refah ile cümle

refah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İlk kez seçime katılan Refah Partisi (RP) ise, yüzde 4,4 oy oranıyla sonuncu parti oldu.Die Partei Pro NRW zog mit 4,4 % der Stimmen erstmals in den Remscheider Stadtrat ein.
Bunlar arasında üç büyük şehir de vardı: Kalkilya, Refah ve Beyt Lahiya.Diese besaß drei Abteilungen in Baku, Gəncə und Naxçıvan.
2015-16 sezonu öncesinde Erzincan Refahiyespor olan adını 24 Erzincanspor olarak değiştirdi.Zur Saison 2015/16 änderte der Verein seinen Namen erneut um und nahm den Namen 24 Erzincanspor an.
Refah seviyesi orta derecelerdedir.Höfische Lebensart in Mitte.
İzlanda, savaş sırasında refaha ulaştı.L'Islande avait prospéré pendant la guerre.
Bu lüks otomobiller, zor zamanların ardından tekrar elde edilen refahın sembolüdür.Elles sont le symbole d'une prospérité retrouvée après une période difficile.
Senin refahını zahmetle, sevgiyle ve barışla elde edeceğiz, Sana karşı her zaman dürüst olacağız!Thy welfare we will win in toil and love and peace, Will be to thy name ever true!
Yaklaşık olarak 1300 yılına gelindiğinde, Avrupa'da yüzyıllarca süren refah ve büyüme durdu.Vers 1300, la croissance et la prospérité de l'Europe stagnent.
Refah ve barış ortamı konfora yönelik tüketim aracı olan otomobilin satınalınabilmesine olanak sağlamıştır.Un climat de prospérité et de paix a, en effet, favorisé l'achat d'objets de confort comme l'automobile.
Halkının refahına çok dikkat etti ve Song İmparatorluğunu daha müreffeh yaptı.Il porte une grande attention au bien-être de son peuple et rend son empire plus prospère.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.Dans une société agraire, la cultivation de la terre est la principale source de richesse.
Hobbes daha çok barış üzerinde dururken, Petty refah üzerine çalışmayı tercih etmiştir.Hobbes s'était consacré à la paix, Petty choisit la prospérité.
Bu refahlı yıllar II. Ferdinandino'nun dönemine kadar devam etti.Il règne jusqu'à l'époque de Gratien et de Valentinien II.
Ülke içinde refahı ve barışı sağladı.Il rétablit la paix et la stabilité dans le pays.
Siyasal İslam: Refah Partisi'nin anatomisi.Gauche antiraciste : parti Égalité.
Refah sahibi kimse.Sans héritier.
Panama Kanalı ile Panama halkının refah seviyesi yükselmiştir.La demande pour le canal de Panama ne cesse pourtant d’augmenter.
Ancak Tunus o dönemde ekonomik refaha kavuşmuştu.C'est à cette époque que Marcos retrouve une certaine stabilité économique.
Lizbon bölgesi Avrupa Birliği ortalamasının üzerindeki refah düzeyi ile Portekiz’in en zengin bölgesidir.Lisbonne est la ville la plus riche du Portugal avec un PIB par habitant supérieur à la moyenne européenne.
12. yüzyılda, demir madenleri sayesinde ülke refaha kavuştu.Du XVIIIe au XIXe siècle, la région a connu la prospérité grâce à l’extraction du fer.
Ukrayna bayrağı, buğday tarlalarının (refah) üzerindeki mavi gök (barış) olarak ifade edilebilen bayraktır.Le drapeau d'Ukraine symbolise un ciel bleu et des champs tapissés de blé.
ABD bu dönemde bir barış ve refah ortamını yaşadı.Le califat entre alors dans une période de paix et de prospérité.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Su objetivo principal es salvaguardar los derechos y el bienestar de los refugiados.
İmparatorların ve hükümetin refahı ile çeşitli konularda danışmanlık yapmak için dua etti.Rezaba por el bienestar del emperador y el gobierno, además de aconsejar en diversos temas.
Tanrım, tek başına ilham kaynağı oldun, Togo'dan refahımız için.Gran Dios, sólo tú nos ha encumbrado Togo para la prosperidad.
Green Kolej, çalışmalarını çağdaş toplumda insanın refahına adamıştı.Green College estaba dedicado al 'bienestar humano' en la sociedad moderna.
Toskana Grand Dükalığı "Lorraine Hanedanı" idaresine geçtiğinde ise Grosseto daha refahlı bir döneme girdi.Bajo el gobierno de la Casa de Lorena, Grosseto floreció.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.En una sociedad agraria cultivar la tierra es la fuente principal de riqueza.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.Bajo el duque Jacob Kettler, el ducado llegó a su máxima prosperidad.
Değişim ve Refah Hareketi (MCAP) partisinin lideridir.Es el fundador del partido político Solidaridad y progreso.
Hayvan sağlığı profesyonelleri, hayvanların sağlığı ve refahını gözeten uygulamalar yapmaktadırlar.La altitud favorece la salud y actividad de los animales.
Bu, sosyal sağlığın insan sağlığı ve refahı kavramının bütününde artan öneminden kaynaklanmaktadır.Este punto es precisamente dónde healthcare como el derecho humano deviene pertinente.
Refah iktisadının odaklandığı iki nokta vardır: iktisadi verimlilik ve gelir dağılımı.Si dos de sus lados son proporcionales y el ángulo comprendido entre ellos es congruente.
Yönetimi bir barış ve refah devri oldu.Su reinado fue un período de relativa paz y prosperidad.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.Esto fue un cambio sustancial respecto a las ideas de Adam Smith sobre la determinación del precio de venta.
Visconti Hanedanı Milano'da hüküm sürdüğü dönemde Gallarate çok refahlı yıllar yaşadı.Pero en sus orígenes la familia Visconti, que durante siglos gobernó Milán, fue relativamente modesta.
Bütün bunlara rağmen yine de refah düzeyleri oldukça yüksektir.A pesar de todo posee gran velocidad.
Bir dönem Refah Partisinden Diyarbakır Belediye Başkanlığı yapmıştır.Miembro del viejo Consejo Municipal en un período de fecundas realizaciones.
Ancak Tunus o dönemde ekonomik refaha kavuşmuştu.Está claro que Mercia era todavía una potencia militar en aquel tiempo.
Buna rağmen köyün ekonomik refahı anlaşılmaz bir şekilde yükseliş göstermiştir.Nonostante ciò la popolazione del villaggio non ha avuto una crescita vertiginosa.
Hobbes daha çok barış üzerinde dururken, Petty refah üzerine çalışmayı tercih etmiştir.Hobbes si era consacrato alla pace, Petty scelse di dare priorità alla prosperità.
Refah ve serbestlik devletin egemen iklimi haline gelir.L'autorità religiosa e statale diventano una cosa sola.
Deflasyon, refahı frenler.Panfietti, frenatore.
Milliyet. s. 29. ^ "Refah'ın adayları".III pp. 282. ^ "La classifica dei cognomi di Milano.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.Sotto il comando del duca Giacomo Kettler, il ducato raggiunse il suo periodo di massimo splendore.
Şehirler zenginleşmiş ve dünya yeni bir refah dönemine girmiştir.La repubblica ha unito i popoli e li ha introdotti a un'era di prosperità.
Dördüncü Çağ'ın başlangıcında Rohan barışın ve refahın hüküm sürdüğü bir bölgeydi.Durante il periodo romano imperiale, la Sicilia era una provincia tranquilla e prospera.
Hayvan sağlığı profesyonelleri, hayvanların sağlığı ve refahını gözeten uygulamalar yapmaktadırlar.Sorveglianza della buona salute fisica, mentale degli animali e del loro benessere.
Refah Partisi 1995 genel seçimlerinde birinci parti olmuştur.Fujimori fu rieletto per la seconda volta nelle elezioni generali del 1995.
Mahallenin nüfusunun büyük bölümü refah içinde yaşamaktadır.Buona parte della barriera è in buona salute.
12. yüzyılda şehir refaha kavuştu, kiliseler, manastırlar ve evler inşa edildi.Nei primi decenni del XII secolo l'isola si arricchì di chiese, monasteri e castelli.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Si pone come obiettivo la tutela di diritti dei cittadini e dei consumatori.
Refah içinde yaşıyor musun?Ты живешь на пособие?
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.При герцоге Якобе Кеттлере государство достигло вершины процветания.
İlk on çağa Mutluluk Yılları denildi, Valinor’a barış ve refah hakim oldu.В первые десять веков, известные как Эпоха Счастья, в Валиноре царили мир и процветание.
Adalet, özgürlük ve refah Sonsuza kadar egemen olsun.Пусть правосудие, свобода и процветание Будут править всегда.
Filoyu ve fabrikaları yenilemeye başlamıştır fakat Düklük eski refah seviyesine bir daha ulaşamamıştır.Он начал восстанавливать флот и фактории, но герцогство так и не достигло прежнего процветания.
Refah devletinin geleceği.Ради грядущего счастья народа.
İmparatorların ve hükümetin refahı ile çeşitli konularda danışmanlık yapmak için dua etti.Консультировал чиновников и императора по различным вопросам.
Devlet, vatandaşın refah ve mutluluğunu amaçlar.Государство должно заботиться об интересах и счастье народа.

İlgili Sayfalar