rast ile cümle
rast kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Açık sarı bir rengi, ve üzerinde rastgele dağılmış siyah benekleri vardır.De inkt kan ook verkleuren, van (licht)bruin tot bijna zwart.
Mağara kelebeği ve mağara sineğine de rastlanır.Er werden ook botten van de holenleeuw en de grottenhyena aangetroffen.
Küçük kanamalarda ise bu semptomlara rastlanılmayabilir.Soms veroorzaken kleine bloedingen helemaal geen symptomen.
Ayrıca Çit bölgesinde Ermenilere de rastlanılmamıştır.Zelfs cobra's zijn voor de varaan niet veilig.
Daha az rastlanan ilksel kayaç ise, bazalt ve gabrodur.Een minder bekende regel is het en passant slaan.
Ayrıca polis olayın başından bu yana saldırının rastgele olduğunu sanıyordu.Daarnaast gedraagt de hond van de buurman zich agressief sinds de aanval.
İnsanlara az, bitkilere nadiren rastlanır.Ze klimmen zelden op planten.
Günümüzde cadı avlarına halen Sahra altı Afrika toplumlarında, Hindistan'da ve Papua Yeni Gine'de rastlanır.Hedendaagse heksenjachten worden nog steeds gemeld uit Sub-Saharisch Afrika, India en Papoea- Nieuw-Guinea.
Basillere çok az rastlanır.Elbaïet is vrij zeldzaam.
Giderken yolda bir çocuğa rastlar.Onderweg pikken ze een jongeman op.
Nereye gitsek kaçaklara rastlıyoruz.Gebeurt wanneer koplopers achterblijvers inhalen.
Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.Ze verkent in dit artikel de uitgangspunten van de fenomenologie.
Ne gariptir ki böyle bir medresenin varlığına tarih içinde de rastlanmamaktadır.Het is geen wonder, dat men het in zo’n omgeving nooit eens wordt met elkaar.
Kadında ovülasyon genellikle adet dönemlerinin ortasına rastlayan 11-16. günler arasında olur.De eerste zaadlozing vindt bij mannen meestal plaats tussen het elfde en het zestiende levensjaar.
Toprakların adına ilk kez Meksika'dan gelen İspanyolların adında rastlanır.Voor het eerst namen er deelnemers uit Mexico deel.
Hüsnütabir Rastlantı SpoonerismGeluk (emotie) Toeval
İlçenin değişik kesimlerinde de arkeolojik buluntulara rastlanmaktadır.Wat wel in redelijke mate voorhanden is, zijn archeologische resten.
Tourette hastalığı da Cladius'ta rastlanan emarelerin sebebi olabilir.De aandoening kan een onderdeel van de tetralogie van Fallot zijn.
Bazen çok koyu örneklere de rastlanabiliyor.Soms komen geheel zwarte exemplaren voor.
Bu fenomene özellikle Almanya'da rastlanılır.Het wordt vooral aangetroffen in Duitsland.
Bu durumda polisin rastgele birini durdurup test uyguladığını varsayalım.Iemand weet de politie te waarschuwen en het experiment wordt gestopt.
Bu entropy havuzundan rastgele sayılar yaratılır.Deze onderdoorgang komt uit in het Beatrixpark.
M.Ö. 1420'lere gelindiğinde Girit şehirlerinde büyük yangın belirtilerine rastlanmaktadır.In 1432 en 1492 vonden in Middelburg grote stadsbranden plaats.
Kanun kitabının başlangıcı da bu döneme rastlar.De wereld van het boek weerspiegelt duidelijk deze tijd.
Bu tanımlayıcı rastgele seçilir.Deze legenden zijn willekeurig gekozen.
Mahallenin tarihinde hiçbir emniyet olayına rastlanmamıştır.Tijdens zijn burgemeesterschap vonden er geen incidenten plaats.
Ayrıca filozofları birer Hyperboreios olarak tanımladığına da rastlanır.In sommige teksten worden zij ook als Phibionoten aangeduid.
Ancak ne kolonileşmenin ne de keşif araştırmalarının izine rastlanabilmiştir.Noch van hemzelf, noch van het vliegtuig zijn ooit sporen gevonden.
Kesin tarihleri değişebilir olmakla beraber ana festivaller nisan ayının ilk pazar gününe rastlamaktadır.De precieze datum verschilt per jaar, maar de hoofdfestiviteiten vallen op de eerste zondag in april.
Hadisi şeriflerdede böyle bir öğretiye doğrudan rastlanmamaktadır.Een professor in de erfelijkheidsleer kan zoiets niet ontgaan.
Bu onlar için kaderin hoş bir rastlantısı olacaktır...Dit zou echter het laatste hitparadesucces van de groep zijn.
Aynı tanrıya şu soru yöneltilir: "Sana 'B Rastgele mi?' diye sorsam, 'ja' mı derdin?"Vraag aan dezelfde god "Als ik god X zou vragen 'Is B Willekeur', zou u dan 'dah' antwoorden?"
Türkiye'de de sık rastlanır.In Turkije exposeert ze ook regelmatig.
Sekiz notalık oktava hemen hemen tüm kültürlerde rastlanır.Deze vijf basisgangen komen natuurlijk voor in vrijwel alle culturen.
Adada bol miktarda sincaba rastlanır.Op het eiland bevinden zich vele stroompjes.
Metro istasyonunda Mihaela'ya rastladım.Ik heb Mihaela ontmoet op het metrostation.
Ona rastladıktan sonra derhal beni ara.Bel me onmiddellijk nadat je hem hebt ontmoet.
Dün havaalanında ona tesadüfen rastladım.Ik heb hem gisteren bij toeval ontmoet in de luchthaven.
Dün ebeveynlerine rastladım.Gisteren heb ik je ouders ontmoet.
Bugün sana rastladığıma sevindim.Ik ben blij dat ik je vandaag ontmoet heb.
Masamı temizlerken bu eski resme rastladım.Toen ik mijn bureau aan het opruimen was, kwam ik deze oude foto tegen.
Ona tesadüfen parkta rastladık.We hebben hem toevallig in het park ontmoet.
Sana rastlamak ne güzel. Ben bir karıncayiyenim.Fijn je te ontmoeten. Ik ben een miereneter.
Eve giderken Tom'a rastladım.Op weg naar huis kwam ik Tom tegen.
Alice rastgele bir a doğal sayısı seçer ve ga yı Bob'a gönderir.Alicja losuje naturalną liczbę a i wysyła ga Bobowi.
Tedavi edilen her 50.000 kişiden birinden daha azında ölüme rastlanır.Do zgonu dochodzi u jednej na 50000 leczonych osób.
Dengeye yakın bir durumda bile, entropi seviyesinde rastgele değişimler olacaktır.Nawet w stanie bliskim równowagi będą występowały stochastyczne wahania poziomu entropii.
Ancak Eskenazi, gösterinin yıldızıydı, eşine az rastlanır bir şekilde gecede 200 drahmi kazanıyordu.Ale to Eskenazi była gwiazdą, za wieczór dostawała niespotykanie wysoką sumę 200 drachm.
Erkek olanlarına da rastlanabilir.Będziecież mieć do czynienia z mężczyznami?
Bir gün bir gölün kenarında bir kadına rastlar.Pewnego dnia trafił na polanę z jeziorem.
2009 yılınca araştırmacılar Antarktika'nın buz katmanlarından alınan örneklerde Nitrata rastlandı.W 2009 japońscy naukowcy odkryli ślady pozostawione przez wybuch w rdzeniu lodowym z Antarktyki.
Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla rastlanır.Kobiety chorują 2-3 razy częściej od mężczyzn.
2015 yılı itibarıyla, hastalığın erken aşamalarında ölüm vakasına rastlanmamıştır.W czerwcu 2015 podano informację, że z powodu choroby nie pamiętał nic ze swojego dawnego życia.
Bob da rastgele bir b doğal sayısı seçer ve aynı şekilde gb yi hesaplayıp Alice gönderir.Bob losuje naturalną liczbę b i wysyła gb Alicji.
Katilin hiçbir izine rastlanamadı.Zbrodniarz nie zostawił jednak żadnych śladów.
UDP saldırısı uzaktaki bir bilgisayarın rastgele portlarına çok sayıda UDP paketi göndererek başlatılabilir.Może zostać zainicjowany poprzez wysłanie dużej liczby pakietów UDP na losowe porty zdalnego hosta.
Hemen hemen tüm büyük şehirlerde buna rastlanır.Występują w niemal każdym większym mieście Europy.
Basillere çok az rastlanır.Znacznie rzadziej spotyka się bazyliki.
Hastalığın bu ağır türüne ilk kez 1953 yılında Filipinler’de rastlandı.Ta ciężka postać dengi odnotowana została po raz pierwszy na Filipinach w 1953.
Bu hücrelerde aynı zamanda hücre-hücre tutunmasının artışına rastlanmıştır.Tak samo i w takich samych celach powleka się kapsułki.