Hannover’in nüfusu 10,000 civarındaydı ve bu yerin taşra kısmı eninde sonunda Leibniz’i rahatsız edecekti.האוכלוסייה של הנובר באותה עת מנתה בערך רק 10,000 איש, והפרובינציאליות שלה בסופו של דבר הפריעה ללייבניץ.
Sonunda onu rahatsız etmemeye karar verip, konsere dört kişi gittiler.כאשר דרישתם לא התקבלה הם החליטו לא להשתתף באליפות כלל.הקבוצות אורגנו ב-4 בתים.
Sağlık problemleri, böbrek rahatsızlığı onu 1975 yılında emekli olmaya zorladı.בעיות לב אילצו אותו לפרוש בשנת 1957.
Son gününde, Domitian kendini rahatsız hissediyordu ve birkaç kez hizmetçiye saatin kaç olduğu sordu.זמן-מה לאחר מכן שבה הנסיכה וביקשה מים, ושוב סירבה המשרתת לשרת אותה.
Bu da Kargo üyelerini rahatsız ediyordu.תוכנית החלוקה זעזעה את אנשי נהריה.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?נראה לי מאוד טבעי לגעת בדברים שהרגיזו אותי, שהציקו לי.
Klein büyük ölçüde rahatsız oldu.להלן נדון בקצרה בחשובים ביותר.
Fakat bundan rahatsız olur ve oradan derhal ayrılır.היא מתקשה להתמודד עם זה ועוזבת.
Rahatsız edilmekten hoşlanmaz.לכן, לא מפריעים לו.
Çikolata köpeklerde zehirlenmeye yol açar, böbrek rahatsızlıklarına neden olur ve ölüme sebebiyet verebilir.סוסים אינם יכולים להקיא, כך שבעיות עיכול יכולות לגרום במהירות לכאבי בטן והם גורם מוביל במוות.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!נהוג לסמן עצרת כפולה בצורה n!!.
Nitekim bu durum Avrupa'nın diğer büyük devletlerini rahatsız etmekteydi.דברים אלו נאמרו כדי להדגיש את חשיבותן של מדינות אירופה על פני מדינות אחרות.
Earl King, 30 Nisan 2015 tarihinde kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybetti.קינג נפטר ב-30 באפריל 2015 כתוצאה מטרשת עורקים.
Sürekli bir kıyas hali psikolojik bir rahatsızlıktır.תופעה זו מכונה בפסיכולוגיה השלכה.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.הפילים ברחו בבהלה תוך גרימת מהומה.
1696 yılında kızı rahatsızlandı.От 1696 г. той се разболява.
Son gününde, Domitian kendini rahatsız hissediyordu ve birkaç kez hizmetçiye saatin kaç olduğu sordu.В своя последен ден, Домициан е неспокоен и няколко пъти пита слугата си колко е часа.
Rahatsız mı oldun amca?Нервен ли сте?
2 Şubat 1958 tarihinde kalp rahatsızlığı ve bacaklarda dolaşım sorunları nedeniyle serbest bırakıldı.Освободен е на 2 февруари 1959 година поради сърдечни проблеми и проблем с кръвообръщението на краката.
Ancak üzerine basılmadıkça veya rahatsız edilmedikçe insanı ısırmazlar.Не хапят, освен ако не са раздразнени.
Son zamanlarda ise rahatsızlandı.През последните си години боледува много.
Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.Изгарянията може да причинят също емоционално и психологическо страдание.
Doğru takılmışsa, fincan sızmamalı veya herhangi bir rahatsızlığa neden olmamalıdır.Ако е поставена правилно, тя не трябва да изтича или да причинява дискомфорт.
Bu durum hükümeti rahatsız ediyordu.Тези действия силно тревожат правителството.
Psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanır.Заболяването предизвиква психологически дискомфорт.
Bu, şehir halkının ve şehrin tarihsel ve sanayi mirasının korunmasını istiyenleri çok rahatsız etmektedir.Целта му е да съхранява и да популяризира историческото наследство на града и района.
Kısa bir süre sonra rahatsızlanır ve tedavisi için Londra'ya gider.Скоро след това обаче се разболява и заминава за Пеща на лечение.
Etrafındakiler rahatsız etmeyi görevlenmiştir diyebiliriz.Те се разпореждат безогледно със съдбите на хората около тях.
Litvinenko görüşme sonrası gittiği evinde rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı.На следващия ден здравословното състояние на Литвиненко се влошава и той е приет в болница.
Anadolu Ajansı'na verilen demeçte, istifasının nedeni olarak iki haftadır süren rahatsızlığı gösterildi.По съвет на лекарите Надал си взима 2 седмици почивка, за да се възстанови.
Gitgide artan bu rahatsızlıklar ileride isyanlara sebep oldu.И наистина кои са били причините, които са предизвикали тоя бунт?
Kendisi kalp rahatsızlığı yüzünden Paris'e kaçar.Умира в Париж от сърдечен удар.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Моля да бъда извинен, защото може да я объркам малко, защото дядо ми ми я разказва, когато бях малък.
Çocukluğu ağır hastalıklarla ve annesinin ruhsal rahatsızlıklarıyla geçmiştir.Малко след женитбата тя се разболява душевно и децата наследяват нейната болест.
Zihninizi arayışla rahatsız etmeyin.И не използвай ума си, за да призоваваш Буда.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Образуването на белези може да доведе и до нарушено самочувствие за физическия вид.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Кога се подига юнаци треперят, съвсем се губят от ужас.
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.Аз никога няма да искам от тях да превземат вражеска позиция, а ще настоявам да ме последват до тази позиция.
Her halukarda, Vitellius'un Germanya'dan İtalya'ya yürüme şeklinden rahatsız olmuştu.През 960 г. Оберто е принуден да избяга от Италия в Германия.
Tanık olarak konuşan bir doktor Emily'nin epilepsi ve psikoz rahatsızlığının olduğunu söyler.Jedan od stručnjaka je posvjedočio da je Emily patila i od epilepsije i od psihoze.
Ya da köpeğiniz sizi 15 saniyeliğine rahatsız edecektir.Bolje pustiti momku od 15 godina da si krči put.
İlk teşhisten 2 yıl sonra Mayıs 2001'de kanser geri döner ve Schuldiner rahatsızlanır.Nakon dvije godine u svibnju 2001. rak se vratio.
2 Şubat 1958 tarihinde kalp rahatsızlığı ve bacaklarda dolaşım sorunları nedeniyle serbest bırakıldı.No, oslobođen je kazne zbog srčanih problema i problema s cirkulacijom u nogama 2. veljače 1958.
19 Mart 1955 günü kalp rahatsızlığından dolayı hayata veda eder.Umro je 9. ožujka 1955. godine u Chicagu, zbog kroničnog srčanog zatajenja.
Bu rahatsızlık fiziksel ya da psikolojik bir durum olabilir.Napad može biti fizičke ili psihičke prirode.
Hirschsprung's disease – sektör hipokromi şeklindeki heterokromi ile ilişkili bir bağırsak rahatsızlığıdır.Hirschprungova bolest– crijevni poremećaj udružen s heterokromijom u obliku zonalne hipokromije.
Mary ruhsal bir rahatsızlık sonucu annesini öldürmüştür.Djevica Marija trpjela je duševne boli kao majka.
86 günlük kısa yönetimi çok rahatsız ediciydi.1788. godina bila je teška, nerodna.
Sonra Elfman, filmin bestesinin ses miksajından rahatsız oldu.Elfman je kasnije bio nezadovoljan s audio miksom svoje filmske glazbe.
Çocuklarla durum özellikle rahatsız edicidir.Simptomi su nešto teži kod djece.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!Infekcijski kod sadrži vrijednost HATI-HATI !!
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Namjerno odbijam pohvaliti vam ono što mi se sviđa, kao i ocrniti ono što mi se ne sviđa.
Etrafındakiler rahatsız etmeyi görevlenmiştir diyebiliriz.Pristaše se moraju osjećati opkoljenim.
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.Ne volim se dokazivati, ne volim objašnjavati, ne volim kad moram previše puta ponavljati.
Klein büyük ölçüde rahatsız oldu.Tony je u bijesu ošamari.
Başından itibaren, BfV işlerinin bir dizisinden rahatsız oldu.U samim početcima Bitcoin mreža je bila sklona pogreškama.
Rahatsız edildiği zaman yuvayı terkedebilir.Tijekom ustanka grad je napušten.
Son gününde, Domitian kendini rahatsız hissediyordu ve birkaç kez hizmetçiye saatin kaç olduğu sordu.U tih 12 godina obitelj Žirinovski doživjela je puno neugodnih trenutaka jer je očuh često dolazio pijan kući.
Lise dönemlerinde, kendisini hayatı boyunca rahatsız edecek sedef hastalığı ortaya çıktı.Tijekom rata otkriven mu je problem s očima koji ga muči ostatak života.
Bu, durumdan rahatsız olan samurayların bir dizi isyanına neden olmuştur.Nie je prekvapením, že toto viedlo k sérii povstaní v radoch nespokojných samurajov.