refah ile cümle
refah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Onun yönetimi görece bir barış ve refah sağladı.그녀의 치세는 평화와 번영이 있었다.
Ayrıca Asya kıtasındaki refah düzeyi birden yükselmeye başladılar.באותה עת החל להתפח רעיון מרחב השגשוג המשותף של מזרח אסיה רבתי.
Fakat saltanatı döneminde İngiltere ekonomik olarak gelişmiş ve refah içinde yaşamıştır.בתקופת השלטון הבריטי, האזור שיגשג מבחינה כלכלית וחקלאית.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.חוק היסוד מגן על הזכויות והחירויות של תושבי הונג קונג.
Yeni refah dönemi, iki dünya savaşı arasındaki zaman diliminde yeni fabrikalar açıldığında gerçekleşti.ציורים נוספים הצטרפו בתקופה שבין שתי מלחמות העולם.
ABD bu dönemde bir barış ve refah ortamını yaşadı.תקופה זו הייתה תקופה של שלום ושגשוג.
Adalet, özgürlük ve refah Sonsuza kadar egemen olsun.להטיף לחירות, לצדק, לאמת ולשלום הכללי.
Buradan anlaşıldığına göre, Refahiye ve çevresi özellikle hayvancılık ve buna bağlı ürünleriyle ünlüdür.כלל היצירות בספר זה מתייחסות לאדם וליחסיו עם החי והצומח שבסביבתו.
12. yüzyılda, demir madenleri sayesinde ülke refaha kavuştu.במאה ה-12 נכלל האי בשטחי ממלכת ריוקיו.
Bucaramanga Kolombiya'nın refah düzeyi en yüksek şehirlerinden biri olup en düşük işsizlik oranına sahiptir.סנטה קלריטה מחזיקה בתואר כעיר עם אחוז המובטלים הנמוך ביותר.
12. yüzyılda şehir refaha kavuştu, kiliseler, manastırlar ve evler inşa edildi.במאות ה-12 וה-13 קם הכפר: נבנו ביצורים, כנסיות ובתי מגורים.
Sonra ailesi ile beraber refah içinde yaşamaya devam eder..По-късно със съпруга си заживява в Добрич.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.При следващия си херцог, Якоб Кетлер, държава достига своя просперитетен връх.
Refah sahibi kimse.Няма наследствени владетели.
Anayasasında Karadağ "demokratik, refah ve çevreci bir ülke" olarak tanımlanır.Според сегашната Конституция Черна гора е обявена за „демократична, социална и екологично чиста държава“.
Bu durum da köyün ekonomik refahını yükseltmektedir.Подем отбелязва икономическото развитие на селото.
ABD bu dönemde bir barış ve refah ortamını yaşadı.Народът му живял в мир и благоденствие.
Adalet, özgürlük ve refah Sonsuza kadar egemen olsun.Нека слънцето на свободата За да блести завинаги.
Stasia refah dolu bir ailede yetişir.Вазов отраства в сравнително заможно семейство.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Njezina je glavna svrha zaštita prava i dobrobiti izbjeglica.
Onun yönetimi görece bir barış ve refah sağladı.Zbog toga se njegova vladavina smatra periodom mira i prosperiteta.
27 Mart 1994 Yerel Seçimleri'nde Refah Partisi'nden Kocasinan Belediye Başkanı seçildi.Za gradonačelnika Istanbula izabran je na lokalnim izborima 27. ožujka 1994. godine.
Ekonomik kalkınma, bir ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal refahının geliştiği süreçtir.Takva situacija nastaje kao rezultat političkog, gospodarskog i društvenog razvoja.
Grandin, hayvan refahı ve otizm savunuculuk hareketleri ile felsefi bir lider olarak kabul edilir.Grandin je filozofski vođa pokreta za dobrobit životinja i prava autističnih osoba.
Gilbreth'ler daha çok işçilerin refahını ele aldılar.Braća Hughes su težila za što većim realizmom.
Churchill'deki İngiliz varlığının tarihsel dönem sırasında Denelerin ekonomik refahına çok az etkisi olmuştur.Za vrijeme trajanja francuske vladavine u Dalmaciji nije puno toga učinjeno za njen gospodarski prosperitet.
Peygamber olduğunu savunan Mazdek, kamu mülkiyeti ve sosyal refahı arttırma programlarını uyguladı.Vyhlásil sa za Božieho proroka, pričom propagoval spoločné vlastníctvo a programy sociálneho zabezpečenia.
Genelde toplumdaki tüm bireylerin refahlarının toplamı olarak tanımlanır.Spoločenský blahobyt je najčastejšie definovaný ako súčet blahobytu všetkých jedincov.
1990 yılında ise Refah ve Sosyal Hizmetler Bakanı oldu.V roku 1942 sa stal Ríšskym komisárom pre zdravie a hygienu.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Njen glavni namen je varovati pravice in dobro počutje beguncev.
1990 yılında ise Refah ve Sosyal Hizmetler Bakanı oldu.Leta 1990 je postal namestnik ministrice za zdravstvstveno in socialno varstvo Republike Slovenije.
Kırsal refahı artırmak.Močno je povečal deželne dohodke.
'Yeniden Refah Partisi'ni kurduk…"."Uvedba novega odlikovanja".
Erzurum'da başladığı ortaokulu, babasının mal müdürü olarak bulunduğu Refahiye'de bitirdi.Licej je končala v Brescii kjer je bil oče ravnatelj.
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.Žemėje stojo ramybė ir laimė.
Şehir tekrar yalnızca 18. yüzyılda refaha kavuşabildi.Miestas ekonomiškai atsigavo tik XVIII a. viduryje.
Refah sahibi kimse.Tinkamo įpėdinio nebuvo.
Şehrin refahı güçlü bir indigo boya endüstrisi üzerine inşa edilmiştir.Miestelio klestėjimas rėmėsi indigo dažų pramone.
Bu hanlığın döneminde Iğdır çevresindeki insanların refahı arttı.Po vizito žmonių nuotaikos pagerėjo.
Güneyde Mısır'a açılan çıkış ise Refah Kapısı'dır.Egipto siena pietuose buvo nustatyta ties Semna.
Onun yönetimi görece bir barış ve refah sağladı.Jo valdymo periodas pasižymėjo sąlygine ramybe ir taika.
Müezzinoğlu siyasi kariyerine 1992 yılında Refah Partisi'nde (RP) başladı.Leperis 1992 m. įkūrė partiją Samoobrona RP (Savigyna).
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Darbininkų teisių ir gerovės apsauga.
Senin refahını zahmetle, sevgiyle ve barışla elde edeceğiz, Sana karşı her zaman dürüst olacağız!Būk už Gėrį ir Teisybę, Gerbkime vieni kitus.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Ameti põhiülesandeks on kaitsta pagulaste õigusi ja heaolu.
Ayrıca ayrılmadan önce Olympia ve Refah çocukları arasında bir mektup arkadaşlığı projesini organize etti.Enne lahkumist organiseeris ta kirjavahetuse Olympia ja Rafah' laste vahel.
Maksimum refah ise ancak maksimum üretkenlikle olabilir.Üks ehk Hüve on kõige absoluutne ühtsus.
Nobel Ekonomi Ödülü, refah ekonomisine katkıları için 1998 yılında.1998. aastal sai ta heaoluökonoomika alase töö eest Nobeli majandusauhind.
1998 yılında Refah Partisi'nin kapatılmasından sonra Fazilet Partisi'ne geçti.Ta oli aastast 1998 islamistliku Fazilet Partisi ridades.
Refah kapitalizmi, kapsamlı refah politikalarının dahil edildiği kapitalist ekonomileri ifade eder.Heaolukapitalism on sotsiaalhoolekannet hõlmav kapitalismi vorm.
Yerel idarelerin kanunlara göre refah hizmetleri sağlaması gerekmektedir.Seadustele toetudes jagab kohalik omavalitsus ressursi teenuste täitmiseks.
Bu, sosyal sağlığın insan sağlığı ve refahı kavramının bütününde artan öneminden kaynaklanmaktadır.Neile on tähtis inimkonna kui terviku heaolu.
PvdA, bir refah devleti inşa etmeyi taahhüt eden, geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak başladı.Liberaalne partei töötas mõningase eduga ka ühtse, ungaristatud riigi loomisega.
Refah devletinin geleceği.Demokraatia tulevik.
Bütün bunlara rağmen yine de refah düzeyleri oldukça yüksektir.Siiski on nad kõik üsna halva tasemega.
25 yıllık bir zaman dilimi içinde bunun milletinizin refahı üzerinde muazzam bir uzun dönem etkisi olacaktır.25 év alatt ennek jelentős hosszú távú hatásai vannak nemzeted jólétére.
25 yıllık bir zaman dilimi içinde bunun milletinizin refahı üzerinde muazzam bir uzun dönem etkisi olacaktır.그리고 지난 25년간 축적된 이 차이가 국가의 부에 장기적인 영향을 미쳤습니다.
25 yıllık bir zaman dilimi içinde bunun milletinizin refahı üzerinde muazzam bir uzun dönem etkisi olacaktır.Durante más de 25 años, esto tiene enormes efectos sobre la riqueza de la nación.
25 yıllık bir zaman dilimi içinde bunun milletinizin refahı üzerinde muazzam bir uzun dönem etkisi olacaktır.Em 25 anos isso tem efeitos a longo prazo na riqueza da nossa nação.
25 yıllık bir zaman dilimi içinde bunun milletinizin refahı üzerinde muazzam bir uzun dönem etkisi olacaktır.I løbet af 25 år er har det enorme langsigtede virkninger på ens nations velfærd.