Bu serpilmeye, bu refaha olanak sağlayanאנחנו חייבים לדעת מעצמנו, יש הלכי רוח מסויימים
Bu serpilmeye, bu refaha olanak sağlayanنحن لابد أن نعرف من أنفسنا , أن هناك حاله معينة يكون فيها العقل
Bu serpilmeye, bu refaha olanak sağlayanそれはこの幸せ、この満ち足りた状態につながる心の状態で
Bu sizin için şaşırtıcı olabilir. Mutsuzken bu tür bir refaha sahip olabilir miyiz?Můžeme mít tenhle druh pocitu duševní pohody, když jsme smutní?
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.이는 단순히 국가의 부유함 대 65세 넘는 인구의 비율입니다.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.C'est simplement la richesse d'un pays versus le pourcentage de le population qui a plus de 65 ans.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Dem Reichtum eines Landes steht der Prozentsatz der Bevölkerung über 65 Jahren gegenüber.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Det här är helt enkelt ett lands välfärd jämfört med andelen av dess befolkning som är äldre än 65.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Dit is eenvoudig de welvaart van een land in relatie tot het percentage van de bevolking boven de 65 jaar.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Đơn giản là sự thịnh vượng của 1 quốc gia đối lập với tỉ lệ phần trăm dân số trên 65 tuổi
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Esto es simplemente el bienestar de un país contra el porcentaje de población que tiene más de 65 años
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Isto é a riqueza de um país versus a percentagem de população acima dos 65 anos.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Jednoduše řečeno, jde o bohatství země ve srovnání s procentem populace nad 65 let věku.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Je to jednoducho blahobyt krajiny proti percentu populácie nad 65 rokov.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Mindez egy ország vagyona a 65 év feletti lakosok százalékával összevetve.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Tämä on maan varallisuus ja yli 65-vuotiaiden prosentuaalinen osuus väestöstä.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.To jest po prostu bogactwo kraju kontra procent populacji powyżej 65 roku życia.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Αυτό είναι απλά ο πλούτος μιας χώρας συναρτήσει του ποσοστού το πληθυσμού πάνω από 65
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Това просто е богатството на една страна срещу процента население над 65-годишна възраст.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.Это простое соотношение богатства страны и процента населения старше 65 лет.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.זה, פשוט מאד, העושר של מדינה מול אחוז האוכלוסיה שמעל גיל 65
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.هذه ببساطة ثروة الدولة مقابل نسبة السكان الذين تزيد أعمارهم عن ال 65.
Bu tümüyle ülkenin 65 yaş üstü nüfusunun oranıyla karşılaştırılan refahıdır.国の豊かさの関係を示した図です 国が より裕福であればあるほど
Bütün herşeyi sizi refaha kavuşturmak için yaptım.Aby żyło nam się lepiej i dziecku.
Bütün herşeyi sizi refaha kavuşturmak için yaptım.Damit wir es mal besser haben.
Bütün herşeyi sizi refaha kavuşturmak için yaptım.-Du har bara pluggat. -Bara för att vi skulle få det bättre.
Bütün herşeyi sizi refaha kavuşturmak için yaptım.Lo faccio per assicurarci una vita migliore.
Bütün herşeyi sizi refaha kavuşturmak için yaptım.Para que podamos prosperar.
Bütün herşeyi sizi refaha kavuşturmak için yaptım.Pro nás dva a pro holčičku.
Bütün herşeyi sizi refaha kavuşturmak için yaptım.Για να καλυτερέψω τη ζωή μας και τη ζωή του παιδιού.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Așa că a făcut un film despre sistemul de ajutor de stat și a avut un impact grozav.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Así que hizo una película del sistema de apoyo social y tuvo un gran impacto.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Dus ze maakte films over het welzijnssysteem en ze had een enorm effect.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Elle a donc fait un film sur le système social et a eu un impact énorme.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Fez um filme sobre o sistema da segurança social que teve um impacto enorme.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.그래서 에밀리는 복지 제도에 관한 영화를 만들어서 엄청난 영향을 주었죠.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Nên cô đã làm phim về hệ thống phúc lợi xã hội và tạo nên sức ảnh hưởng lớn.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Quindi ha fatto un film sul sistema previdenziale che ha avuto un enorme impatto.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Sehingga dia membuat film tentang sistem kesejahteraan dan berdampak besar.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.So machte sie einen Film über das Wohlfahrtssystem und nahm damit großen Einfluss.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Takže natočila film o systéme sociálneho zabezpečenia a obrovsky ním zapôsobila.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Tehát készített egy filmet a társadalombiztosítási rendszerről, amellyel igazán nagy hatást ért el.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Więc zrobiła film o systemie opieki społecznej co miało wielki wpływ.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Έτσι έκανε μια ταινία για το σύστημα κοινωνικής πρόνοιας με σπουδαία αποτελέσματα.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.- Отже вона зняла фільм про систему соціального забезпечення і спричинила ним величезний вплив.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Поэтому она сделала фильм о системе социального развития, который вызвал большой резонанс.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.Така че тя направила филм за системата за социално осигуряване, който оказал голямо влияние.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.אז היא יצרה סרט על מערכת הרווחה והיתה לסרט השפעה אדירה.
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.قامت بانتاج فلم عن نظام الرعاية الصحية وكان له أثرٌ بالغٌ جداً
Bu yüzden refah sistemi hakkında bir film yaptı ve çok büyük bir etki yarattı.社会に大きな衝撃を与えました。 わたしはマリセラ・グズマンについて書きました。彼女はメキシコ移民の娘で
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.지난 자료에 따르면 웰빙 지수는 소폭 상승했습니다. 반면 이것은 생태계의 발자취입니다.
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.Och detta är trenden i välmående över tid, en liten ökning, detta är trenden för ekologiskt avtryck.
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.Toto je trend blahobytu v čase, tedy malý přírůstek, ale toto je trend ekologické stopy.
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.Tutaj jest trend jakości bytu w tym okresie, mały wzrost, ale jest to trend odcisku ekologicznego.
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.Това е нивото на благополучие по това време, малко покачване, но това е нивото на екологичният отпечатък.
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.Это изменения в благополучии за это время, небольшой рост. а это изменения в "экологическом следе".
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.וזאת המגמה של רווחה לאורך זמן, שיפור קל, אבל זאת המגמה בטביעת הרגל האקולוגית.
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.فهذا المنحى هو منحى الرفاهية تبعاً للزمن نلاحظ ارتفاعاً بسيطاً وهذا المنحى هو الأثار الايكولوجية
Bu, zaman icerisindeki refahin trendi, kucuk bir artis, ama bu da ekolojik izimizin trendi.少し上昇しましたが エコロジカル フットプリントはもっと増えています 地球幸福度の手法からわかるのは
Cahillikleri insanların refahı söz konusu olduğunda neden daha az dikkat çekiyor peki? (Alkışlar)Πως γίνεται να είναι λιγότερο πασιφανής η αμάθειά τους στο ζήτημα της ανθρώπινης ευημερίας; (Χειροκρότημα)