refah ile cümle
refah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu alışveriş kentlerde ekonomik refah ve kültürün yaratılmasıyla yakından ilintilidir.Он тесно связан с формированием экономического благополучия и экономической культуры в городах.
İkinci bölüm Rusya Federasyonu Ulusal Refah Fonuna dönüşmüştür.Резервный фонд Российской Федерации присоединён к фонду национального благосостояния.
Ayrıca Başbakan Binali Yıldırım da Refahiyelidir.Более того, даже сам диаметр кольца подсветки важен.
Bu nedenle, burada insanlar daha iyi, daha refah içinde yaşıyor.Кто живет проще, тот живет счастливее.
İç politikaları barış ve refah üzerine kuruluydu.Социальные и политические институты пребывали в стадии спокойного развития и стабильности.
Kırsal refahı artırmak.Подъём народного благосостояния.
Böylece yağmur yağmasını sağlayarak bereket ve refahın oluşmasına katkıda bulunuyordu.Считалось, что благодаря поклонению её можно вызвать дождь.
Sonuç olarak, halk büyük refaha kavuştu ve Han Hanedanlığı bir barış dönemi geçirdi.И, наконец, хан давал им в пожизненное владение села.
'Yeniden Refah Partisi'ni kurduk…".Ну что же, пусть заново партию создают».
Bu lüks otomobiller, zor zamanların ardından tekrar elde edilen refahın sembolüdür.وتعد هذه السيارات الفاخرة رمزاً للثروة التي تم الحصول عليها مرة أخرى عقب الأوقات الصعبة.
1998'de Rusya’nın enflasyonu yüzde 84’e ulaştı ve refah maliyetleri oldukça arttı.بلغ التضخم الروسي في عام 1998 84 في المئة ونمت تكاليف الرعاية الاجتماعية بشكل كبير.
Güneyde Mısır'a açılan çıkış ise Refah Kapısı'dır.أمّا الوصول إلى مصر في الجنوب فقد تمّ على مراحل.
Refah ve barış ortamı konfora yönelik tüketim aracı olan otomobilin satınalınabilmesine olanak sağlamıştır.وأتاح الازدهار والسلام إمكانية شراء السيارات وهو ما يعني آلة استهلاك الراحة.
Bunlar arasında üç büyük şehir de vardı: Kalkilya, Refah ve Beyt Lahiya.له ثلاثة أخوة هم محمد رؤوف ، حمدية ، إقبال.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.وتكمن غاية المفوضية الأساسية في حماية حقوق ورفاه اللاجئين.
Senin refahını zahmetle, sevgiyle ve barışla elde edeceğiz, Sana karşı her zaman dürüst olacağız!كيف يمكننا أن نرد لك؟ راعينا, سوف نفوز بالكد والمحبة والسلام، سيكون اسمك حقيقي من أي وقت مضى!
Bütün bunlara rağmen yine de refah düzeyleri oldukça yüksektir.رغم طولها فإنها على درجة عالية من التنظيم.
2005 Filistin yerel seçimleri Gazze, Han Yunis veya Refah gibi büyük şehirlerde yapılmadı.لم تعقد الانتخابات البلدية الفلسطينية في غزة ولا في رفح أو في خان يونس.
Sosyal politika genellikle Sosyal Devlet ve Refah Devleti kavramlarıyla birlikte kullanılmaktadır.وأخيرا، غالبا ما يعتبر الرأس المال الاجتماعي معيار نجاح الديمقراطية والمشاركة السياسية.
İmparatorların ve hükümetin refahı ile çeşitli konularda danışmanlık yapmak için dua etti.Orava para o bem-estar dos imperadores e do governo, oferecendo aconselhamento sobre diversas questões.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.Sob o governo do próximo duque, Jacob Kettler, o Ducado atingiu o seu ponto mais alto de prosperidade.
Genelde toplumdaki tüm bireylerin refahlarının toplamı olarak tanımlanır.Frequentemente, ele é definido como a soma do bem-estar de todos os indivíduos da sociedade.
Bu uzun barış ve refah dönemi kaçınılmaz şekilde ordunun rehavet içine girmesine ve laçkalaşmasına neden oldu.Inevitavelmente, este longo período de paz e prosperidade levou à complacência e à negligências dos militares.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.Em uma sociedade agrária, o cultivo da terra é a principal fonte de riqueza.
Refah içerisinde yaşamasına rağmen hayatının son yıllarını otel odalarında geçirdi.Vítima do alcoolismo, passou os últimos anos de vida vivendo em albergues.
Green Kolej, çalışmalarını çağdaş toplumda insanın refahına adamıştı.O consumo hoje é a medida do sucesso pessoal na sociedade moderna.
Bütün bunlara rağmen yine de refah düzeyleri oldukça yüksektir.Apesar disso as vantagens são largamente superiores.
1998'de Rusya’nın enflasyonu yüzde 84’e ulaştı ve refah maliyetleri oldukça arttı.No ano de 1998 o PIB russo encolheu 4,9% e a inflação daquele ano atingiu 84%.
Yönetimi bir barış ve refah devri oldu.Seu reinado foi um período de relativa paz e prosperidade.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.Onder leiding van de volgende hertog Jacob Kettler bereikte het hertogdom het hoogtepunt van zijn welvaart.
Refah devletinin geleceği.De houdbaarheid van de welvaartsstaat.
Festival, hayvan refahı nedeniyle eleştirilmektedir.Het project is bekritiseerd in verband met dierenwelzijn.
Dördüncü Çağ'ın başlangıcında Rohan barışın ve refahın hüküm sürdüğü bir bölgeydi.In de 16e eeuw kende Rouen een periode van relatieve rust en welvaart.
Ekonomik kalkınma, bir ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal refahının geliştiği süreçtir.De internationale gemeenschap zou de economische, sociale en institutionele ontwikkeling van Haïti steunen.
Refah Partisi bu seçimde ikinci parti oldu.Daar werd de tweede dag van haar feest doorgebracht.
Maksimum refah ise ancak maksimum üretkenlikle olabilir.Het moreel goede hierbij is de maximalisatie van geluk.
Örnek 2: Literatür refah devletinin yolsuzluklara yol açtığını söyler.2: De Tweede Kamer keurt de bezuinigingsvoorstellen van de regering goed.
Komünizmin inşası ve insanların refahındaki iyileşme birbirinden ayrılamaz." ifadelerini kullandı.De constructie van communisme en de verbetering van de welvaart van de mens zijn onscheidbaar!".
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.De doelen van de vereniging zijn het verbeteren van de rechten van de rechten en het welzijn van de leden.
12. yüzyılda şehir refaha kavuştu, kiliseler, manastırlar ve evler inşa edildi.In de tweede helft van de 17e eeuw werden de hoektoren, de kerk en kloostergebouwen geconstrueerd.
1990 yılında ise Refah ve Sosyal Hizmetler Bakanı oldu.In 1998 werd hij minister van Sociale Zaken en Werkgelegenheid.
İnananları genelde ona refah ya da sağlık konularında yakarır.Wzywał do wiernych do zgody, miłości i cierpliwości.
On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda, elmalı turta Amerikan refah ve ulusal gururun sembolü haline geldi.Na przestrzeni XIX i XX wieku stało się symbolem amerykańskiego dobrobytu i narodową dumą.
Refah dönemlerinde ise kısa sürede zengin olmanın yolunu simgeler hale geldi.Tak umiejętnie obracał pieniędzmi, że wkrótce jego organizacja bardzo się wzbogaciła.
Refah devletinin geleceği.W poszukiwaniu dobrego państwa.
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.Na Ziemię powróciły pokój i harmonia.
'Yeniden Refah Partisi'ni kurduk…".Przysyła ci świeżą partię.”
Dördüncü Çağ'ın başlangıcında Rohan barışın ve refahın hüküm sürdüğü bir bölgeydi.Under början av Fjärde åldern var Rohan ett fredligt och välmående land.
12. yüzyılda şehir refaha kavuştu, kiliseler, manastırlar ve evler inşa edildi.Under 1100-talet utvecklades staden, kyrkor, kloster och hus byggdes.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.Under hertigen Jakob Kettler nådde hertigdömet höjdpunkten av sin rikedom.
Ertesi yıl Denizciler Refah Görevlisi olarak atandı.De första åren var endast sjöofficerare välkomna som medlemmar.
Maksimum refah ise ancak maksimum üretkenlikle olabilir.Men är allt som maximerar lycka gott?
Yeni refah dönemi, iki dünya savaşı arasındaki zaman diliminde yeni fabrikalar açıldığında gerçekleşti.Ny framgång kom mellan de två världskrigen då flera nya fabriker öppnades.
1949-50 arasında Birleşmiş Milletler Sosyal Refah Bölümünün müdürlüğünü yaptı.Hon var 1949–1950 chef för FN:s avdelning för sociala frågor.
Bu durum da köyün ekonomik refahını yükseltmektedir.Effekten av detta blev i sin tur ett ökat ekonomiskt välstånd för landet.
Refah ve barış ortamı konfora yönelik tüketim aracı olan otomobilin satınalınabilmesine olanak sağlamıştır.Det kan göra att säkerhet, miljövänlighet och bekvämlighet kan öka vid användningen av fordonet.
3. Ordu, Kemah-Refahiye-Tirebolu hattına çekildi.11 ^ "Skjutfältet bröt partigränser.
Bütün bunlara rağmen yine de refah düzeyleri oldukça yüksektir.Trots storleken är de mycket aktiva.
PvdA, bir refah devleti inşa etmeyi taahhüt eden, geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak başladı.Singapore förde till en början en demokratiskt socialistisk politik med inriktning på välfärdsstat.
Baga: Refahın ve sağlığın tanrısı.Wadd (واد) Kärleks- och vänskapsguden.