den italienske filmskaparen Nanni Moretti.
Azalan avların rekabeti sonucu Britanyalılar ile yerliler arasındaki ilk şiddetli çatışmalar görülmüştür.Fångandet av slavarna ledde till det första stora slaget mellan spanjorer och indianer i Nya världen.
2013 yılında ise rekabette ibre tekrar Fenerbahçe'ye döndü.Den 31 januari 2013 blev det dock klart att Belözoğlu återvänder till Fenerbahçe.
Sınıfsal gerilimlerin, etnik rekabet ile karıştırılır.Internationella tävlingar anordnas av ISU.
Lily ve Nina rekabete girdiğinde Nina kendisinin karanlık yanını keşfeder.När de båda tävlar om dubbelrollen, upptäcker Nina en mörk sida inom sig själv.
(Bu hükümetlerin çoğu İngiliz hükümetiyle aynı zamanda ve genellikle rekabet içinde var olmuşlardır.)En stor del av serieläsningen sker numera via Internet.]]
Kürek sporu kulüplerarası rekabetin en yoğun olduğu spor dallarından biri oldu.Rullstolsloppet har sedan blivit en av de viktigaste paralympiska tävlingarna.
Markalaşma değiştirildi, çünkü NVIDIA sekizinci nesil konsollar ile rekabet gibi görünmek istemiyordu.Брендинг був змінений, оскільки NVIDIA не хотіла конкурувати з консолями восьмого покоління.
Wattpad bir yıl içinde birkaç küçük ve bir de büyük olan rekabetlerle uğraşıyor.Wattpad проводить кілька малих конкурсів за рік і один головний.
Sonuç olarak elektrikli telgraflardan oluşan rekabetten son ticari hat 1880 yılında terk edildi.В результаті конкуренції з електричним телеграфом, остання комерційна лінія була покинута у 1880 році.
Bunun nedeni birbirleriyle fiyat konusunda rekabet edememeleridir.Таким чином вони не конкурують за здобич один одного.
Aralarında tatlı bir rekabet de vardı.Між ними розгорнулась гостра конкуренція.
Airbus A350 ile rekabet etmesi amaçlanmıştır.Дана модель конкуруватиме з Airbus A350.
Bununla birlikte demiryolu yapmak için sürekli rekabete girişmişlerdir.Природно, всі починають готуватися до гонки.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Така конкуренція може зменшувати виживання і плодючість тварин.
1980 yılının Mayıs ayında IBM ve Microsoft ile rekabet etmek amacıyla Apple III tanıtıldı.У травні 1980 компанія випустила Apple III, намагаючись конкурувати з IBM та Microsoft.
K'NEX kendisiyle aynı tarzda oyuncaklar olan Lego, Fischertechnik ve Meccano ile rekabet içerisindedir.K'NEX — це дитячий конструктор такого ж типу як відомі Meccano, Lego, Ігротеко, Fischertechnik.
Rekabeti geliştirir.Зростала конкуренція.
Bu tarihte, ezeli rekabette kırılma anlarından biri gerçekleşti.І так сталося, що під час цієї зйомки один з них знепритомнів.
Erişim tarihi: 10 Eylül 2013. Rekabet Kurumu14 червня 2013. Умови конкурсу 2013!
Kızıl sincaplar, yayılmacı türlerle rekabet edemeyebilir.Можливо, вони не витримали конкуренції з іншими ссавцями.
Thing ile sürekli rekabet eder.Періодично виступає в конкурсах.
Galatasaray'ın tek galibiyeti ise ezelî rekabette ilginç bir ayrıntıya sahne oldu.Гафній, один з останніх елементів, що був відкритий, має цікаву особливість.
Bu ise Moskova Knezliği ile rekabete sebep oldu.Це спричинило розкол із Москвою.
İnternet üzerinden ödeme yapılan yeni hizmeti "Wirecard" ile, PayPal ve Western Union. ile rekabet etmektedir.Její nová služba internetových plateb Wirecard konkuruje PayPal a Western Union.
Lily ve Nina rekabete girdiğinde Nina kendisinin karanlık yanını keşfeder.Při vzájemném soupeření o roli královny labuti v sobě Nina objeví svou temnou část.
Hangi maliyet merkezinde rekabet avantajınız var ?Jaká je vaše konkurenční výhoda?.
Thing ile sürekli rekabet eder.Pravidelně se konají soutěže.
Aralarında tatlı bir rekabet de vardı.Mezi nimi existovalo intensivní soutěžení.
Sürekli Harry'le rekabet eder ve kıskançlığı başına sürekli işler açar.Žárlila na něj, protože Harry trávil veškerý čas s ním.
Sonuçta pazar için rekabetin ortaya çıkması kaçınılmazdı.A pak to šlo dále v pravidelném rytmu nedělních utkání.
Büyük süpermarket ve zincir marketlerin karşısında direnememekte ve rekabet edememektedir.Střední a malá knihkupectví tak nemohou konkurovat rozsáhlé nabídce a krachují.
Kısa süre içinde birbiriyle rekabet içinde olan çok sayıda demiryolu şirketi kuruldu.Firma měla s některými dalšími železničními společnostmi v té době obvyklé vztahy plné vzájemné rivality.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod