İlk randevuda öpüşmek benim prensibim değildir.No está dentro de mis principios besar en la primera cita.
Tom'la bir randevum var.Tengo una cita con Tom.
Saat 3'te bir randevum var.Tengo una cita a las tres.
Randevunda iyi zaman geçir.Pásatelo bien en tu cita.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.Cuando Barton llega, Mayhew está borracho y grita salvajemente.
Mistress Overdone - Viyana'da bir randevu evi sahibi.La señora Overdone regenta un burdel en Viena.
Saati yukarı doğru çevirirseniz daha fazla randevu ortaya çıkar.A medida que vayas avanzando, aparecerán más números.
Mistress Quickly Falstaff'i Alice ile buluşmak üzere bir randevuya çağıracaktır.Las mujeres regresan a casa y le piden a la señora Quickly que invite a Falstaff a un encuentro con Alice.
Ölüm Meleğiyle Randevu.El encuentro con el ángel.
Miles, Sawyer'a Charlotte Lewis (Rebecca Mader) ile bir tanışma randevusu ayarlar.Miles concertó una cita de Sawyer con Charlotte.
Martılarla Randevu 03.Olvidos y apariencias 03.
Muayene hizmetleri, randevu ile verilmektedir.Su archivo está a la espera del llamado.
Isabella Angelo huzuruna çıkıp ondan merhamet dilemek için bir özel randevu alır.Isabella obtiene una audiencia y ruega piedad.
"Türkiye ile Slovakya yarın 6. randevuda".«Alemania y Nigeria, en el sexto cielo».
Yine bu dönemde İstanbul'da ilk defa SMS ile randevu sistemi devreye sokuldu.Explicó, por primera vez en español, el sistema contable de partida doble.
Ben, randevuya geç kaldım.Ho fatto tardi all'appuntamento.
Ondan bir randevu istedim.Le ho chiesto un appuntamento.
Geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğum için randevumu erteledim.Siccome dovevo lavorare fino a tardi, ho posticipato il mio appuntamento.
Tom randevulara her zaman zamanında gelir.Tom arriva sempre puntuale agli appuntamenti.
Yarın Tom'la bir randevum var.Domani ho un appuntamento con Tom.
Yarın gece bir randevum var.Domani sera ho un appuntamento.
Mağazaları da sınıf oturumları yanı sıra, bireysel randevular sunuyor.I negozi offrono sessioni di didattica collettiva o singoli appuntamenti.
House, Cameron'ı işe geri almak istediğinde ise Cameron şart olarak yemekli bir randevu talep eder.House, infine, cerca di convincere Cameron a tornare.
İkisine de aynı anda bir kafeteryada, birbirlerinden habersiz buluşma randevusu verir.Il fatto è che ad entrambi lei dà appuntamento per la sera, allo stesso posto.
Bunları randevu alarak görmek mümkündür.Difficile farne la datazione.
Öldüğünde, 30 Temmuz'da Los Angeles'ta bir kalp ameliyatı için randevusu vardı.Il 13 luglio 2012 mentre si trovava nella sua abitazione di Los Angeles subì un infarto del miocardio.
Öğretmenler kütüphaneye sınıf ziyareti için gelmek isterlerse randevu alırlar.Visite scolastiche Gli insegnanti possono concordare una visita in biblioteca con i propri alunni.
Muayene hizmetleri, randevu ile verilmektedir.La riserva è visitabile dietro appuntamento.
Stella, Prens Brandon'dan randevu için bir davet alır.A sera Forster accetta un nuovo invito del principe Anchisi.
Mistress Overdone - Viyana'da bir randevu evi sahibi.Madonna Strafatta È la proprietaria di un bordello di Vienna.
Bu zamandan beri kont kraliyet adına çok daha fazla randevuya katılıyor.Durante questo periodo ricevette anche grandi appezzamenti di terreno da parte del re.
Tom neredeyse randevularına hiç geç kalmaz.Фома почти никогда не опаздывает на встречи.
Randevu saat kaçta?Какие часы посещения?
Onunla bu gece randevum var.Сегодня вечером у меня назначена встреча.
Bu yüzden başka kızlarla randevulaşmayı bırakmıştır.При этом он продолжает встречаться и с другими девушками.
1934'te ilk romanı olan Samarra’da Randevu yayımlandı.В 1934 году опубликовал свой первый роман «Свидание в Самарре».
Yeni patronu varlıklı, genç ve yakışıklı aristokrat Tony (James Fox) ile olan randevusuna tam zamanında gelir.Неудивительно, что в него по уши влюблена юная и очаровательная Манетта (Клод Жад).
Doktordan kürtaj için randevu alır.Женщина принимает решение сделать аборт.
Randevu sırasında bu ortaya çıkar ve Phoebe Joey'e çok kızar.Фиби сердится и они ссорятся с Джоуи.
Yıldızla Randevu (Özgün adı: StarStruck), 2010 yapımı bir Disney Channel Orijinal Filmi'dir.«Звёздная болезнь» (англ. StarStruck; 2010) — американский фильм Disney Channel.
Ölüm Meleğiyle Randevu.درب محفوف بملائكة الموت !
Kızlara randevu vermek hobisidir.اعدادية حيفا للبنات.
Doktordan kürtaj için randevu alır.وهذا طبيب يجرى عمليات إجهاض ..
Saat dörde doktordan randevu aldım.أخذت موعداً مع الطبيب عند الرابعة.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.Quando Barton chega, Mayhew está bêbado e gritando loucamente.
Öldüğünde, 30 Temmuz'da Los Angeles'ta bir kalp ameliyatı için randevusu vardı.No momento da sua morte, havia-lhe sido programada naquele mês uma cirurgia cardíaca em Los Angeles.
Yıldızla Randevu (Özgün adı: StarStruck), 2010 yapımı bir Disney Channel Orijinal Filmi'dir.Starstruck (filme) - filme de 2010 do Disney Channel.
53-54. ^ Uzun, Ölüm Meleğiyle Randevu. s.Sermão 115, Um sermão sobre o Anjo da Morte.
Saati yukarı doğru çevirirseniz daha fazla randevu ortaya çıkar.A medida que avança de posto, surgem novas missões.
Ama Oscar, Bea’ye o gün randevusu olup olmadığını sorar ve Bea ertelediğini söyler.Há controvérsias adicionais sobre o que Bee disse e se ele disse alguma coisa.
Program koruyucusu: Randevuları takip edebilme.Agenda de telefone Agenda de compromissos; Manter o controle de compromissos.
Randevular ilerledikçe randevular en mükemmelden en kötüye dönüşmeye başlar.E quando o reencontro acontece partem para a mais surpreendente das suas aventuras.
Mistress Overdone - Viyana'da bir randevu evi sahibi.Saint-Christophe (Vienne), uma comuna no departamento de Vienne.
Isabella Angelo huzuruna çıkıp ondan merhamet dilemek için bir özel randevu alır.Isabella verkrijgt een audiëntie bij Angelo, en smeekt hem om genade.
Bunları randevu alarak görmek mümkündür.Bezoek is op afspraak mogelijk.
Randevular öncesinden kesinlikle teyit edilir.De collectie is na voorafgaande afspraak te bezichtigen.
Bu yüzden başka kızlarla randevulaşmayı bırakmıştır.Hierdoor mist hij de afspraak met zijn collega's.
Sebastian ile yemek randevusu vardı.Ze had een afspraak met ene Peter.
Ölüm Meleğiyle Randevu.Het gevecht met de engel.
Saat 3'te bir randevum var.Ik heb een afspraak om 3 uur.