Bu sefer de rakiplerine penaltılarla elendiler.I tym razem mordercami byli enkawudziści.
Çift, aslında, birbirine rakip iki organizasyona tetikçi olarak çalışmaktadır.W rzeczywistości oboje są płatnymi mordercami, którzy pracują dla dwóch konkurencyjnych agencji.
Reinhard Heydrich'e rakip oldu.Powierzył szefostwo Reinhardowi Heydrichowi.
Ezeli rakipleri Neftchi Fergana’dır.Tytuł obroniła drużyna Neftchi Fergana.
Fakat Carlo Anjulu bu rakipleri ile uğraşmaya zaman bulunmadı.Karol nie miał chwilowo czasu na rozprawę z oponentami.
Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar.Rywale nie widzą nawzajem swoich szachownic.
Çoğu oyun, rakiplerin oyun durumu hakkında sınırlı bilgi sahibi olmaya dayanır.Krytykowano głównie podejście twórców do kwestii technicznej gry.
Doğrudan rakipleri Airbus A340-600 ve A350-1000'dir.Konkurować będzie z Airbusem A380 i z A350-1000.
Maçı kazanmak için sırayla 3 rakip ya tuş ettirilmeli ya da pes ettirilmelidir.Za wygranie wyścigu lub zajęcie przynajmniej trzeciego miejsca przyzwane są nagrody.
Araç Subaru R2 ile aynı yapıya sahip olup rakipleri Suzuki Wagon R ile Daihatsu Move'dir.Jest to kolejna próba wejścia Subaru na rynek kei-carów zdominowany przez Suzuki Wagon R oraz Daihatsu Move.
Aracın rakipleri Ford Mustang ve Chevrolet Camaro'dur.Huvudkonkurrenter var Ford Mustang och Chevrolet Camaro.
26 Eylül 2014 tarihinde, yirmi rakip şarkı MRT TV kanalının Stisni Plej programı sırasında açıklanmıştır.De tjugo konkurrerande låtar kännagavs den 26 september 2014 under MRT TV-programmet Stisni Plej.
Real Zaragoza, Iberia SC ve Real Zaragoza CD adlı iki rakip kulübün birleşmesiyle kurulmuştur.Real Zaragoza bildades ursprungligen av två rivaliserande grupper, Iberia SC och Zaragoza CD.
İki rakip de gazetecilere oyların %58-60'ını kendisinin aldığını söyledi.Båda påstod att de fått 58-60% av rösterna.
Bununla birlikte, son yıllarda nominal ücretler rakip ülkelerdeki ücretlerin biraz üstünde olmuştur.Med åren fick de dock allt fler möjligheter till lönearbete utanför hemmen.
Birçok son dönem yazar ise Arius'un rakipleri tarafından zehirlenebileceğini iddia etmektedirler.Flera vetenskapliga studier tyder på att Arius blev förgiftad av sina motståndare.
Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar.Flockarna försöker undvika varandra.
Beitar’ın en büyük rakiplerinden olan, Kudüs’ün diğer büyük takımları arasında Hapoel Kudüs F. C. Vardır.Jerusalems andra stora fotbollslag, som är en av Beitars rivaler, är Hapoel Jerusalem FC.
Rakipler devamlı birbirlerinin dalgın anlarını kollarlar.Damerna gör upprepade grimaser gentemot varandra.
Serbest kaldıktan sonra rakip takım Stoke City'ye transfer oldu.Enda undantaget är en kort utlåning till Stoke City.
Özellikle ARAMCO'ya en büyük rakip petrol şirketiydi.Han ägde då Rysslands största oljebolag Yukos.
Şirket 1996 yılında iflas etti ve faaliyetleri rakiplerine satıldı.Компанія збанкрутувала в 1996 році, а її підрозділи були розпродані конкурентам.
Doğrudan rakipleri Airbus A340-600 ve A350-1000'dir.Прямим конкурентом в Airbus є A340-600 та A350-1000.
En ünlü uluslararası rakipleri arasında Antonio Inoki, Büyük Van Vader ve Devasa André vardı.Серед його найвідоміших міжнародних опонентів були Антоніо Ченці, Бичача сила і Андре Гігант.
Bu işlev nano giysiyi rakiplerin ele geçirmesini önlemek için kullanılır.Ця функція використовується для того, щоб нанокостюм не дістався противнику.
Backlash'de, Hogan ve Michaels, rakiplerini yendiler.На Backlash Майклз і Хоган перемогли Муххамеда і Дайварі.
Öğrencisi Lee Chang-ho kendisi için dev bir rakip haline geldikten sonra tarzı değişti.Після падіння свого уряду Чан Чонг Кім повернувся до викладацької діяльності.
Bu prensiple ilgili birçok rakip fikir vardır.Існує багато споріднених формулювань цього принципу.
Konumlandırma diğer rakiplerin konumuna göre ifade edilir.Це констатування конкуренції з іншими виконавцями.
Kırmızı renk, oyuncuların ateşli hırsını, siyah renk ise rakiplerin korkusunu göstermek için seçilmiştir.Червоний колір символізує полум'яний запал його гравців, а чорний — страх суперників перед рішучістю міланців.
Rakip fileleri ise 14 kez havalandırarak bir üst seviyeye çıkabileceğini kanıtladı.Нарешті, водень в 14 разів легший за повітря.
Bu aşk onları yakın arkadaşlıktan aşk rakiplerine dönüştürür.Він учить людей зробити з ворога любимого друга.
Aracın rakipleri LaFerrari ve Porsche 918'dir.Їх конкурентами були Porsche 911 та Ford Capri.
Rakip Uruguay'dır.Економіка Уругваю.
Karşılaştığı rakiplerin bir tanesi haricinde hepsi Premier League'de mücadele etmekteydi.Всі однокласники, окрім одного, погоджуються піти на фронт.
Büyük bir başarı göstererek bütün rakiplerini yener.Своїх конкурентів він в результаті переміг з великим відривом .
1910 yılında, Lyon Olympique, Fransa şampiyonluğunu kazandı ve rakiplerini geride bıraktı.Та 1913 р. Іван потрапив на чемпіонат французької боротьби і кинув усе.
Rakiplerimizi kötülemek istemedik.Ми на мали наміру принизити своїх суперників.
Will, New Directions'ı rakip kulüp Vocal Adrenaline'i performansı görmeye götürür.Will bere New Directions, aby viděli jejich konkurenční sbor, Vocal Adrenaline vystupovat.
Senna'nın rakiplerinden Alain Prost, tabutunu taşıyanlar arasındaydı.Sennův rival Alain Prost byl jedním z lidí, kteří nesli rakev.
Ödülü de, rakip kaşif John McDouall Stuart kazandı.Výzvy se ujal zkušený výzkumník John McDouall Stuart.
Kışkırtıldığı zamanlar keskinliği kokarcanınkine rakip olabilen bir koku salabilir.Při rozrušení dokáže vylučovat silný zápach srovnatelný se skunkem.
Londra'da rakipleri karşısında yetersiz kalan Zagunis, madalya kazanamadı.Oštěpař Veselý zůstal v Londýně bez medaile.
Prelude'nin geleneksel rakipleri Toyota Celica, Nissan Silvia ve Mitsubishi Eclipse idi.Prelude je stejná kategorie automobilu jako Toyota Celica, Nissan Silvia a Mitsubishi Eclipse.
TB-3'e rakip olması amacı ile dizayn edilmiştir.K vlečení sloužil letoun TB-3.
NSDAP'nin rakip partileri düşüş yaşadı.NSDAP zažila volební úspěch.
Aynı zamanda ezeli rakiplere karşı da yenilgiler alındı.Jsou zde také představeny osudy povstalců samotných.
İlk turda rakipleri Norveç'ti.Pořadatelskou zemí bylo Norsko.
Rakipleri ise The Shield'dı.Jejich konkurenty byli příslušníci rodu Štaufů.
Süreç içerisinde gerek rakipleri, gerekse insanlar tarafından pek de sevildiği söylenemezdi.Ale vypadá to, že k většině závodů nebudou ani pozváni, co jsem tedy měl dělat?
Saat rakip Samsung Gear Live ile aynı zamanda ilan edildi.V noci dorazila zpráva o záchraně ENS Gaye.
Sarışın Marilyn Monroe'ya rakip olmaya aday gösterilmiştir.Barevné tónování blond odstínu bylo inspirováno Marilyn Monroe.
Öte yandan bu gayretleri rakiplerinin ve düşmanlarının sayısını arttırdı.Tím se ale samozřejmě zvýšil počet nepřátel, kteří usilovali o jeho zničení.
Şirket 1996 yılında iflas etti ve faaliyetleri rakiplerine satıldı.Roku 2001 klub zbankrotoval a byl přeřazen do amatérských soutěží.
Kale kendi taşları veya rakip taşlarının üzerinden atlayamaz.Neumožňují stohovat palety na sebe nebo zakládat do regálů.
Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri'ne rakip tek süper güç haline gelmişti.Uniunea Sovietică a fost singura superputere care putea rivaliza cu Statele Unite ale Americii.
Birçok son dönem yazar ise Arius'un rakipleri tarafından zehirlenebileceğini iddia etmektedirler.Unii istorici au sugerat că Arius ar fi fost otrăvit de dușmanii săi.
Paintball, kişilerin bireysel olarak ya da takımlar halinde rakiplerini yenmek için yarıştıkları bir spordur.Paintball este un sport la care jucătorii participă individual sau în echipă.
En uç durumlarda ise erkeklerin kendilerinden küçük olan rakiplerini ağaçtan indirmeye çalıştıkları görülür.În situații extreme, un mascul poate încerca să îndepărteze un rival mai mic dintr-un copac.
Moda arenada oyuncu kendine bir rakip seçer ve her iki Lady arasında popülerlik özellikleri karşılaştırılır.Jucătoarea își alege o oponentă pe Arena modei și cele două domnișoare își pun la întrecere popularitatea.