Ana içeriğe geç
Sözlük

refah ile cümle

refah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bugün görünürde, herşey normal, modern, refah içinde.На повърхността днес всичко изглежда нормално, модерно, проспериращо.
Bugün görünürde, herşey normal, modern, refah içinde.על פני השטח היום, הכל נראה .נורמלי, מודרני, משגשג
Bugün görünürde, herşey normal, modern, refah içinde.ブッシュ政権にとってチリは 経済的成功モデルです
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Aujourd'hui, je veux vous parler de prospérité, de nos espoirs de prospérité partagée et durable.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Chcę dziś pomówić z wami o dobrobycie, o naszych nadziejach na wspólny i trwały dobrobyt.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Dnes by som rád hovoril o prosperite o našej nádeji na spoločnú a pretrvávajúcu prosperitu.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Hoy quiero hablarles de prosperidad, de nuestras esperanzas en una prosperidad compartida y duradera.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Idag skulle jag vilja prata med er om välstånd, om våra förhoppningar om ett delat och varaktigt välstånd.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Ik wil het vandaag met jullie hebben over welvaart, over onze hoop op een gedeelde en blijvende welvaart.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.저는 오늘 여러분들에게 번영과 희망에 대해 말씀드리려고 합니다. 함께 공유하고 지속가능한 그런 번영 말이죠.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Oggi vi voglio parlare di prosperità, delle nostre speranze di una prosperità condivisa e durevole.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Θέλω να σας μιλήσω σήμερα για την ευημερία, για τις ελπίδες μας για μια κοινή και διαρκή ευημερία.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Днес искам да ви говоря за просперитета, за нашите надежди за споделен и дълготраен просперитет.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.Я хочу поговорить с вами сегодня о процветании, о наших надеждах на счастье для всех и на долго.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.ברצוני לדבר אתכם היום על שגשוג, על תקוותינו לשגשוג משותף ומתמשך.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.أود أن أحدثكم اليوم عن الإزدهار، عن آمالنا فى إستمرارية المشاركة فى هذا الإزدهار.
Bugün sizinle refah hakkında, umutlarımız hakkında konuşacağım, paylaşılan ve devam eden.私たちは 共に末永く 繁栄したいと願っています 私たちだけでなく
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Aceasta este ceva ce trebuie să acceptăm -- o Chină bogată, o Indie bogată, o Africă bogată.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Anzi, è qualcosa che dovremmo incoraggiare - una Cina ricca, un'India ricca, un'Africa ricca.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Dat is iets wat we moeten omarmen -- een rijk China, een rijk India, een rijk Afrika.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Det är något vi bör uppmuntra - ett rikt Kina, rikt Indien, rikt Afrika.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Det er noget vi skal tage i mod med åbne arme et rigt Kina, et rigt Indien, et rigt Afrika.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Es algo que debería alegrarnos -- una China próspera, una India próspera, una África próspera.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.É uma coisa que devíamos desejar — uma China rica, uma Índia rica, uma África rica.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Ez olyasmi amit mi fel kell karoljunk -- egy gazdag Kína, egy gazdag India, egy gazdag Afrika.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Nous devrions le désirer -- une Chine riche, une Inde riche, une Afrique riche.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.To jest coś, z czego powinniśmy się cieszyć... ...bogate Chiny, bogate Indie, bogata Afryka.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Αυτό είναι κάτι που πρέπει να αγκαλιάσουμε -- μία πλούσια Κίνα, μία πλούσια Ινδία, μία πλούσια Αφρική.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Вот это нам следует всячески поддерживать: богатый Китай, богатую Индию, богатую Африку.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Ми повинні це вітати - заможний Китай, заможна Індія, заможна Африка.
Bu hoşnutluk verici bir durumdur-- Refaha erişmiş bir Çin, bir Hindistan ve Afrika.Това е нещо, което трябва да прегърнем - богат Китай, богата Индия, богата Африка.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.Ale iróniou je, že sme vyplytvali prosperitu v podobe peňazí a ekonomického rastu.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.Ironia este, cred, ca noi ne imaginam prosperitatea literalmente, in termeni de bani si crestere economica.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.그런데 역설적인 사실은 우리가 번영이라는 말과 돈과 경제 성장이라는 말을 거의 문자 그대로 동일시하고 있다는 겁니다.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.Maar de ironie hiervan is dat we welvaart alleen maar zien in termen van geld en economische groei.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.Men, ironiskt nog, har vi nästan bokstavligen inkasserat all välstånd i form av pengar och ekonomisk tillväxt.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.בכל אופן, האירוניה היא שפדינו את השגשוג, כמעט פשוטו כמשמעו, במונחים של כסף וצמיחה כלכלית.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.私たちの繁栄は 文字通り換金されて お金と経済成長という形になりました そして経済があまりにも成長したため
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Ada juga beberapa hal yang berlawanan dengan kenyamanan ini.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Altele sunt contrare stării de bine.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Ci sono alcuni cose che sono contrarie a questo benessere.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Det finns dom som är motverkande till välbefinnande.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Es gibt einige Voraussetzungen, die diesem Wohlbefinden entgegenstehen.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Existujú však aj také, ktoré sú nepriaznivé voči tejto pohode.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Há estados mentais que são adversos a este bem estar.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Il y a d'autres états d'esprits qui vont à l'encontre de ce bien-être.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Inne znów szkodzą dobremu samopoczuciu.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Jotkin tilat ovat epäsuotuisia hyvinvoinnille.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.이런 웰빙에 부정적인 영향을 주는 것들이 있습니다.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Nhưng có một số tâm trạng lại có hại hạnh phúc này.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Sommige gemoedstoestanden zijn nadelig voor dit welzijn.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Vannak azonban olyanok, amelyek ellentétesek ezzel az állapottal.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Και υπάρχουν και κάποιες που εμποδίζουν την ευημερία.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Има състояния, които са вредни за това благосъстояние.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.Так само є стани, ворожі до добробуту.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.יש שמתנגדים לשביעות-הרצון הזו.
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.هناك البعض الذى يقود الطريق إلى هذه الإحساس بالسعادة .
Bu refaha zıt olan bazı zihinsel durumlar da vardır.自らの経験の中から探しても
Bu serpilmeye, bu refaha olanak sağlayan답은 우리 자신에게 있습니다.
Bu serpilmeye, bu refaha olanak sağlayanTrebuie să învățăm că există o anumită stare de spirit care duce la această înflorire, la această bunăstare,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod