rahatsızlık ile cümle

rahatsızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Rahatsızlık duyuyor.She feels uncomfortable.
Bu, bilinen tüm zihinsel rahatsızlıkları listeler.It lists every known mental disorder.
Çoğu durumda, çocuklar psikolojik bir durumdan rahatsızlık çekmiyorlar.Children are not, for the most part, suffering from a psychological condition.
Rahatsızlık verici, ama uyumsal.It's uncomfortable, but it's adaptive.
İkisinin de fiziksel rahatsızlık verici bir yönü yoktur.We'll, they're both non-invasive.
Peki bu sebepten geldiğim için rahatsızlık duymuyor musun hiç?But don't you dislike it? Since it's for that reason?
Depresyon, şizofreni ve daha birçok rahatsızlık için de çok etkilidir.It's very powerful for depression, schizophrenia, many, many things.
Sonuç ise, zayıflatıcı, acılı sezonsal etkili bir rahatsızlık dönemi.And the result is an episode of debilitating, painful, seasonal affective disorder.
Rahatsızlık duyuyordun.You were uncomfortable.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Well it turns out that they're just very uncomfortable doing that.
Bunun nedeni ise, bu iş onlara rahatsızlık verir.And that's because it's uncomfortable for them.
Bu, bu, bir yanma var burada ve bir rahatsızlık hissi var.And I've realized this, very much, in your presence, [M:] Hmm.
Acı ve rahatsızlık duygusundan kurtulma yolu.A way to discharge pain and discomfort.
-Umarım size rahatsızlık vermiyorumdur. -Hayır, katiyen.- I hope we're not in the way - Not at all
Ama mesele sadece bu rahatsızlıklar nedeniyle ölüm değil.But it's not just the mortality from these disorders.
Beş insandan biri yaşamı boyunca bu rahatsızlıkların birinden çekmektedir.About one in five people will suffer from one of these disorders in the course of their lifetime.
Bunlar, aslında, genç insanların kronik rahatsızlıkları.These are, indeed, the chronic disorders of young people.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.My job is to actually make sure that we make progress on all of these disorders.
Size şimdiye kadar anlattıklarım zihinsel rahatsızlıklarla ve zihnin hastalıklarıyla ilgili.What I've been talking to you about so far is mental disorders, diseases of the mind.
Bunlar davranış rahatsızlıklarıdır ve zihin rahatsızlıklarıdır.Fair enough. They are disorders of behavior, and they are disorders of the mind.
Öncelikle çünkü, beyin rahatsızlıkları için, davranış en son değişen şeydir.Well first because, for brain disorders, behavior is the last thing to change.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.For every 100 girls with an emotional disturbance diagnosed, we have 324 boys.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.States with extensive tort reform still suffer all these pathologies.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.Now, there are approximately 185,000 amputation-related hospital discharges every year in the U.S.
Ve Siular'ın verdiği bütün rahatsızlıklardan bıkmışlardı.And they were tired of all the inconveniences of the Sioux.
Bunun bir sebebi, öncelikleri sıralamanın çok rahatsızlık verici olmasıdır.And one reason is that prioritization is incredibly uncomfortable.
Ve ben bundan rahatsızlık duyuyorum.And I'm not comfortable with that.
De ki: "O, bir rahatsızlık (eza)dır.Tell them: "This is a period of stress.
Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar, de ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır)".They ask you about menstruation. Tell them: "This is a period of stress.
De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir.Tell them: "This is a period of stress.
De ki: O, bir rahatsızlıktır.Tell them: "This is a period of stress.
Sana aybaşı halini sorarlar, De ki: "O bir rahatsızlıktır.They ask you about menstruation.
Sana âdet halini de sorarlar. De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir.They will question thee concerning the monthly course.
Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır.They will question thee concerning the monthly course.
Sana 'kadınların aybaşı halini' sorarlar. De ki: "O, bir rahatsızlık (eza)dır.They question thee (O Muhammad) concerning menstruation.
De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun.Say, "It is harm, so keep away from wives during menstruation.
Diğerleri, yeni tedbirler polis varlığını artıracağı için rahatsızlık duyduklarını söylüyorlar.Others say they are uncomfortable because the new measures would lead to increased police presence.
Bu durumdan en çok kalp veya psikiyatrik rahatsızlıkları olan hastalar etkileniyor.Medications for patients suffering from cardiac or psychiatric problems are among those affected.
Knezeviç ""BH'de rahatsızlık yaratan unsur SC değildir." diyerek etnik söylemi gündeme getirdi."The RS is not the disturbing factor in BiH," said Knezevic, raising the ethnic rhetoric.
"Rahatsızlık yaratan unsurlar Federasyondaki İslamcı fanatiklerdir.""The disturbing factors are the Islamic fanatics in the Federation."
27 yaşındaki ekonomist Maria Karra, mevcut süreçteki rahatsızlıklara işaret etti.Economist Maria Karra, 27, pointed to the hassles involved in the current process.
Jeliç geçmişte ciddi kalp rahatsızlıkları geçirmiş ve birkaç yıl önce Houston'da ameliyat olmuştu.He had had serious heart problems in the past, and underwent surgery in Houston a few years ago.
Puscas: Hepimiz bundan rahatsızlık duyuyoruz.Puscas: It makes us all uncomfortable.
Türkiye'nin İran'la ilgili tutumu rahatsızlık yarattıUnease over Turkey's Iran stance
Ordudaki ilk rahatsızlık belirtileri Nisan 1977'de ortaya çıktı.The first signs of unease in the army appeared in April 1977.
Böylece, kişi bir şeyin fitne'ye, yani deneme, rahatsızlık, vb.It was extended to mean causing one to enter into fire and into a state of punishment or affliction.
Kafkas leoparları yasa dışı avlanma, insan rahatsızlıkları vb. nedenlerle tehlike altındadır.Caucasian leopards are endangered because of illegally hunt, human disturbance, etc.
Digoksin, çeşitli kalp rahatsızlıklarının tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır.Digoxin is widely used in the treatment of various heart conditions.
Helena herhangi bir rahatsızlık belirtisi göstermeden bir yıl içinde öldü.[1]Helena died within a year or so, without issue.[1]
Edwin Smith Papirüsü, farklı rahatsızlıkları iyileştirmeye yardımcı olacak birçok tarif içerir.The Edwin Smith Papyrus contains many recipes to help heal different ailments.
Tedavi edilebilir rahatsızlıklar cerrahlar tarafından hızla düzeltilirdi.Treatable ailments the surgeons would quickly set to right.
Affluenza, zengin insanları etkilediği varsayılan psikolojik bir rahatsızlıktır.Affluenza is a psychological malaise supposedly affecting wealthy people.
Semptomlar küçük bir rahatsızlıktan yeme ve içmeye müdahale etmeye kadar değişir.Symptoms range from a minor nuisance to interfering with eating and drinking.
Bu soru günümüzde de önemli bir rahatsızlık kaynağı olmaya devam etmektedir.[2]The question remains a cause of significant offence to this day.[10]
1947 yılında aralarında bazı sosyal ve politik rahatsızlıklar yaşandı.There was some social and political unrest among them in 1947.
1900 yılında, Hesse gözlerindeki rahatsızlık yüzünden askerlik görevinden muaf tutulmuştur.Im Jahr 1900 wurde Hesse wegen seiner Sehschwäche vom Militärdienst befreit.
Terapist danışana bu düşüncelerin rahatsızlıklarının nedeni olduğunu anlatmaya çalışır.Eine Therapeutin fordert sie auf, sich über die Ursachen ihrer Verletzung Gedanken zu machen.
Kaplıca suyu özellikle romatizma rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.Das Wasser ist besonders für Rheumakranke heilsam.
Fakat ölü oldukları zaman rahatsızlık duymaz.Als sie stirbt, ist er untröstlich.
Filmlerinde gerilim, cinayet, tutku, psikolojik rahatsızlıklar gibi temaları işler.In seinen Filmen geht es um Spannung, Mord, Besessenheit und psychische Störungen.

İlgili Sayfalar