rahatsızlık ile cümle
rahatsızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Psikiyatrik rahatsızlıklar.Emergências psiquiátricas.
ADHP, sosyalist fikirlerle ülkeyi yenileştirmeyi deniyordu; fakat ülkede büyük rahatsızlık vardı.O PDPA tentou modernizar o país, de acordo com uma agenda socialista, mas houve grande resistência.
Bazı ırklar kalp rahatsızlıklarına daha eğilimlidir.Sintomas mais frequentes da insuficiência cardíaca.
Fakat ölü oldukları zaman rahatsızlık duymaz.Nada que fará você se sentir deprimido.
Sistemik rahatsızlıklar da dişte renk değişimine sebep olabilir.A desidratação pode ainda provocar a coloração azulada da pele.
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).(Dan wordt er gezegd): "In geen geval; het is slechts een woord dat hij uit."
1980'li yıllarda ağır bir psikolojik rahatsızlık geçirdi.Rond 1980 was er sprake van grote maatschappelijke onrust.
Tedavi edilmediği durumda ağır bir seyir izleyebilen bir psikiyatrik rahatsızlıktır.Iemand die midden in een zware depressie zit kan er dus geen genezing van verwachten.
1954'te Tunus'ta rahatsızlıklar ortaya çıktı.In 1554 kwam het tot onlusten in Antwerpen.
1519 yılında doğum sonrası rahatsızlıklarından dolayı hayatını kaybeder.Zij stierf in 1509 aan complicaties bij de bevalling.
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).Seiyū: Shin’ichirō Miki Yukito (jap.
Kaşıntı, ağrı yapabilirler veya hiç rahatsızlık vermeyebilirler.Oczywiście, może cię boleć albo wcale nie obchodzić.
Abigal’le ilişkisine son veren Proctor, karısına karşı vicdanında rahatsızlık duymaktadır.Jego żona, Debbie, narzeka na jej nudne życie.
Fakat ölü oldukları zaman rahatsızlık duymaz.Nie pękają przy zginaniu.
1954'te Tunus'ta rahatsızlıklar ortaya çıktı.W 1945 w Neapolu zaraził się polio.
Bu düşünceler, o şahısa büyük rahatsızlık verir.Niestety, jej wuj przysparza im wielu kłopotów.
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).Säg: "Det som överstiger vars och ens behov."
Bart'ın isyankâr tutumu, Springfield İlkokulu'nda onu rahatsızlık verici bir öğrenci yapmıştır.Bart har en rebellisk attityd som gjort honom till en störande elev på Springfield Elementary School.
Bu rahatsızlık bir yaralanma sonucu ortaya çıkar.En sådan här utställning skadar oss.
Gürciyev ve Ouspensky arasında rahatsızlıklarla dolu bu ilişki onlarca yıl boyunca devam etmiş.Av olika anledningar fungerade inte relationerna mellan Lev Gumiljov och hans jämnåriga.
Heisenberg bunu ölçümden kaynaklanan bir rahatsızlık olarak açıklamıştır.Lundberg bedömer detta som en vansklig grund att förlita sig på.
Günde 5 bardak veya daha fazla su içmek kalp rahatsızlıklarını %50 azaltabilir.15 %, eller 11 miljoner kycklingar varje år, lider av fel på benen på grund av sin oproportionerliga vikt.
Hipotermi, 37 °C olan normal vücut sıcaklığının, 35 °C'nin altına düşmesi halinde meydana gelen rahatsızlık.Kroppstemperaturen under en värmevallning brukar understiga 37C.
Bu rahatsızlık fiziksel ya da psikolojik bir durum olabilir.Цей біль може бути фізичними або психічними стражданнями.
Elise Eberle, dizideki adıyla (Mercy Lewis) , Mary Sibley'in büyüsü altında şiddetli rahatsızlıklar yaşadı.Еліз Еберлі — Мерсі Льюїс, дівчина, одного разу змучена закляттям Мері Сіблі.
Ancak küçükken dizimden bir rahatsızlık geçirmiştim.З дитинства була хворобливою.
Fakat ölü oldukları zaman rahatsızlık duymaz.Але не одужавши, помер.
23-25 yaş arası: Hayattan mutsuzluk ve rahatsızlık hissediliyor.Живуть від 15 до 20 років в дикій природі і в неволі.
Fakat ölü oldukları zaman rahatsızlık duymaz.Jsou udivení tím, že nejsou mrtví.
Çocukluğu ağır hastalıklarla ve annesinin ruhsal rahatsızlıklarıyla geçmiştir.Matky za život dětí s vážným duševním onemocněním.
Onlar sıkça mantıksız kuruntularla bilinen rahatsızlıklar yaratıyorlar.Mnohdy se objevuje nepravidelné laločnaté zprohýbání.
Bu sistem, ceza veya organizmada rahatsızlık yaratan olumsuz olaylar karşısında harekete geçer.Tato metoda zabránila nežádoucímu poškození při přepravě či stavbě.
Kuyruğundan rahatsızlık duyar.Jejím opakem je nepřízeň.
Sürekli bir kıyas hali psikolojik bir rahatsızlıktır.Prokrastinace je do určité míry normální psychologické chování.
Ömrünün son seneleri rahatsızlıkla geçmiştir.Ultimele clipe ale unui nefericit.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.De asemenea, cicatricele pot distorsiona percepția asupra imaginii corporale.
Sosyal veya meslekî işleyişte rahatsızlık ya da eksiklik oluşturur.Este șomajul voluntar sau involuntar?
Şubat 1942'de şiddetli mide ve bağırsak rahatsızlıkları ile hastaneye kaldırıldı.În iulie 1945 a fost dus la spital deoarece avea dureri mari la picioare.
Onun konuşkanlığı rahatsızlık verici.Vorbăria lui este deranjantă.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.Amikor Claudius betegsége egyre nyilvánvalóbbá vált, családjával megromlott a kapcsolata.
Fakat ölü oldukları zaman rahatsızlık duymaz.Halálakor nincs összezavarodva...
Zamanın imparatorları ülke halkının gittikçe afyon bağımlısı olmasından rahatsızlık duymaya başlamışlardı.A gróf emigráns környezetétől is egyre inkább elszigetelődött.
Fakat omzundaki rahatsızlık sebebiyle turu yarıda kesmiştir.Egy súlyos térdsérülés miatt kölcsönszereplése idejekorán véget ért.
1900 yılında, Hesse gözlerindeki rahatsızlık yüzünden askerlik görevinden muaf tutulmuştur.Vuonna 1900 Hesse vapautettiin heikkonäköisyyden vuoksi asepalveluksesta.lähde?
Bunlara ek olarak birçok dermatolojik rahatsızlık gündelik yaşantımızda karşımıza çıkabilir.Dermatillomania häiritsee usein päivittäistä elämää.
Psikiyatrik rahatsızlıklar.Vakavat mielenterveyshäiriöt.
Jobyna yaşamının son beş yılını romatizmadan kaynaklanan rahatsızlıklar yaşadı ve birkaç kez felç geçirdi.Broberg kärsi vanhemmiten Parkinsonin taudin harvinaisesta muodosta ja oli pari viime vuottaan puhekyvytön.
1980'li yıllarda ağır bir psikolojik rahatsızlık geçirdi.Lisäksi hänellä oli vakava alkoholiongelma 1980-luvulla.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Οι ουλές μπορούν επίσης να οδηγήσουν σε διαταραχή της εικόνας του σώματος.
Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur.Παρότι στην αρχή αντιδρούσε, ο Μετζνούν ερωτεύεται τη Λεϊλά με τη πρώτη ματιά.
Psikiyatrik rahatsızlıklar.Ψυχοσωματικές διαταραχές.
Bunda muhtemelen onun yaşadığı zihinsel rahatsızlıkların da etkisi bulunmaktadır.Κατά πάσα πιθανότητα το γεγονός αυτό επηρέασε τη ψυχική υγεία του.
ADHP, sosyalist fikirlerle ülkeyi yenileştirmeyi deniyordu; fakat ülkede büyük rahatsızlık vardı.Partiet forsøkte å modernisere landet i tråd med sosialistiske ideer, men betydelig uro ble resultatet.
Tıbbi bir rahatsızlıktır ve acilen doktor kontrolüne girilmesi gereklidir.Dette er en svært alvorlig tilstand og veterinær må kontaktes øyeblikkelig.
Bu hastalar uzun süreli istirahattan ve yolculuktan çok rahatsızlık duyarlar.Hesten må få mye ro og hvile i sykdomsperioden.
Ali Teoman, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu 23 Mart 2011 sabahı hayata veda etmiştir.Aasland fikk avskjed i nåde 23. mars 2012.
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).Katakanlah: "Haidh itu adalah suatu kotoran".
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Bekas luka juga bisa mengakibatkan gangguan citra tubuh.
Devlet içinde ailesinin giderek güçlenmesi rahatsızlıklara sebep oldu.Konflik dalam rumah membuatnya semakin terbebani.
Amaç rahatsızlık vererek komşuyu taşınmaya zorlamaktır.Untuk menghindari ejekan tetangga, ia pindah.