rast ile cümle
rast kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Kuperit'e genellikle Transvaal'de (Güney Afrika) rastlanır.Se encuentra en el Transvaal (Sudáfrica).
Beth yürürken, aylaklara rastlar ve gizlenmek zorunda kalır.Mientras Beth está caminando, varios caminantes aparecen y que se ve obligada a esconderse.
Bölgede 1900'lü yıların başlarından beri Tahta araba yarışlarının izine rastlanmaktadır.En este barrio se realizan las famosas carreras de coches de madera desde 1940.
Fiyortlara dökülen bu tür buzullara Norveç ve Alaska'da rastlanır.Este tipo de puentes pueden encontrarse en Suecia y Noruega.
Almanya'da bunlardan 47 tanesine rastlanabilmektedir.En vez de eso, 47 lo mata.
Böyle yerlerde körfezlere rastlanmaz.Por ejemplo estas ranas venidas de ninguna parte.
Avrupa’nın güney kesimlerinde sık rastlanır.Muchas veces ha sido considerado el límite sudeste de Europa.
Yabancı turistlere fazla rastlanmamaktadır.No es mucho conocido a los turistas.
Borsada Rastgele Seyir (İngilizce: A Random Walk Down Wall Street), Burton Malkiel'ın bir kitabı.Un Paseo Aleatorio Abajo Wall Street de Burton Malkiel.
Bu tanımlayıcı rastgele seçilir.Esta se elegirá al azar.
Bununla birlikte gri veya beyaz olanlarına da rastlanır.Equivalen a las zonas grises o blancas.
Giderek daha az rastlanmaktadır.Cada vez es menos frecuente.
150 katılımcı üç farklı duruma rastgele atandı.150 preguntas sobre el nuevo desorden.
Bu darbeler, hiçbiri bir atardamara rast gelmediğinden etkili olmadı.Estaban tan estrechamente detenidos que ninguno de ellos logró regresar a casa.
Pek çok kültürde rastlanılır.Esto es común en muchas culturas.
Kasım 2001 tarihinde "Steven Spielberg ile herhangi bir şekilde rastlamış veya konuşmuş değildim.En noviembre de 2001, "no había conocido a Spielberg ni había leído el guion.
Talipli köyüyle ilgili bir kayda da 1547 yılında tutulan kayıtlarda rastlanmaktadır.Una inscripción en uno de los canes conservados en la sacristía muestra la fecha de 1547.
Bunun yanında Arapça olanlarına da rastlanır.Puede tal vez decirse lo mismo de la de los árabes.
Kaynaklarda, kısa hükümdarlığı dönemi hakkında başka detaylara rastlanmamaktadır.Las fuentes que han sido preservadas no dan muchos detalles sobre las circunstancias de su corto reinado.
Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla rastlanır.Es 2 a 3 veces más común en las mujeres.
Otuz beş tribüsün oylayacağı sıra rastgele kurayla seçilirdi.Finalmente, tan sólo 35 conseguirían ser seleccionadas en el roster inicial.
Daha çok terk edilmiş evlerde rastlanır.Entran en una casa abandonada.
Bu sırada Don Giovanni'ye rastlarlar.La figura se acerca hasta Don Giovanni.
Benzer duruma diğer ülkelerde de rastlanıyor.Esta situación es similar a la que se está produciendo en otros países.
Raster görüntüler dijital fotoğrafçılık içerir.Este define rostros humanos en imágenes digitales.
Yoluna devam etmek durumunda olan kafile haydutlar tarafından yağmalanmış bir köye rastlar.Al llegar a Donau, se encuentran con una ciudad dominada por bandidos.
Daha çok çorak arazide rastlanır.En el suelo me siento más tranquilo.
Ash, yolculuğuna devam ettiği sırada bir Mankey'e rastlamıştır.Ted continúa su conversación con Tracy cuando llega el tren.
Nadiren rastlanır.Rara vez aparece.
Rastlantılara izin verin.Capitalizar coincidencias.
Katilin hiçbir izine rastlanamadı.No se encontró evidencia alguna del atacante.
Her ne kadar Yörük kökenli bilinseler de, Yörük kültürünün izlerine pek de rastlanılmamaktadır.No se conocen los usos de estas plantas ornamentales más allá de su cultura.
Bu bölgede meşe, gürgen ve kayın ormanlarında rastlanır.En este lugar hay bosques de pino y roble.
Nihâvend durağı, rast perdesi.Talla directa, madera.
İstisnai olarak tarihi ve fantastik kurgulara da rastlanmaktadır.En su día a día, se enfrentan a situaciones surrealistas y fantásticas.
Çuvaş köylerinin yakınındaki pek çok yerde bunlara rastlanır.A ellas acuden muchas peñas de otros pueblos cercanos.
Örneklerine az rastlanır.Tendrá menos precipitados.
Böylece yeni nesiller, rastgele seçilen bireylerden türemektedir.Y por supuesto, últimamente los políticos se han unido a este selecto grupo.
Göçler rastgele değildi.Los habitantes no habían huido.
Eksikliğine rastlanmaz.Mejor la ausencia.
Günümüzde zehirlenmelere cinayet sebebi ile sık rastlanmıyor.En los niños la intoxicación es causa frecuente de muerte.
Otostopçu romanın başlarında Jason Voorhees'e kendi evlerinin yakınlarında rastlamıştır.Llegada la noche, observamos a Jason Voorhees merodeando los alrededores.
Ancak bu yönteme çok sık rastlanmaz.Este procedimiento no se realiza muy a menudo.
Zaman zaman rastgele baskınlar verip, halka şiddet uygularlar.Todos han sucumbido al paso de los tiempos y la violencia humana.
Genelde tek eşlilik görülse de birkaç yıl süren çok eşliliğe de az sayıda rastlanır.Decidir si tener hijos o no suele ser un aspecto muy importante en muchos matrimonios.
Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.Esta representación está basada en principios psicológicos de la percepción.
İçinde, işlevi hakkında ipucu verecek bir buluntuya rastlanmamıştır.No hubo confusión que rodea el anuncio.
Şimşeğin hareketi rastgele bir harekettir ne zaman nasıl oluşacağı bilinemez.Algunas secuelas de acción no saben cuándo decir cuando.
Bunun yanında bozkır kültürüne de rastlanmaktadır.Por eso también es un comentario sobre la cultura popular.
Bu incelemeler sonucu sadece üç soruna rastlandı.El final obtenido depende de 3 factores.
Fakat denizden biraz yüksek olduğu için kar yağışına da rastlanmaktadır.También de una manera extraña encontramos un nivel de nieve.
Bu, başka bir mesirede rastlayamacağımız nadide bir güzellik sunar bizlere.Y es dueña de una belleza que no encontrás.
Şiddetli bölgesel lefadenit: En sık rastlanan komplikasyondur.Implantes orbitarios integrados: complicación más frecuente.
Yapılan yüzey araştırmalarında MÖ 5000- 3000 Kalkolitik Çağ buluntularına rastlanmıştır.A falta del resultado del estudio del carbono, este yacimiento puede datarse entre los 4000 y 3500 años cal.
Şehir komedisi türünün geliştiği zaman da bu döneme rastlamaktadır.En esta época se desarrolló el género de la comedia urbana.
Dişileri daha fazla yaşar ve temmuz ayında da görülür, hatta eylül ayında da rastlandığı olur..El alumno tenía a su disposición la convocatoria de junio y, en caso necesario, la de septiembre.
Bu okul, İtalya'nın diğer şehirlerinde sık rastlanmayan bir müzik eğitimi veriyordu.Consiguió llevar este tipo de música fuera de Italia.
En kuzeyde Bering Denizi'nde bazı bireylere rastlanmıştır.Por el norte, algunos individuos se encuentran en el mar de Bering.
Erkek olanlarına da rastlanabilir.Comprendo los problemas de los hombres.
“Balkan” sözcüğüne bütün dillerde rastlanır.Las acciones de gracias brotaban en todas las lenguas de Europa.