rast ile cümle

rast kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Rory, ona "Drusilla ile Spike'a rastlamaktan mı korktuğunu" sorar.Rory questiona se ela tem medo de correr de Drusilla e Spike.
Bob da rastgele bir b doğal sayısı seçer ve aynı şekilde gb yi hesaplayıp Alice gönderir.Bob também escolhe um número natural aleatório b e envia gb para Alice.
Alice rastgele bir a doğal sayısı seçer ve ga yı Bob'a gönderir.Alice escolhe um número natural aleatório a e envia ga para Bob.
Bloglarda en fazla rastlanan türdür.Estes são os blogs com o maior número de acessos.
Legendre adi diferansiyel denklemine fizik ve diğer teknik alanlarda da sık rastlanir.Esta equação diferencial ordinária é freqüentemente encontrada na física e outros campos técnicos.
Bu filmde o pantolonuna rastgele nesneleri yapıştırma bir tuhaf alışkanlığı vardır.Neste filme, ele tem um hábito estranho de colar objetos aleatórios nas calças.
Bu tür inhibisyona ender rastlanır ama çokbirimli (multimerik) enzimlerde olabilir.Este tipo de inibição é raro, mas pode ocorrer em enzima multiméricas.
Örneğin, zekânın ortaya çıkışı evrimsel bir rastlantı olabilir.Por exemplo, o aparecimento de inteligência pode ter sido um acidente evolucionário.
800´de rastlanır.Morreu em 800.
Rastgele Yürüyüş ilk defa 1905 senesinde Karl Pearson tarafından ortaya konmuştur.O termo passeio aleatório foi introduzido pela primeira vez por Karl Pearson , em 1905.
Meyvede gaga bulunr veya yoktur, düz veya çarpık olup uçta rastlanır.O fruto é capsular (em Reseda) ou polifolicular (em Sesamoides).
Erkeklerde, kadınlara göre 8 kat daha fazla rastlanmaktadır.Afeta oito vezes mais mulheres que homens.
Araçların birinde bir dizi kurşun deliğine ve kan izlerine rastlar.Ela percebe inúmeros buracos de bala e manchas de sangue em um deles.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Ele nunca conheceu seu pai biológico.
Hata fonksiyonu: Normal rastgele değişkenler için önemli bir integral.Exponencial integral Função erro: uma integral importante para variáveis aleatórias com distribuição normal.
Dişi tipik olarak dört yumurta yumurtlar ama 1 ila 7 arasında yumurta sayısına da rastlanmıştır.A fêmea tipicamente põe quatro ovos, embora ninhadas de 1-7 ovos tenham sido já registadas.
İlk fosil kalıntılarına İtalya'nın Olivola kazı alanında rastlanmış ve Panthera toscana adı verilmiştir.Os primeiros restos de fósseis foram encontrados em Olivola, Itália.
İki durumda da C Rastgele değildir.De qualquer forma, C não é o Acaso.
Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla rastlanır.Os homens são afetados duas a três vezes mais do que as mulheres.
Bu tanımlayıcı rastgele seçilir.Tal endereço é escolhido aleatoriamente.
Bir gün bir gölün kenarında bir kadına rastlar.Alguns representam-na junto a um lago.
Farklı kültürlerde farklı çeşitlerine rastlamak mümkündür.Pode ser especialmente difícil comparar a felicidade em culturas diferentes.
RAM Rastgele Erişimlí Hafıza (Random Access Memory).VRAM (Video Random Access Memory) (em inglês)
Ayvaya bugün Avustralya hariç tüm dünya ülkelerinde rastlanabilmektedir.Os pelicanos atuais são encontrados em todos os continentes, exceto na Austrália.
Yüksek ekonomik değere sahip nadir rastlanan metalik kimyasal elementlere kıymetli metal adı verilir.Um metal precioso é um elemento químico metálico raro, de elevado valor econômico.
Kabızlığa genel nüfusta %2-30 arasında rastlanır.Na população em geral, a incidência de obstipação é de 2 a 30%.
Bugünlerde çok nadir olarak rastlanır.É raríssimo de se encontrar hoje.
Paralel bilgisayarlar, teorik olarak, Paralel Rastgele Erişim Makineleri (PRAM) olarak modellenir.O computador paralelo na definição pode ser considerado como uma máquina de acesso aleatório paralelo (PRAM).
Aynı tanrıya şu soru yöneltilir: "Sana 'B Rastgele mi?' diye sorsam, 'ja' mı derdin?"Pergunte ao mesmo deus a questão: "Se eu perguntasse a ti 'o deus B é o Acaso?', tu dirias 'ja'?".
Çarukluğ boyunun adına Reşideddin Fazlullah'ın listesinde rastlanmıyor.Por razões desconhecidas não é citado na Lista de reis sumérios.
Zaman zaman su üzerinden geçen uzun uçuşlara da rastlanır.Longos voos acima de água podem ocasionalmente ocorrer.
MÖ 2500 : Malezya'da pirince rastlandı.2500 a.C - O arroz é cultivado pela primeira vez na Malásia. c.
Nadiren rastlanır.Raramente aparece.
Günümüzde bazı nadir kalıntılara rastlanmaktadır.Conhece-se, entretanto, algumas raras paisagens.
Taş hastalığında görülen ağrı en sık rastlanan belirtidir.A dor nas costas é uma das queixas mais frequentes.
Albümü Destiny Fulfilled adıyla yayımlamanın bir rastlantı olmadığını eklediler.O Destiny's Child afirmou, no entanto, que o nome Destiny Fulfilled não é coincidência.
Kod rastgele erişimli belleğe yazabilir.O link pode conter conteúdo sexual explícito.
Çoklu dönüşler (7'liye kadar) proteinlerde görülmüştür ve tekli dönüşlerden daha sık rastlanır..São estruturas mais estáveis e, portanto, ocorrem em maior frequência nas proteínas.
Örneklerine bütün dünya halklarında rastlanır.Tomamos como exemplo o que ocorre em penitenciárias no mundo todo.
Hinduizm’in teist bir inanç olmasına karşın ateist bir ekole erken dönemlerde rastlanmaktadır.Por exemplo, um ateu hindu iria declarar-se como hindu, apesar de também ser, ao mesmo tempo, ateu.
Özellikle çocuklarda rastlanmaktadır.Afecta sobretudo as crianças.
Mimarı İtalyan asıllı Francesco Bartolomeo Rastrelli'dir.A execução foi entregue ao famoso arquitecto italiano Bartolomeo Francesco Rastrelli.
Algoritmaların çoğunluğu, rastgele seçilmiş uzunluktaki girdiler ile çalışmak için tasarlanmıştır.A maior parte dos algoritmos são pensados para trabalhar com entradas (inputs) de tamanho arbitrário.
Meyve hasatına rastlar ve tarım döneminin sona erdiğini bildirir.Chegam os servos contadinos para anunciar que terminaram a colheita.
Eve gelirken bir tanıdığa rastladım.Ao chegar em casa, recebeu uma ligação deste.
Random House, Inc. Random House, Türkçe olarak "Rastgele Ev" isimli dünyanın en büyük İngiliz yayınevi.A Random House, Inc. é uma das principais editoras em língua inglesa do mundo.
Bu dönemde ayrıca ilk bilimsel içerikli metinlere rastlanmaktadır.Foi nesta época que apareceram também os primeiros tecidos rudimentares.
Gitar sololarına ise çok sık rastlanmaz.Além disso, os solos de guitarra são muitas vezes ausentes.
Türkçede yalnızca el yazısında da kimi zaman bu kullanıma rastlanır.Neste caso, em português, só o uso poderá e deverá decidir.
Su-34’lerin ayırt edici en büyük özelliği ise pek rastlanılmayacak derece de geniş olan uçuş konsolu.A característica mais distinta do Su-34 é sua larga e atípica cabine.
Bir jeolog o alanı incelemiş ve mağara yapısına benzer hiçbir şeye rastlamamıştır.Um geologista examinou a área e não encontrou qualquer sistema subterrâneo.
Dilimizde AF şeklinde kısaltmalara rastlanmaktadır.No finlandês, ocorre sob a forma de declinação.
Ne var kazılan alanlarda bu yerleşmeye rastlanılmamıştır.Não há nada acontecendo nos corredores que escapa dela.
Atipik yemek yeme gibi diğer özelliklere sıklıkla rastlanır ama tanı koymak için gerekli değildir.Outros aspectos, como comer atípico também são comuns, mas não são essenciais para o diagnóstico.
Günümüzde kalıntılarına rastlanan kilise, bölgenin tek ibadet yeriydi.Desde então, as encomendas da Igreja tornaram-se a sua única fonte de renda.
Her iki cinsiyetten erginlerine yaz ortasından yaz sonuna kadar rastlanır.Os quatro decidem fazer um pacto para ter relações sexuais até o final do verão.
İlçede yapılan tarihi kazılarda Hitit uygarlığına ait eserlere rastlanmıştır.Para que isto aconteça, tiveram de estar expostas aos mesmos fenómenos de formação habituais nas rochas.
Bulunan kalıntılarda sembollere rastlanmakla beraber herhangi bir yazılı belgeye ulaşılamamıştır.Em nenhum caso e sob nenhuma circunstância, se permitia o acesso com papéis escritos.
Kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha yaygın rastlanır.É quatro vezes mais comum entre homens.
Şiddetli bölgesel lefadenit: En sık rastlanan komplikasyondur.Lentes de contato contaminadas: Uma das causas mais comuns.

İlgili Sayfalar