refah ile cümle

refah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
2012 yılında Erzincan Refahiyespor'a transfer oldu ve 2 sezonda 33 maça çıktı.År 2012 drogs Eriksson med skador och spelade bara 2/3 av säsongen.
Yunanistan ve Trakya 10. yüzyılfa daha refah içindeydi ve kasaba ile şehirler yeniden büyümeye başladılar.У Х столітті Греція і Фракія досягли більшого розквіту, а міста і містечка знову почали зростати.
Mistra ve Monemvasia, kalabalık ve refah içindeydi, hatta 14. yüzyıl ortasındaki kara vebadan sonra bile.Містра і Монемвасія були густонаселеними і процвітали навіть після Чорної смерті у середині 14-го століття.
Filoyu ve fabrikaları yenilemeye başlamıştır fakat Düklük eski refah seviyesine bir daha ulaşamamıştır.Він почав відновлювати флот і факторії, але герцогство ніколи більше не досягла колишнього процвітання.
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.На планеті настає мир і злагода.
Gerçekten, bir kurum olarak polis en azından 6. yüzyıla kadar refah içinde kalmıştır.Адже поліс як інституція, схоже, і далі процвітав щонайменше до шостого століття.
Halkının refahına çok dikkat etti ve Song İmparatorluğunu daha müreffeh yaptı.Він приділяв значну увагу добробуту свого народу і привів імперію Сун до процвітаня.
Doçelik dönemi genel olarak barış ve refah içinde geçti.Давним-давно на світі панували гармонія і добро.
Saray zenginliğini ve refahını kendinde sembolleştirmişti.Він символізував її багатство і процвітання.
Bu durum da köyün ekonomik refahını yükseltmektedir.Це створює проблеми для економічної самодостатності села.
1990 yılında ise Refah ve Sosyal Hizmetler Bakanı oldu.V roce 1990 se stala náměstkyní federálního ministra práce a sociálních věcí.
Kasaba halkının genel refah seviyesi iyi durumdadır.Občanská vybavenost města je dobrá.
Bu alışveriş kentlerde ekonomik refah ve kültürün yaratılmasıyla yakından ilintilidir.Úzce to souvisí s vytvářením ekonomického bohatství a kultury uvnitř měst.
Ancak Tunus o dönemde ekonomik refaha kavuşmuştu.Matisse už měl v té době po finančních starostech.
Genelde toplumdaki tüm bireylerin refahlarının toplamı olarak tanımlanır.Společenský blahobyt je nejčastěji definován jako součet blahobytu všech jedinců.
Bu nedenle, burada insanlar daha iyi, daha refah içinde yaşıyor.Lidé tu žili šťastní a v harmonickém soužití.
Bunlar Amerikan refahı ve İtalyan inceliğidir.Velmi se podobají švábům a mají italsko-americký přízvuk.
Devlet, vatandaşın refah ve mutluluğunu amaçlar.Ruce představují péči vlády o lid a prosperitu.
ABD bu dönemde bir barış ve refah ortamını yaşadı.Historikové tvrdí, že v té době se zdejší kraji těšil míru a pokoji.
İzlanda, savaş sırasında refaha ulaştı.Islanda a prosperat în timpul războiului.
1990 yılında ise Refah ve Sosyal Hizmetler Bakanı oldu.În anii 1990 a fost o perioadă de timp ministru al sănătății și al serviciilor sociale.
Panama Kanalı ile Panama halkının refah seviyesi yükselmiştir.Construcția Canalului Panama i-a mărit prosperitatea.
Refah Partisi bu seçimde ikinci parti oldu.El a câștigat al doilea loc disponibil pentru acea circumscripție.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.În Avuția Națiunilor, Adam Smith face referire la importanța familiei în capitolul său despre salarii.
Yönetimi bir barış ve refah devri oldu.Ei au cunoscut doar o administrație stabilă și de prosperitate.
Temel konuları, istihdam, sosyal refah ve kamu eğitimine yatırım, kamu güvenliği ve sağlık bakımıdır.Capitalul uman este esențial pentru dezbaterile privind bunăstarea, educația, sănătatea și pensionarea.
Anayasasında Karadağ "demokratik, refah ve çevreci bir ülke" olarak tanımlanır.A intrat în Parlament pe listele „Blocului pentru o Moldovă Democratică și Prosperă”.
Aşapatman dünya çapında denge, refah, adalet ve düzeni destekleyen bir varlık olarak kabul görür.El a creat in lume numai ce este bun, curat, drept.
Ben kamu refahı için çalışıyorum.Eu lucrez pentru binele public.
Ben kamu refahı için çalışıyorum.Eu lucrez pentru bunăstarea publică.
Ben sana refah dilemek istedim.Am vrut să vă urez numai bine.
Ben sana refah dilemek istedim.Am vrut să vă urez prosperitate.
İmparatorların ve hükümetin refahı ile çeşitli konularda danışmanlık yapmak için dua etti.A császárok és a kormány jólétéért imádkozott, illetve egyéb témákban adott tanácsokat.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Fő célja a menekültek jogainak és megfelelő ellátáshoz jutásuknak védelme.
PvdA, bir refah devleti inşa etmeyi taahhüt eden, geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak başladı.A PvdA hagyományos szociáldemokrata szellemiségű pártként működött, támogatta a jóléti állam létrehozását.
Maksimum refah ise ancak maksimum üretkenlikle olabilir.Legnagyobb előnye talán a kényelmesség.
Örnek 2: Literatür refah devletinin yolsuzluklara yol açtığını söyler.2. kép: Álmos kihirdeti a népnek, hogy Árpádnak adta át a fejedelemséget.
Pirinç üretimi yükselirken nüfusun çok değişmemesi sonucunda refah arttı.A rizstermesztés folyamatosan nőtt, de a népességszám változatlan maradt, így megnövekedett a jólét.
Refah devletinin geleceği.Nemzetünk jövendő hivatása.
Nobel Ekonomi Ödülü, refah ekonomisine katkıları için 1998 yılında.1998-ban Közgazdasági Nobel-emlékdíjat kapott a jóléti közgazdaságtan területén végzett munkásságáért.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.Osztja Adam Smith nézetét, mely szerint a termelés természetes rendje az emberi önzésből fakad.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.A következő herceg, Kettler Jakab uralkodása idején érte el a hercegség fejlettségének csúcspontját.
Yunanistan ve Trakya 10. yüzyılfa daha refah içindeydi ve kasaba ile şehirler yeniden büyümeye başladılar.A 9. század közepére Görögország ismét görög volt, és a város kezdett talpraállni.
Ekonomik kalkınma, bir ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal refahının geliştiği süreçtir.Megjelenésük katalizálta a helyi gazdasági, társadalmi, politikai fejlődést.
Davud'un zamanında birleşik İsrail Krallığı askeri anlamda üstünlük kurup refah içinde yaşadı.Dávid háza alatt az egységes Izraeli Királyság sikeresen fejlődött, és erősebb volt szomszédainál.
Sosyal Refah Devleti, İstanbul: Okutan Yayınları, 2008.Itt volnék én otthon; Szolnok: Gravámen Stúdió, 2008.
Adalet, özgürlük ve refah Sonsuza kadar egemen olsun.Sillä oikeudenmukaisuus, vapaus ja yltäkylläisyys vallitsevat tästedes ikuisesti.
Tanrım, tek başına ilham kaynağı oldun, Togo'dan refahımız için.Suuri Jumala, vain Sinä olet meidät korottanut, Togosta jälkipolville.
Kasaba halkının genel refah seviyesi iyi durumdadır.Kaupungin turvallisuustilanne on hyvä.
İlk kez seçime katılan Refah Partisi (RP) ise, yüzde 4,4 oy oranıyla sonuncu parti oldu.Vaalin ensimmäinen kierros järjestettiin 31. lokakuuta, ja niissä äänesti noin 4,4 miljoonaa äänioikeutettua.
Men, gender divisions and welfare (Erkekler, cinsiyet ayrımları ve refah).Terveyden ja hyvinvoinnin laitos: Hyvinvointi- ja terveyserot thl.fi.
ABD bu dönemde bir barış ve refah ortamını yaşadı.Hänen aikanaan maassa oli rauhan ja vakauden aika.
Toplumsal refah, toplumun genel faydalanırlık (İngilizce: utilitarian) durumu ile ilgilenir.Ihmiset ovat taipuvaisia hyväksymään asiat, jotka hyödyttävät yhteiskuntaa eli yleistä hyötyä.
Bu durumda eğitim bireyin, toplumun ve gelecekteki insanlığın gelişim ve refahını güçlendirmeyi amaçlar.Täten omaksumme optimistisen näkökannan ihmiskunnan kykyihin ja tulevaisuuteen.»
Güneyde Mısır'a açılan çıkış ise Refah Kapısı'dır.Etelässä tasanko avautuu Eleusiinlahdelle.
Tanrım, tek başına ilham kaynağı oldun, Togo'dan refahımız için.Παντοδύναμε Θεέ, μόνο Εσύ χάρισες ευημερία στο Τόγκο.
Değişim ve Refah Hareketi (MCAP) partisinin lideridir.Το κόμμα του είναι το Κίνημα για Αλλαγή και Ευημερία (MCAP).
Adalet, özgürlük ve refah Sonsuza kadar egemen olsun.Ας είναι για πάντα η ευτυχία κι η ευημερία σου.
Orta sınıfa ve çiftçilere "düzen" ve "refah", yoksullara yardım sözü verdi.Το κυριότερο, υποσχέθηκε τάξη και ευημερία στην αστική τάξη και τους αγρότες και βοήθεια στους φτωχούς.
Bu durumda eğitim bireyin, toplumun ve gelecekteki insanlığın gelişim ve refahını güçlendirmeyi amaçlar.Τελειώνει με σχολιασμό για τη διανομή, την κατάσταση και τις μελλοντικές προοπτικές της ανθρώπινης φυλής.

İlgili Sayfalar