Bu sizi rahatsız ediyor mu?Does that make you uncomfortable?
Bu onu rahatsız eder.This disturbs her.
Bu, Tom'u rahatsız ediyor.This disturbs Tom.
Bu, Mary'yi rahatsız ediyor.This disturbs Mary.
Bu onları rahatsız ediyor.This disturbs them.
O, komşuları rahatsız etti.She disturbed the neighbors.
Seni bu kadar rahatsız eden ne?What's got you so bothered?
Sen rahatsızsın.You are ill.
Gözle görülür şekilde rahatsızdı.He was visibly bothered.
Gece bu kadar geç saatte sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to disturb you so late at night.
Bazen insanlar rahatsız olduklarında gülümserler.Sometimes when people are uncomfortable they smile.
Rahatsız edici bir haberimiz var.We have some disturbing news.
Bu ayakkabıların ne kadar rahatsız olduğuna dair hiçbir fikrin yok.You have no idea how uncomfortable these shoes are.
Hepiniz beni rahatsız ediyorsunuz.You're all bothering me.
Bizi rahatsız ediyorsun.You're bothering us.
Bizi rahatsız ediyorsunuz.You're bothering us.
Bütün semti rahatsız ediyorsun.You're disturbing the whole neighborhood.
Tom her zaman çocukların etrafında rahatsız gibi görünüyor.Tom always seems uncomfortable around children.
Tom sürekli şikâyetleri ile herkesi rahatsız etti.Tom annoyed everyone with his constant complaints.
Tom'un bir cilt rahatsızlığı var.Tom has a skin condition.
Tom herhangi bir rahatsızlıktan şikayetçi değil.Tom hasn't complained of any discomfort.
Tom açıkça bir şeyden rahatsız.Tom is clearly bothered by something.
Tom artık kesinlikle rahatsız.Tom is definitely uncomfortable now.
Tom şu anda rahatsız.Tom is indisposed at the moment.
Tom Mary'nin sürekli bağırmasından rahatsız oldu.Tom is irritated by Mary's constant yelling.
Tom açıkçası rahatsız.Tom is obviously uncomfortable.
Tom seni rahatsız ediyor.Tom is yanking your chain.
Tom aniden çok rahatsız hissetti.Tom suddenly felt very uncomfortable.
Tom bu haberden çok rahatsız oldu.Tom was deeply disturbed by this news.
Tom imadan rahatsız oldu.Tom was disturbed by the implication.
Kamuoyunun örgütlü suça olan hayranlığı çok rahatsız edicidir.The public's fascination with organized crime is very disturbing.
Polis, evindeki bir rahatsızlıkla ilgili raporlara cevap verdikten sonra Tom'u tutukladı.The police arrested Tom after responding to reports of a disturbance at his home.
Yazım hataları beni gerçekten rahatsız eder.Spelling mistakes really annoy me.
Tom son derece rahatsız görünüyor.Tom seems to be extremely uncomfortable.
Sizi bu kadar geç saatte rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to disturb you this late.
Tom onu bu kadar çok rahatsız etmemem gerektiğini söyledi.Tom said I shouldn't bother him so much.
Rahatsız etme, ben dil çalışıyorum!Do not disturb, I'm studying languages!
Kazamdan beri kolum beni rahatsız ediyor.My arm has been troubling me ever since my accident.
Tom'u neyin rahatsız ettiğini biliyor musun?Do you know what's bothering Tom?
Böyle bir zamanda sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.I'm sorry to bother you at a time like this.
Davranışı beni rahatsız etti.His behavior bothered me.
Seni tekrar rahatsız etmek zorunda olduğum için üzgünüm.I'm sorry to have to bother you again.
Tom biraz rahatsız görünüyordu.Tom looked a little uncomfortable.
Seni bir fincan kahve için rahatsız edebilir miyim?Could I trouble you for a cup of coffee?
Tom açıkçası onu şimdi rahatsız etmemizi istemiyor.Tom obviously doesn't want us bothering him right now.
Tom sana rahatsızlık verdi mi?Did Tom give you a hard time?
Tom bana hiç rahatsızlık vermedi.Tom never gave me a hard time.
Bir şey Tom'u rahatsız ediyordu.Something was bothering Tom.
Erkek kardeşini uzak tut çünkü o bizi rahatsız ediyor.Keep your brother away because he's bothering us.
Bana sizi neyin rahatsız ettiğini söyleyin.Tell me what's bothering you.
Seni bir şey rahatsız ediyorsa bana söyle.Tell me if something is bothering you.
Sekreterime rahatsız edilmek istemediğimi söyledim.I told my secretary I was not to be disturbed.
Bu kazak boynumu rahatsız ediyor.This sweater irritates my neck.
Vücudu rahatsız bir pozisyondaydı.Her body was in an uncomfortable position.
Onun eylemleri beni rahatsız ediyor.His actions disturb me.
Onun davranışları beni rahatsız ediyor.Her actions disturb me.
Onu rahatsız etmemenin yolunu buldum.I found the way not to offend him.
Ve sonra, harika bir yemeğin ortasında geğirmeye başladı! Nasıl da rahatsız edici!And then, in the middle of a magnificent meal, he started belching! How disgusting!
Komşulardan gelen sesten rahatsız oldum.I'm bothered by the noise from the neighbours.
Beni rahatsız eden bir şey var.There's something troubling me.