rast ile cümle

rast kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
En çok rastlanan ölüm sebebi ise enfeksiyonlardır.Die häufigsten Todesursache sind Unfälle.
Neticede birkaç makalede kendisine yapılan atıflardan başka bir şeye rastlayamadım.Hier fanden sich außer Fragmenten von Töpferwaren keine weiteren Objekte.
Bugünlerde çok nadir olarak rastlanır.Heutzutage wird es eher selten aufgeführt.
Batı Avrupa'da nadir ama düzenli görülen rastlantısal konuklardır.Sie wird selten, aber regelmäßig, in Westeuropa beobachtet.
Rastlantılara izin verin.Personen Ereignisse Begriffe.
Akciğer embolisi, sık rastlanan ağır bir hastalık türüdür.Die Fettleber ist eine häufige Erkrankung.
Yengeç yiyen fok ve vedel fokundan sonra pars foku, Antarktika’nın en sık rastlanan fokudur.Nach dem Krabbenfresser und der Weddellrobbe ist der Seeleopard die häufigste Robbe der Antarktis.
Literatürde bir takım farklı alt türlere de rastlanabilir.Auch hierzu kann es in der Literatur zu unterschiedlichen Datierungen kommen.
Sinemada da burlesk tarzı filmlere rastlanır.Auch im Kino war Bates zu sehen.
Öldürdüğü ilk boğa, 24 Temmuz 1910 tarihine rastlar.Am 24. Juli 1910 tötete er seinen ersten Stier.
Eğitim rastgele oluşan bir faaliyet değildir.Professionelles Unterrichten ist kein planloses Tun.
John Tukey, Kinsey’i rastgele değil uygun örnekler kullandığı için eleştirmiştir.John Harrison setzte dagegen auf genügend genaue Uhren.
Sonunda uzaylı ırka ait bir gemiye rastlar.Dabei trifft er auf ein extraterrestrisches Raumschiff.
Kızıl çamlara yer yer denize inen dik yamaçlarda da rastlanır.Es ist auch im Roten Meer anzutreffen.
Sekizliyi aşan ses genliğinde yol havasına rastlanmamıştır.Im Anschnitt zeigt es bei Luftkontakt kein Blauen.
1569 yılına ait Osmanlı kayıtlarında Kırıntı ismine rastlanmaz.Bis zum Jahr 1568 sind keine Produktionszahlen bekannt.
Bu yükseklikten öte bakteri ve mantar sporlarına rastlanmamıştır.Bei keiner der oben genannten Arten sind Kopf und Thorax behaart.
Titikaka Gölü, bir dizi ender rastlanan hayvana yaşam ortamı sunar.Der Titicacasee ist Lebensraum einer Reihe von seltenen und teilweise endemischen Tierarten.
Bu dönemde ayrıca ilk bilimsel içerikli metinlere rastlanmaktadır.In diese Zeit fallen auch ihre ersten Erfahrungen mit Morphin.
Tüm yapılarda yangın izlerine rastlanmaktadır.An sämtlichen Rastorten sind Feuerstellen vorhanden.
Macellan Boğazı'nın güneyinde nadiren rastlanır.In der Schweiz ist es sehr selten im südlichen Tessin zu finden.
Fosillere halen de rastlanılmaktadır.Wie Fossilien zu Fabelwesen wurden.
Anagramlara popüler kültürde de sık sık rastlanır.Überhaupt sind anthropomorphe Darstellungen in den andinen Kulturen sehr häufig.
İlk titiz kayıtlara Yunan matematiğinde rastlanır.Anfänge der griechischen Mathematik.
Dişeti çekilmiş dişlerde sıkça rastlanır.Häufig werden in Stirnradgetrieben schräg verzahnte Zahnräder eingesetzt.
Antik kent (Çakılköy) izlerine rastlanmıştır.Ein Siegel der (ehemaligen) Gemeinde wurde aber geführt.
İnsanlara az, bitkilere nadiren rastlanır.Die Tiere klettern nur selten auf Pflanzen.
Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla rastlanır.Männer sind zwei-bis dreimal häufiger betroffen als Frauen.
Eve gelirken bir tanıdığa rastladım.Ich habe mich mit einigen von ihnen angefreundet, als ich auf Heimaturlaub war.
Pek çok bilim alanında kullanımına rastlanır.Er findet in verschiedenen wissenschaftlichen Fachrichtungen Verwendung.
Benzer duruma diğer ülkelerde de rastlanıyor.Ähnliches geschah auch in anderen Staaten.
Kedigiller familyasının en seyrek rastlanılan ve en az tanınan türüdür.Sie gehört zu den seltensten und am wenigsten erforschten Arten ihrer Familie.
Çok az görülen bir hastalık olup, dünyada sadece 791 vakaya rastlanmıştır.Dieser spezifische Ausdruck trifft nur auf die Epidemie 1379 zu.
Şehrin adına ilk kez 1445 yılı itibarıyla rastlanıyor.Der Ort wurde 1445 erstmals urkundlich erwähnt.
Tedavi edilemez diye düşünülen hastalıkların sadece birkaç ay içinde tedavi edilmesine sıkça rastlanır.Die Erkrankung heilt meist ohne Behandlung binnen weniger Tage aus.
Dökümanları trama dönüştüren programlara RIP (Raster image processing) denir.Diese werden durch den Raster Image Processor (RIP) erzeugt.
Rastladığı birlikleri de çevirip emrine alan ihtiyat grubu gittikçe büyüdü.Die Übergriffe der durchziehenden und einquartierten Truppen nahmen immer mehr zu.
Resimlerinde fantastik biçimler kullanmıştır, insan figürüne resimlerinde neredeyse hiç rastlanmaz.Figuren sind in seinen Bildern selten, Menschen überhaupt nicht.
Piramitlerin mezar içerdiklerine de rastlanmaktadır.Wahrscheinlich beinhalteten die Tumuli Verbrennungsgräber.
Deli balın 1983 yılında tibbi olarak tanımlanmasından sonra ölüm vakalarına rastlanmamıştır.Sein Vater wurde 1983 unter unerklärten Umständen ermordet.
Sise az rastlanır ve çabuk dağılır.Dieses ist aber instabil und zerfällt sofort.
Kadının saçlarında ise sarmaşık yaprakları rastgele dağıtılmış şekilde durmaktadır.Die Schenkel (Femora) der Hinterbeine haben unten basal rundliche Haarflecken.
Ayrıca, onun öteki eserlerinde de yer yer ölüm tanımlarına rastlanır.Aber auch in anderen Orten findet man Spuren seines künstlerischen Schaffens.
Hemen her yerinde kısmen Eski ve Yeni Antlaşma'dan türetilmiş bölümlere rastlanır.Teilweise entstammen ganze Stellen wörtlich aus dem Alten und Neuen Testament.
Kadınlarda ve 50 yaşın altındaki kişlilerde daha seyrek rastlanır.Für Frauen und für Personen über 50 Jahre zeigte sich kein solcher Zusammenhang.
Bütün olup bitenleri bir rastlantı ile izâha çalışmak saçmalıktır.Es ist schlimm genug, zufällig einen Mord aufzudecken.
Buralarda düzlüklere pek az rastlanır.Hier sind Pintaderas selten.
Tropikal bölgelerde çok rastlanır.Sie ist in vielen tropischen Gebieten ein Neophyt.
Yolculuk sırasında rastladığı 2 yeniçeri "Hanım nereye gidiyorsun?" diye sorar.Weiter auf ihrem Weg traf sie die zwei Stiere: "Schwester, Schwester, wohin gehst du", wollten sie wissen.
Giderken yolda bir çocuğa rastlar.Auf dem Weg zu einem Freund.
Çikolata sevmeyen birine henüz rastlamadım.Je n'ai encore jamais rencontré quelqu'un qui n'aime pas le chocolat.
Bir başka zamansa, ninesi, onun yatağının altında bir .357 Magnum'a rastladı.Sa grand-mère découvre un .357 Magnum sous son lit.
En sık rastlananı kasık fıtıklarıdır (ingüinal herni).Il apparait un trou (notche) à une fréquence.
Hemen hemen tüm büyük şehirlerde buna rastlanır.On en trouve désormais dans presque toutes les grandes villes.
Ciddi krupa nadiren rastlanmaktadır (< %1).Le croup sévère est rare (< 1 %).
Ona sadece birkaç kere rastladım, bununla birlikte vurdumduymaz yaklaşımı oldukça hoşuma gitti.Je ne l’ai rencontré que quelques fois mais j’ai suffisamment pu apprécier son attitude irrévérencieuse.
Ancak Eskenazi, gösterinin yıldızıydı, eşine az rastlanır bir şekilde gecede 200 drahmi kazanıyordu.Eskenazi est la star du spectacle, gagnant une somme sans précédent de 200 drachmes par nuit.
BBC muhabiri Kate Adie meydanda “rastgele ateş” açıldığından söz etti.La reporter de la BBC Kate Adie parle de « tirs à l'aveugle » sur la place.
Bunlardan kısa ve geçişi temin eden vadilere de rastlanır.Certes, on distingue les neumes légers et rapides des neumes longs et importants.
Otuz beş tribüsün oylayacağı sıra rastgele kurayla seçilirdi.L'ordre dans lequel les 35 tribus votent est choisi au hasard.

İlgili Sayfalar