16 Ağustos'ta rejim karşı saldırıya geçmiştir.Od 16. června přešel režim do protiútoku.
Dört rejim askeri esir alındı, biri öldürüldü.Jeden z ozbrojenců byl zatčen, čtyři zabiti.
Akış hızı hız rejimine göre akımlarını sınıflandırmak için kullanılır.Rychlost proudu vzduchu je použita ke klasifikací proudění podle režimu rychlosti.
2012 yılının Mart ayında Şam rejimi muhalifleri şehir merkezinden püskürtmüştür.V březnu 2012 valné shromáždění akcionářů změnilo správní radu stanice.
Siyaset ancak demokratik rejimlerde mümkündür.Demokracie je možná jen v rámci demokratického státu, nikoli v rámci mezinárodní organizace.
Yağışlar akarsuyun debisinde önemlidir, düzensiz rejime sahiptir.Zdroj vody je dešťový a režim nepravidelný.
Sade ve gösterişten uzak bir yaşayış öngören bu görüş geçmiş rejimini aşırılıklarına karşı çıkıyordu.Stejně citlivého a ohleduplného zacházení se jí nedostalo od nastupujícího komunistického režimu.
Arkadaşlar, bu memlekette hakim olan rejimin adı demokrasi değil mi?Tento systém vlády, ovládané soudci, se nazývá kryptokracie.
Baskıcı rejimleri esnasında yaklaşık 1500 vatandaş öldürüldü.Na straně povstalců bylo asi 1500 mrtvých.
1930'ların sonlarında Faşist rejimli İtalya antisemitik kanunlar geçirmeye başladı.Koncem 30. let narostly protitabákové zákony, implementované nacisty.
Faşist bir rejim olarak anılmaktadır.Králův režim označovali za fašistický.
1978 - İspanya, 40 yıl süren diktatörlük rejiminin ardından demokrasiye geçti.1978: În Spania se instaurează democrația după 40 de ani de regim dictatorial.
1983 - Arjantin'de yedi yıllık askeri rejim sonrasında ilk demokratik seçimler yapıldı.30 octombrie: În Argentina au loc primele alegeri democratice după șapte ani de dictatură militară.
Siyasi rejimle sorunu yoktu.Noi n-am avut mari probleme cu regimul.
Benzer rejimler; despotizm ve diktatörlüktür.Acest punct de vedere poate conduce la dictatură, despotism, autoritarism.
Bu yönetim rejimi şöyle açıklanır: Yöneticiler yurttaşların oylarıyla değil, atama yoluyla seçilmelidir.Se conturează acea mentalitate că statul trebuie să fie în slujbă cetățeanului și nu invers.
Rejim karşıtı olarak birçok kez kovuşturmaya uğradı.Guvernul spaniol a trebuit să declare de mai multe ori faliment.
Komünist Romanya'da, Çavuşesku rejiminin son dönemlerinde geçer.În primul caz, vom împărtăși până Ia capăt soarta armatei române.
Belgrad böylelikle General Milan Nedić tarafından yönetilen "Nedić rejimi"nin merkezi olmuştur.Belgrad a devenit reședința unui alt guvern marionetă, condus de Milan Nedici.
Olaylar ordu rejiminin sönümlenmesine ve metapolitefsi döneminin başlamasına yol açmıştır.Aceste evenimente au făcut regimul militar să implodeze și a inaugurat epoca Metapolitefsi(d).
Geçmişte yaşadığı anılar tazelenince çalıştığı rejime karşı isyan başlatmıştır.Suferința sa este amplificată de faptul că unele ceasuri construite de el în trecut încep să aibă probleme.
1849 - Macaristan cumhuriyet rejimine geçti.1849: Ungaria a devenit republică.
Doğu Bloku 1989 yılında Sovyet rejiminin Doğu Avrupa'da çökmesi ile birlikte sona ermiş oldu.Republica Populară s-a sfârșit în 1989, când mai multe regimuri comuniste din estul Europei au decăzut.
Rusya'da ise İmparatorluk devrilip komünist rejim başlamıştır.Partidul comunist a venit la putere și a fost instalat un regim totalitar.
Korolenko, Çarlık rejiminin ve son yıllarında Bolşeviklerin güçlü bir eleştirmen oldu.Ce a făcut "baronul" de Caraș-Severin în ultimele zile.
Rejimin yöneticileriyle ters düştü, çoğu Marksist veya Marksist kökenliydi.Zona a fost cucerită de mai multe regate învecinate, în principal manciuriene, mongole sau chineze.
Böylelikle kuzeyde komünist, güneyde kapitalist rejim kurulmuş oldu.Keleten kommunista, nyugaton kapitalista rendszer alakult ki.
21 Eylül'de Suriye rejiminin kaybettiği bölgelerin çoğunu geri aldığı belirtilmiştir.A jelentések szerint szeptember 12–re a Hadsereg minden, korábban elveszített területét visszaszerezte.
12 Mart ara rejim dönemi artık fiilen son bulmuştu.De március 4-én már ténylegessé vált az akkori fals hír.
Mussolini'nin Faşist rejimince hapsedildi.Mussolinit azonnal őrizetbe vették.
Rejimin çöktüğünü görerek 1 Ocak 1959 tarihinde ailesiyle birlikte Dominik Cumhuriyeti'ne kaçtı.Rezsimje összeomlott, ezért családjával együtt 1959 újév napján elmenekült Kubából.
Biz demokratik rejime göre seçilmedik mi?Demokratikus kormányt választottak.
Şarkıları Arjantin, Şili ve Uruguay'da diktatörlük rejimleri sırasında yasaklandı.A könyvet baloldali nézetei miatt Chile, Argentína és Uruguay diktatórikus kormányai betiltották.
Komünist rejim, AIDS sorununun varlığını kabul etmedi.A tanácskormány megalakulása nem keltett rokonszenvet a Vendvidéken.
Siyasi hayatta ise genellikle çok partili ve parlamenter rejimler benimsenir.A parlamenti vitákon gyakran hangsúlyozzák a jogállam és a parlamenti eljárások szerepét.
Bu hallerde genelde siyasal rejim değişir.Gyakran cserélődik a kormányzat vezetése.
Rejim güçleri bu saldırıları bölgede yaşanan huzursuzlukları dindirmek için gerçekleştirmiştir.A hatóságok azzal vádolták a fegyveres huligánokat, hogy megpróbálják destabilizálni az ország helyzetét.
Aynı gün, rejim kuvvetleri Mayer ve Kefr Naya kasabalarına girmiştir.Ugyanakkor a kormány Mayer és Kafr Naya városait szállta meg.
Böylece Rusya’da monarşi rejimi yıkıldı.Ezzel Oroszországban a monarchia mint államforma megszűnt létezni.
2012 yılının Mart ayında Şam rejimi muhalifleri şehir merkezinden püskürtmüştür.Szomália képviselői 2012 márciusában adták le csatlakozási kérelmüket a Kelet-afrikai Közösség vezetőinek.
Plehanov Sovyet rejiminin muhalifi idi.Solohov hű volt a szovjet rendszerhez.
Ayrıca bakınız: Rejim değişikliğiA kifejezésről lásd még: Rendszerváltás (egyértelműsítő lap)
Rejim değişikliğinin değerlendirilmesi tartışmalıdır.A rendszerváltás megítélése vitatott.
1989'da rejim değişikliğinden sonra inşaat durdu ve özel yatırımcıların katılımıyla yeniden başladı.Az 1989-es rendszerváltás után leállt az építkezés, majd magánbefektetők bevonásával indult újra.
Yol inşa etme fikri, 1989 rejim değişikliğinden sonra ortaya çıktı.Az út megépítésének ötlete az 1989-es rendszerváltást követően merült fel.
Macaristan'da ilk kez, otoyollar için ücretlendirme fikri rejim değişikliği sırasında ortaya çıktı.Magyarországon először a rendszerváltás idején merült fel a gyorsforgalmi utak díjasításának ötlete.
1978 - İspanya, 40 yıl süren diktatörlük rejiminin ardından demokrasiye geçti.1978 – Espanjasta tuli demokratia 40 vuoden diktatuurin jälkeen.
Buradaki parlamenter rejime “Westminster Modeli” adı da verilmektedir.Enemmistöparlamentarismistä käytetään joissain maissa myös nimitystä Westminster-järjestelmä.
1868'de Meiji Restorasyonu, Tokugawa Şogunluğu'nun 265 yıllık feodal rejimine son verdi.Meiji-restauraatio vuonna 1868 teki lopun 265 vuotta jatkuneesta feodaalivallasta Tokugawa-shōgunaatin alla.
Rejim güçleri Ekim 2015'e kadar önemli bir ilerleme kaydedememişlerdir.Hallituksen joukot etenivät huomattavasti vuonna 2015.
Rejim süreç içerisinde desteğini kaybetti ve Ocak 1930'da general istifa etti.Lopulta hän menetti asevoimien tuen ja luopui virastaan tammikuussa 1930.
Carrero Blanco, 1957'de Franco rejiminde bakan oldu.Carrero Blancosta itsestään tuli ministeri 1957.
Benzer rejimler; despotizm ve diktatörlüktür.Diktatuuri on kuitenkin eri asia kuin itsevaltius, despotismi tai tyrannia.
Kikwete en son zirvesinde Zimbabve'deki Robert Mugabe rejimini eleştirmiştir.Hän arvosteli kitkerästi aikalaistaan Zimbabwen Robert Mugabea.
1983 - Arjantin'de yedi yıllık askeri rejim sonrasında ilk demokratik seçimler yapıldı.30. lokakuuta – Argentiinassa pidettiin demokraattiset vaalit seitsemän vuoden sotilasvallan jälkeen.
Nazi rejimi sırasında büyük kısmı Yahudi, 1000'den fazla Bonn'lu öldürüldü.Sodan aikana natsit tappoivat Zyklon B:llä yli miljoona ihmistä, joista pääosa oli juutalaisia.
Daha sonra Benito Mussolini rejiminden kaçarak ABD'ye geldi.Se kuljetti Benito Mussolinin valtiovierailulle Tripolitaniaan.
1973 - Atina'da üniversite öğrencileri, cunta rejimine karşı ayaklandılar.1973 – Opiskelijalevottomuuksia sotilashallitusta vastaan Ateenassa.
1992 tarihinde Komünist rejim yıkıldıktan sonra kabul edilmiştir.Hänet nimitettiin kommunistihallituksen kaaduttua vuonna 1992.
Akarsuların rejimi düzenli değildir.Profetiat eivät ole aikajärjestyksessä.