Dolayısıyla Japonya Amerika için bir rakip ülke ve endişe konusu oldu.Japonijos galia ir ekspansyvi politika kėlė nerimą Vakarų valstybėms.
1952'de Henry Cabot Lodge'a rakip olarak Senato seçimlerine katıldı.1952 kandideeris Kennedy Senatisse ametisoleva senaatori Henry Caboti vastu.
İki rakip birbirleriyle karşılaşmaktadır.Kaks blondiini saavad kokku.
Müşteriye ürün ile ilgili sorular sorularak, rakip firmaların ürünleri ile karşılaştırma yapmaları istenir.Toote positsioon seisneb selles, kuidas tarbijad toodet näevad, võrrelduna võistlevate toodetega.
BMW 2 Serisi'nin başlıca rakipleri Audi A3 Sedan ve Mercedes-Benz CLA Serisi'dir.Audi A5 peamisteks konkurentideks on BMW 3. seeria kupee ja Mercedes-Benz CLK.
Bugüne dek Dardanelspor formasıyla çıktığı 97 resmi maçta rakip fileleri 11 kez havalandırmayı başarmıştır.Ta võitis 11 korda järjest Viljandi järve jooksu.
Rakip Uruguay'dır.Olümpiavõitjaks tuli Uruguay.
Rakipleri diğer Tirana takımı olan KF Tirana'dır.Ta on ka jalgpalliklubi KF Tirana aupresident.
NBA Finalleri'ndeki rakipleri yine Golden State Warriors'tı.Ta mängib NBA klubis Golden State Warriors.
Birçok son dönem yazar ise Arius'un rakipleri tarafından zehirlenebileceğini iddia etmektedirler.Özali perekond on aastaid kahtlustanud, et president võidi mürgitada.
Ferrari'nin bakış açısından yeni bir rakip yükselmektedir.Geomeetria seisukohast on tuletis tõusu üldistus.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Die Verbesserung der Berufsbildung ist dabei von wesentlicher Bedeutung.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Het niveau van beroepskwalicaties in de EU is laag, vergeleken met dat van haar belangrijkste concurrenten.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Kvalifikationsniveauet i EU er lavt sammenlignet med EU’s vigtigste konkurrenter.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Poziom umiejętności w Unii Europejskiej jest niski w porównaniu z poziomem jej głównych konkurentów.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Stopnja usposobljenosti v EU je nizka v primerjavi z njenimi glavnimi tekmeci.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Úroveň odbornej kvalikácie v EÚ je v porovnaní s jej hlavnými konkurentmi nízka.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Ve srovnání s největšími konkurenty je úroveň kvalifikace v EU nízká.
Ama rakiplerimin bilmediği bir şey biliyor olabilirim.Ale wiesz co? Wiem coś, czego konkurencja nie wie.
Ama rakiplerimin bilmediği bir şey biliyor olabilirim.그런데 말입니다, 경쟁자들은 모르는 것을 내가 알고 있을 수 있어요
Ama rakiplerimin bilmediği bir şey biliyor olabilirim.¿Pero saben qué? Yo podría saber algo que mis competidores no saben.
Ama rakiplerimin bilmediği bir şey biliyor olabilirim.Але знаєте що? Я можу знати щось, що мої конкуренти не знають.
Ama rakiplerimin bilmediği bir şey biliyor olabilirim.لكن قد أعرف شيء لا يعرفه من ينافسني.
Ama rakiplerimin bilmediği bir şey biliyor olabilirim.この数ヵ月 オフィスを出て顧客と話し
Aslında bu piyasa, oligopolinin özel bir şekli. Sadece iki rakip var. Bu durumu duopol olarak adlandırıyoruz.A to je vlastně zvláštní případ oligopolu, kde máte jen dva hlavní hráče, nazvali jsme to duopolem.
Aslında bu piyasa, oligopolinin özel bir şekli. Sadece iki rakip var. Bu durumu duopol olarak adlandırıyoruz.Це, насправді, особливий випадок олігополії, де є тільки два великих гравця, це те, що ми називаємо дуополією.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.Cetaccord pourrait encore répartir les marchés ou les sources d’approvisionnement entre les concurrents.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.Deasemenea, poate duce la impărţirea pieţelor sau a surselor de furnizare întreconcurenţi.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.En sådan aftale kan endvidere vedrøre deling afmarkeder eller forsyningskilder mellem konkurrenter.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.Estes acordos podem ainda repartir os mercados ou as fontes deabastecimento entre os concorrentes.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.Med tekmeci lahko celo deli tržišča ali vire preskrbe.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.Może dokonywać podziału rynków lub źródełdostaw pomiędzy konkurujące ze sobą przedsiębiorstwa.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.Môže ísťaj o delenie trhov alebo zdrojov ponuky medzi konkurentmi.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.Může také rozdělovat trhy nebo zdroje zásobování mezikonkurenty.
Ayrıca pazarı ya da tedarikkaynaklarını rakipler arasında paylaştırabilir.Sopimuksella voidaan myös jakaa markkinoita taihankintalähteitä keskenään kilpailevien yritysten välillä.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Dicono che, nel gioco del patriarcato, le donne non siano la squadra avversaria, ma la palla.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Escuché decir que, en el juego del patriarcado, las mujeres no son el equipo rival, son la pelota.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Ich habe mal gehört, dass im Spiel der Patriarchie Frauen nicht das gegnerische Team sind, sondern der Ball.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Ik heb al horen zeggen dat "in het spel der patriarchen de vrouw niet de tegenstander is, maar de bal".
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Można by rzec, że w grze patriarchatu kobiety nie są w przeciwnej drużynie, są one piłką.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum,Jeg har hørt det formuleret sådan, at i et patriakalt spil er kvinden ikke modparten - hun er bolden.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum,가부장이라는 게임에서 여성은 참가자가 아니라
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum,שמעתי את הביטוי, שבמשחק הפטריארכיה, הנשים הן לא קבוצת היריב,
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum,ボールであると言われています。
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.Ich wollte auch verständlich machen, dass ich - meine Gegner verschweigen das gern - nie vom Gewinnen sprach.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.Intenté transmitirles esto, también -- mis rivales no les van a decir -- nunca me han escuchado decir ganar.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.저도 또한 그것을 이해시키려고 했습니다, 그건-- 제 대항자들은 여러분에게 말하지 않습니다--여러분은 제가 이기는것에 언급하는것을 듣지 않았죠.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.Taktiež som sa snažil -- i keď moji súperi vám to nepovedia -- aby som nikdy nehovoril o víťazstve.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.Tentei fazer compreender isso também — os meus oponentes podem dizê-lo — nunca me ouviram falar de queixas.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.Я хотел рассказать еще о... мои оппоненты не говорят об этом — я не упоминал победы.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.Я ще хотів сказати... мої опоненти не говорять про це...ви не чули, щоб я згадував перемогу.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.ניסיתי להעביר את המסר הזה, גם כן -- היריבים שלך לא אומרים לך -- אתה אף פעם לא שמעת אותי מזכיר ניצחון.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.لقد حاولت معرفة ذلك -- إن منافسيّ لا يخبروك -- لم تسمعوني قط أذكر كلمة الفوز.
Ben de -- rakiplerim size söylemez -- kazandığımdan asla bahsettiğimi duymayacağınızı ifade etmeyi denedim.私は「勝利」を口にした事はない 「勝利」は口にするな
Benim ürün özelliklerime, değer önerime rakiplerime verdiklerinden fazla... ...değer verdiklerini biliyorum.그리고 고객들은 경쟁자보다 나의 제품, 나의 가치제안을 더 높이 평가하고 있습니다
Benim ürün özelliklerime, değer önerime rakiplerime verdiklerinden fazla... ...değer verdiklerini biliyorum.وأعرف أنهم يقدرون مجموعة خصائص منتجي، مقترحي للقيمة، أكثر من منافسيني.
Benim ürün özelliklerime, değer önerime rakiplerime verdiklerinden fazla... ...değer verdiklerini biliyorum.競合他社よりよく知っています 既存市場の誰も知らない情報です
Benim yaşadığım yerde, rakipli (adversarial) değil.Ahol én lakom, ott nem az.
Benim yaşadığım yerde, rakipli (adversarial) değil.Där jag bor, är det inte det.
Benim yaşadığım yerde, rakipli (adversarial) değil.Da wo ich wohne ist es das nicht.