rastlantı ile cümle
rastlantı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Rastlantılara izin verin.Vertėsi atsitiktiniais darbais.
Fiziksel yasalar ne kadar basit olursa olsun sonuç o kadar rastlantısal ve karmaşa doludur.Laikoma, kad kuo nervų sistema sudėtingesnė, tuo sudėtingesnis ir elgesys.
Batı Avrupa'da nadir ama düzenli görülen rastlantısal konuklardır.Lääne-Euroopasse satub lannuvart harva, kuid regulaarselt.
Adların ya da kavramların nesnelerle ilişkileri nedensiz ve rastlantısaldır.Suhe põhjuse ja tagajärje vahel on mõeldamatu.
Hüsnütabir Rastlantı SpoonerismEkspressionism Ekspressiivne abstraktsionism
Alain de Botton: Evet. Sanırım sadece kazanma ve kaybetme sürecinin rastlantısallığı asıl vurgulamak istedim.Faktycznie.Chciałem pokazać przypadkowość wygranej i przegranej.
Alain de Botton: Evet. Sanırım sadece kazanma ve kaybetme sürecinin rastlantısallığı asıl vurgulamak istedim.Мабуть, тут ідеться просто про випадковість перемог і поразок.
Ama bu doğru değil. Boşluk içinden köken alan, rastlantısal bir dalgalanma olabilirdiniz.Lehetnének önök is véletlenszerű ingadozások a semmiből.
Ama bu doğru değil. Boşluk içinden köken alan, rastlantısal bir dalgalanma olabilirdiniz.Може да бъдете случайно колебание в нищото.
Ama, eğer bu rastlantısal tohumu paylaşmak için hiç tanışamamışlar ise ne olur? .Ale čo ak sa nikdy nestretnú a nebudú si môcť semienko predať?
Ama, eğer bu rastlantısal tohumu paylaşmak için hiç tanışamamışlar ise ne olur? .Ale co když se nikdy nesetkají a nebudou si moci semínko předat?
Ama, eğer bu rastlantısal tohumu paylaşmak için hiç tanışamamışlar ise ne olur? .Ale co się stanie jeśli nie mają okazji się spotkać, by uzgodnić losowe ziarno?
Ama, eğer bu rastlantısal tohumu paylaşmak için hiç tanışamamışlar ise ne olur? .Mais qu'arrive-t-il s'ils ne peuvent jamais se rencontrer pour partager la graine aléatoire ?
Ama, eğer bu rastlantısal tohumu paylaşmak için hiç tanışamamışlar ise ne olur? .Но какво ще се случи ако никога не могат да се срещнат, за да обменят това произволно зърно?
Ama, eğer bu rastlantısal tohumu paylaşmak için hiç tanışamamışlar ise ne olur? .Но что случится, если они никогда не встретятся для обмена этим случайным зерном.
Ama, eğer bu rastlantısal tohumu paylaşmak için hiç tanışamamışlar ise ne olur? .لكن ما قد يحدث
Ama, eğer bu rastlantısal tohumu paylaşmak için hiç tanışamamışlar ise ne olur? .彼らが二度と会えず、シードを共有できなくなったら どうなるだろう?
Ana farklılık önemlidir, eğer sözde rastlantısal sayılar üretirseniz, birçok dizi oluşamaz. . .Ale je tu jeden veľký rozdiel, Ak tvoríte čísla pseudonáhodne, mnoho postupností sa nebude môcť objaviť.
Ana farklılık önemlidir, eğer sözde rastlantısal sayılar üretirseniz, birçok dizi oluşamaz. . .Jednak, różnica kluczy jest ważna, kiedy generujemy liczby pseudolosowo, wiele sekwencji nie może wystąpić.
Ana farklılık önemlidir, eğer sözde rastlantısal sayılar üretirseniz, birçok dizi oluşamaz. . .擬似ランダム数を生成する時、 起こり得る数列はかなり制限される。 例えば、
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.A véletlennek van egy sokkal egyszerűbb varázsa.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Bagi saya, kebetulan jauh lebih sederhana.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Coincidenţa pentru mine are o magie mult mai simplă.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.우연이란 아주 간단한 마법입니다.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.La coincidencia, para mí, tiene una magia más simple.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.La coincidenza, per me, ha un sistema molto più semplice.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Náhoda je podle mě mnohem jednodušší.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Przypadek, jak dla mnie, ma dużo prostsze powiązania.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Sự trùng hợp đối với tôi có một thứ ma thuật đơn giản hơn nhiều.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Une coïncidence est bien plus simple.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Zhoda okolností je pre mňa menej okúzľujúca.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Zufälle haben für mich eine viel einfacher gestrickte Magie.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Για μένα η σύμπτωση έχει μια πολύ πιο απλή μαγεία.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Совпадение... совпадение для меня не так сверхъестественно.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.Съвпадението за мен има много по-проста магия.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.למקריות לטעמי יש קסם פשוט יותר.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.الصدفة تمثل لي لديها سحر أبسط بكثير.
Bana göre rastlantı çok daha basit bir sihre denir.偶然とは
Bana tamamıyla rastlantıymış gibi gelmiyor.Et troisièmement c'est fondamentalement une question de la culture de nos institutions
Bana tamamıyla rastlantıymış gibi gelmiyor.Ik bedoel niet dat ADHD niet bestaat.
Bana tamamıyla rastlantıymış gibi gelmiyor.표준화된 시험의 증가와 동시에 일어났죠.
Bana tamamıyla rastlantıymış gibi gelmiyor.Zelo veliko. Ena najpomembnejših, ki se jim zgodi, v to sem prepričan, je da postanjeo izobraženi.
Bana tamamıyla rastlantıymış gibi gelmiyor.ביחס ישיר לתפוצת המבחנים האחידים.
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.Je denkt dat het puur toeval is, een serendipiteit, waarbij je allemaal hulp krijgt uit de kosmos.
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.그건 마치 이 우주에서 모든 도움을 받는 우연한 행운과 일치 하는 종류같은게 있다고 생각하게 되죠.
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.Már azt hisszük, hogy ez valamiféle egybeesés, jó szerencse, hogy ezért segít ennyire a világmindenség is.
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.Myślisz, że to jakiś rodzaj przypadku, szczęśliwy zbieg okoliczności, w którym pomocą służył wszechświat.
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.Sitä ajattelee, että jonkinlainen sattuma on meneillään, onnekas sattuma, jossa saa apua universumilta.
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.Мислиш си, че има някакво съвпадение, знак на съдбата, с който получавате цялата тази помощ от вселената.
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.נדמה לך שזה סוג של צירוף מקרים שהולך כאן, גילוי מקרי, שבה את מקבלת את כל העזרה הזו מהייקום.
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.ربما تعتقد انها نوع من المصادفة ,او موهبة اكتشاف الاشياء فجأة والتي فيها تحصل علي المساعدة من الكون
Belirli çeşit bir rastlantı bir tesadüf olduğunu düşünürsünüz, ki bu bütün yardımı evrenden alır.そこから宇宙からの全ての助けを得ていると思っていらっしゃることでしょう。 それは、皆さんが今は焦点を持っているからとも説明できるかもしれません。
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.A náhodou išiel tiež dolu jakýsi kňaz, tou istou cestou, a keď ho zazrel, obišiel druhou stranou.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Casualmente, descia pelo mesmo caminho certo sacerdote; e vendo-o, passou de largo.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Es begab sich aber ungefähr, daß ein Priester dieselbe Straße hinabzog; und da er ihn sah, ging er vorüber.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I přihodilo se, že kněz jeden šel touž cestou, a uzřev jej, pominul.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I przydało się, że kapłan niektóry szedł tą drogą, a ujrzawszy go, pominął.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.마침 한 제사장이 그 길로 내려가다가 그를 보고 피하여 지나가고
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men det traff sig så at en prest drog samme vei ned, og han så ham, og gikk like forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men ved en Hændelse gik en Præst den samme Vej ned, og da han så ham, gik han forbi.