rast ile cümle
rast kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Hatta, bu ışığın böyle yavaşça sönmesinden hoşlanmayan hiç birine rastlamadım.In fact, I've never found anybody that doesn't like the light that goes out slowly.
Ve anlamışlar ki bu sanki tam bir rastlantıdan ibaret.And they found that it was almost exact coincidence.
Rastgele bir elementimizin olduğunu düşünelim ve bu elemente E diyelim. -So let's just say I have some random element, I'll just call it element E.
Aslında rastgele seçmeli.And she should actually be choosing blindly.
Bu %50 çizgisi, rastgele beklenti.So this is the 50 percent line, that's the random expectation.
Ama bunu rastgele seçilen başka bir kelimeyle sunduğunuzda, kötü şeyler olabilir.But if you present it along with another randomly chosen word, bad things can happen.
Etrafınıza daha çok baktıkça Licklider'ın vizyonuna daha çok rastlıyorsunuz.So the more you look around you, the more you see Licklider's vision everywhere.
Bu, erken evrenin rastgele seçilmediğini gçsteren bir ipucu.It's a clue that the early universe is not chosen randomly.
Bazı sistemlerin rastgelelik, karmaşıklık, kaos hali.It's the randomness, the disorder, the chaoticness of some systems.
Boşluk içinden köken alan, rastlantısal bir dalgalanma olabilirdiniz.You could be a random fluctuation out of the nothingness.
Dördüncü olarak, etki alanı "rastgele olmayan" olmalıdır.Fourth, the domain must be deterministic.
Tarih daha rastgele günlerden ve eski insan eliyle yapılmış sanat eserlerinden bahsedebilir.History can be about so much more than random dates and ancient artifacts.
Rastgele olaylardan başka herşey.Everything except randomness.
Rastgele olaylara inanmıyordu.She did not believe in randomness.
Merak edersiniz, bunlar rastgele olan bir olasılık mıdır?You wonder, are these things random chance?
Bu dün gece rastladığım adam!This is the man I found last night!
Mutlu çingenelere bile rastladımI even met happy gypsies
Rastladığınız kitaplarda, filmlerde ya da televizyon şovlarında bu formüle dikkat edin.Love?
Şimdiye dek görülen H5N1 vakalarında banzer bir bakteriyel enfeksiyona hiç rastlanmadı.And so far in the H5N1 cases in people, similarly bacterial infection has not been an issue at all.
Öyle rastgele ürünleri yüzüme mi yapıştırayım?Randomly sticking and putting products on my face?
Rastgele iki değer.There are arbitrary constants.
Burada c yine rastgele bir sabittir.But once again, c is an arbitrary constant.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.In fact, most of them were taken by random tourists.
Rastgele izimin şu olduğunu varsayalım.Let's say, that is my arbitrary path, my arbitrary curve.
Bunlar dünyada türüne en az rastlanan penguenlerThese are the rarest penguins in the world.
Hristiyan inançlarında en ufak kanıta rastlamadığım için,Because I see no evidence whatever in the christian dogmas
Yaptığım şeylerle ilgili rastlantısal bir demet.It's a selection of a random bunch of the stuff that I do.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Man doesn't know its price; Neither is it found in the land of the living.
Dua edin ki, kaçışınız kışa ya da Şabat Gününe rastlamasın.Pray that your flight will not be in the winter, nor on a Sabbath,
Dua edin ki, kaçışınız kışa rastlamasın.Pray that your flight won't be in the winter.
Kapının yanında kadının bey'ine rastladılar.They met her lord outside the door.
Yine yürüdüler. Nihayet bir oğlana rastladılar.The two went on till they came to a boy, whom he killed.
La'netlenirler; nerede rastlansalar yakalanıp; öldürülürler.Accursed, they would be seized wherever found, and slain mercilessly.
Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü.The two went on till they came to a boy, whom he killed.
Gene yola düştüler, derken bir erkek çocuğa rastladılar, o zat, çocuğu öldürdü.The two went on till they came to a boy, whom he killed.
Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır.God did not create them but with deliberation.
Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürdü.The two went on till they came to a boy, whom he killed.
Orada, yıkılmayı bekleyen bir duvara rastladılar; genç adam tuttu onu onardı.There they found a wall that was crumbling, which he repaired.
Lanetlenmiş hale gelirler. Rastlandıkları yerde enselenirler, öldürülür de öldürülürler.Accursed, they would be seized wherever found, and slain mercilessly.
Kapının yanında onun kocasına rastladılar.They met her lord outside the door.
Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü.The two went on till they came to a boy, whom he killed.
Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü.The two went on till they came to a boy, whom he killed.
ALLAH rastgele ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz.God does not punish you but for what you swear in earnest.
Böylece yürüdüler. Nihayet bir delikanlıya rastladıklarında onu hemen öldürdü.The two went on till they came to a boy, whom he killed.
Lanetlenirler; nerede rastlansalar, (saldırıdan vazgeçmezlerse) yakalanıp öldürülebilirler.Accursed, they would be seized wherever found, and slain mercilessly.
Rastgeldiği her şeyi toz toprağa çeviriyordu.Which turned everything it touched to ashes.
Yoksa kitaplarda kendiniz için bir af ilanına mı rastladınız?Or is there immunity for you in the Scriptures?
Lânetlenirler, nerede rastlanırlarsa yakalanıp öldürülürler.Accursed – to be caught wherever found and to be slain thoroughly.
İkisi de kapıya koştu, kadın arkadan Yusuf'un gömleğini yırttı; kapının önünde kocasına rastladılar.They raced to the door; and she tore his shirt from behind. They encountered her master by the door.
O kullar, yalan şahitlik etmezler.Boş söz ve işlere rastladıklarında vakarla oradan geçip giderler.And those who bear not false witness and, when they pass by idle talk, pass by with dignity;
İnanmış olanlara rastladıkları zaman; "İnandık," derler.And when they meet those who have believed, they say: We believe.
Nihayet bir oğlana rastladılar. (O kul) hemen onu öldürdü.Then the twain journeyed until when they met a boy, and he killed him.
Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar.Then they came upon a people cleaving to the idols they had.
Puta gönülden tapan bir millete rastladılar.Then they came upon a people cleaving to the idols they had.
Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar.Then they came upon a people cleaving to the idols they had.
Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler.And when they meet those who have believed, they say: We believe.
Orada bir millete rastladı.And he found near it a people.
Bir süre sonra bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürdü.Musa (Moses) said: "Have you killed an innocent person who had killed none?
Onun yanında (orada) bir kavme rastladı.And he found near it a people.
Nihayet bir delikanlıya rastladıklarında onu hemen öldürdü.Musa (Moses) said: "Have you killed an innocent person who had killed none?