"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! 'Nhưng bạn dễ bị xúc phạm, bạn biết! '
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '-Pero usted es así que se ofende con facilidad, ¿sabes? "
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '"Tapi kau begitu mudah tersinggung, kau tahu!"
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '"Vendar si tako zlahka užaljeni, veš!"
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '"Αλλά είστε τόσο εύκολα προσβάλλονται, ξέρεις!"
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '"Але ви так легко образити, ви знаєте!
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '"Но вие сте толкова лесно обидени, знаете!
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '"Но вы так легко обидеть, вы знаете!
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '"אבל אתה כל כך נעלב בקלות, אתה יודע!"
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! '"ولكن كنت حتى بالاهانة بسهولة ، كما تعلمون!
"Ama sen kolayca rahatsız, biliyorsun! 'マウスが応答でうなった。 "戻ってくるとあなたの物語を完了してください!"
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.Ale walcząc z wami, nie czułbym się swobodnie.
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.En mielelläni taistelisi teitä vastaan.
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.Mas não me sentiria bem a lutar com vocês.
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.Men det føles ikke så godt at slås mod jer.
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.Men det känns inte rätt att slåss mot er.
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.Non mi sentirei a mio agio a combattere contro di voi.
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.Pero no me sentiría cómodo luchando contra vosotros.
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.Δεν θα μου άρεσε να παλέψω μαζί σας.
Ama sizinle dövüşmek beni rahatsız eder.Но мне будет неприятно сражаться с вами.
Ama şu soruma cevap ver. Şu şovunda seni rahatsız eden ölü adam.Ma rispondi a questa domanda... sul ragazzo morto che ha rovinato la tua performance.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.하지만 약 10% 정도는 그런 상황에서 회복된 이후에도 통증이 지속됩니다.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.10%ほどの患者に 痛みが残ります。 ひと月で済む場合もあれば
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.Ale zhruba v 10 procentech případů kdy se pacient z nemoci zotaví, bolest přetrvá.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.Dar în circa 10% din cazuri, după ce pacientul și-a revenit, durerea persistă.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.De az esetek 10 százalékában miután a beteg kigyógyult ezen esetek valamelyikéből a fájdalom megmarad.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.Maar ongeveer in 10 procent van de gevallen blijft, nadat de patiënt hiervan hersteld is, de pijn aanhouden.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.Ma circa il 10% delle volte, dopo che il paziente si è ripreso da uno di questi casi, il dolore persiste.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.Men i ungefär 10 procent av fallen, efter att patienten har återhämtat sig, så stannar smärtan kvar.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.Mutta noin 10 %:ssa tapauksista potilaan kipu jatkuu vielä toipumisen jälkeen.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.Nhưng khoảng 10% các trường hợp, ngay cả khi bệnh nhân đã phục hồi từ những sự kiện này, cơn đau vẫn tiếp tục.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.Проте в 10% випадків, після того як пацієнт видужав, біль не зникає.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.אבל 10% מהפעמים, אחרי שהחולה החלים מאחד מהאירועים האלה, הכאב ממשיך.
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.ولكن لحوالي 10% من الاوقات عندما يتعالج المريض من اي من تلك الحالات فان الالم يستمر
Ama yaklaşık %10 vakada hastanın bu rahatsızlıkları iyileştiği halde ağrı kalır.但係有大概10%嘅情况, 患者從以上所講嘅情況恢復之後, 痛楚仍然持續。
AM: Resepsiyon görevlisine dedim ki, yani, rahatsız edildim, ve Cheryl benim tarafımdaydı.호텔 직원에게 부탁했어요. 사실 매우 성가시게 요구를 했고 체릴이 제 편에 서 있었죠
AM: Resepsiyon görevlisine dedim ki, yani, rahatsız edildim, ve Cheryl benim tarafımdaydı.Şi i-am spus recepţionerului.
AM: Resepsiyon görevlisine dedim ki, yani, rahatsız edildim, ve Cheryl benim tarafımdaydı.איימי: אמרתי לפקידת הקבלה... הייתי כל כך מתוסכלת, ושריל עמדה לידי.
AM: Resepsiyon görevlisine dedim ki, yani, rahatsız edildim, ve Cheryl benim tarafımdaydı.إيمي : قلت للمضيفة .. انا على عجلة من امري .. وقد كانت شيريل بقربي
AM: Resepsiyon görevlisine dedim ki, yani, rahatsız edildim, ve Cheryl benim tarafımdaydı.「ちょっと、靴に問題があるのですが
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Avšak sa pozrieme na to, veľmi často jednoducho prekonať mierne indispozícii pre z obchodných dôvodov. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Azonban nézzük meg, nagyon gyakran egyszerűen csak le kell győzniük egy kis rosszulléte a üzleti okok miatt. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "그러나 사람이 그것을 보이는 매우 자주 단순히에 대한 약간의 불쾌를 극복하기 위해 필요 사업상의 이유로. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Ma si guarda, molto spesso semplicemente per superare una piccola indisposizione per motivi di lavoro. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Men man ser på det, väldigt ofta helt enkelt måste övervinna en lätt illamående för affärsmässiga skäl. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Namun orang melihatnya, sangat sering hanya harus mengatasi sakit sedikit untuk bisnis alasan. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Nicméně se podíváme na to, velmi často jednoduše překonat mírné indispozici pro z obchodních důvodů. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Tuy nhiên nhìn vào nó, rất thường chỉ cần có để vượt qua một sự không thích nhẹ lý do kinh doanh ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Однако посмотреть на это, очень часто просто приходится преодолевать легкое недомогание для бизнес-причинам ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Проте подивитися на це, дуже часто просто доводиться долати легке нездужання для бізнес-причин ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "לעומת זאת מסתכלים על זה, לעתים קרובות פשוט צריך להתגבר על מחושים קלים עבור מסיבות עסקיות ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "ومع ذلك ينظر المرء في ذلك ، غالبا ما يكون ببساطة جدا للتغلب على الوعكة طفيف عن أسباب تجارية ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "ビジネス上の理由。" "だから氏はマネージャーが今あなたを見るために来ることができる?"彼の父親はイライラして尋ねたと
Anladınız? Bu yüzden kalçam beni yıllardır rahatsız ediyordu.E, sendo a mais nova de sete irmãos, nunca tinha estado no lugar da frente em nada.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Bueno, resulta que eso los pone muy incómodos.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Eh bien il s'avère qu'ils répugnent beaucoup à le faire.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Ei bine, se pare că nu sunt deloc confortabili făcând asta.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Het blijkt dat ze zich daar gewoon enorm ongemakkelijk bij voelen.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Hóa ra là họ không hề thoải mái với việc này.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.남성들은 그렇게 하는 것을 단지 매우 불편해하는 것으로 나타났습니다.