Birkaç gün sonra kusma ve bulantı ile ciddi şekilde rahatsızlandı.Vài năm sau Pháp sư Xua cũng bị lâm bệnh nặng và viên tịch.
Bu dönemde gebelerin %70'inde sabah rahatsızlıkları olur ve bunların da çoğu ilk 3 aydan sonra düzelir.Ốm buổi sáng có thể xảy ra ở khoảng bảy mươi phần trăm phụ nữ có thai và giảm bớt nhiều sau ba tháng đầu.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Bọn chúng bàng hoàng khiếp sợ, bỏ trốn về doanh trại.
Bunun sebebi ise imparatorun kardeşinin İtalya'da uyguladığı liberal politikalardan rahatsız olmasıydı.皇帝はイタリアでの弟による自由主義政策の実行に怒った。
Rahatsız mı oldun amca?お困りカナ?
Son zamanlarda ise rahatsızlandı.最近は病気がちらしい。
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).「わたし」 本作の語り手と言える。
Sürekli göğüslerinin büyüklüğünden rahatsız olur.いつも大きな胸を重たがっている。
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.他人に迷惑をかける事に一切の躊躇がない。
Etrafındakiler rahatsız etmeyi görevlenmiştir diyebiliriz.周囲に悩みを漏らすようになっていた。
Rahatsız edilmedikçe insana saldırmaz.刺激されなければ人は攻撃しない。
Özellikle insanlar tarafından rahatsız edildikleri bölgelerde gündüzleri saklanıp gece aktif olurlar.昼間に活動することもあるが、人間による影響がある地域では夜間に活動する。
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?その頃はこのはを苦手としていたが、いじめっ子から助けてもらったことにより、今はこのはのことが大好き。
Kızların onu kardeş veya dost olarak görmesinden biraz rahatsızdır.弟妹たちに優しく、兄として慕われている。
Paulo bu durumdan rahatsız olur.この事態にパリは動揺する。
Rahatsız edici ayak kokusu yapar.ひろしの足は臭い。
Ayrıca gereğinden fazla uyku depresyon gibi rahatsızlıklardan kaynaklanıyor olabilir.さらに睡眠障害は、過度に眠る過眠症として知られる状態を起こすことがある。
Benzetilmek beni rahatsız etmez.身なりをまったく気にしない。
Shelley'nin birtakım fiziksel rahatsızlıklıkları vardır.ヒーリーは精神上の問題を抱える。
Bu durum hükümeti rahatsız ediyordu.この事態に朝廷は苦慮した。
Kolaylıkla rahatsız olurum.不良に絡まれやすい。
Gerard ‘t Hooft bu paradoktan rahatsız olmuş ve Hawking radyasyonu yayılımını daha detaylı incelemiştir.このパラドックスの困難に直面し、ヘーラルト・トホーフトはホーキング放射をより詳細に解析した。
Gıdıklama Fetişizmi Rahatsızlığı多形倒錯 小児性欲
Fakat köy halkında köyün ismiyle ilgili hiçbir rahatsızlık duyulmamaktadır.」「他人の配偶者の名前がどうであろうと世間に迷惑掛けることは一切ない。
Beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak kargaşaya neden oluyordu.これは相手を油断させるために意図的に遅延行軍したものと思われる。
Kısa bir süre sonra rahatsızlanır ve tedavisi için Londra'ya gider.小康を得ていったんロンドンに戻る。
Parktaki hayvanlara ve bitkilere zarar vermek veya rahatsız etmek yasaktır.島内の遺骨や戦闘による遺棄物に触れたり、持ち出したりすることは禁止されている。
Bu kadın aslında Maria'nın kişiliğinin rahatsız edici bir yansımasından başka bir şey değildir.こうした境遇がマリア・アンナの性格を頑ななものにしていった。
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.二枚目で人も良いが、なにかと不憫な目に遭う。
Moore daha sonra klasik fikirlerden rahatsız olmuştur.ムーアは古典的な考え方をだんだん不快に感じるようになっていった。
Koku çürüme kokusu olarak tanımlanamasa da rahatsız edici bir kokudur.不快な幻臭がとくに酷いケースは悪臭症と呼ばれる。
Çift Baker'ın 1951'de kalp rahatsızlığı nedeniyle ölmesine kadar evli kaldı.2人の結婚生活は、1957年にボガートが食道がんで死去するまで続いた。
Çevresindekiler de, bu durumdan rahatsız olur.周りの隊員もその扱いに苦慮する。
Rahatsız edilmedikleri sürece inlerinde uzun zaman kalırlar.長時間いると次元の間に取り込まれ出られなくなる。
Şişman olduğu için her zaman sona kalmış ve bundan da hep rahatsız olmuştur.だって、すごく痩せてて、いつも震えてたから。
Çünkü yapılan dedikodular herkesi rahatsız etmişti.流言が飛び交い人々は極度に動揺した。
Aslı bu durumdan bir hayli rahatsızlık duymaktadır.実は今回の事件に大きくかかわっている。
Kullanıcıyı durmadan rahatsız eden "Your computer is infected!" şeklinde mesaj gösterir.このコンピューターはウイルスに感染しました」というメッセージをしばらく表示する。
Vuruş yaparken arkasında ya da onu rahatsız edecek kadar yakın durmayınız.対応する場合、間合いを取って相手に近づき過ぎないこと。
Beşinci hafta bilek rahatsızlığı sebebiyle sahaya çıkmadı.但し、10月25日のみ風邪のため不参加。
37 yaşında yıllardır süren zihin rahatsızlığı ve yoksulluğun ardından intihar etti.6年後、失意のうちに37歳で病死した。
Çocuklarla durum özellikle rahatsız edicidir.子供に及ぶ影響も深刻である。
Dawn ise evde görünmez bir güç tarafından rahatsız edilmektedir.パーヴェルは無力感に苛まれていた。
Küçük oldukları için vahşi yaşamı rahatsız etmezler.体が小さいからといってバカにされるのが嫌い。
29 Mayıs 2011 tarihinde Moskova'da bir hastanede akciğer rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybetti.大統領在任中の2011年5月29日、モスクワ市内の病院にて肺癌の手術中に心不全を発症して急死。
Rahatsız oluyorlar.悩む。
Kowalski bundan rahatsız olup onu öldürür.グドリフを庇って殺される。
Konya Valisi iken, makam odasında, görev başında iken aniden rahatsızlanarak vefat etmiştir.作中では試合中に首の骨が折れ即死の状態であった主人公に憑依して試合をした。
İlk zamanlar Mert’in aşırı ilgisinden rahatsız olur.ペロのことになると、激しく興奮する。
Ömrünün son seneleri rahatsızlıkla geçmiştir.晩年は、難病に苦しんだ。
Biri onu rahatsız ediyordu.誰かが彼を悩ませていた。
Bunun sebebi ise imparatorun kardeşinin İtalya'da uyguladığı liberal politikalardan rahatsız olmasıydı.因为皇帝对他在意大利实施自由主义政策很是不满。
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).对曰:“是仪也,非礼也。
Nerdeyse tamamen gece gezerler ve ürkektirler, rahatsız edildiklerinde 2.5 metreye atlayabilirler.它们是非常害羞的夜行动物,当它们受惊吓时可跳2.5米。
Rahatsız mı oldun amca?此不便主。
Hafif disleksi rahatsızlığı olmasına rağmen, Ford literatüre karşı ciddi bir ilgi geliştirdi.福特有轻度阅读障碍,但对文学有强烈兴趣。
Parkinson hastalığı ve diğer birçok rahatsızlığın tedavisinde de kullanılır.MAOIs也被用于帕金森氏病和一些其他疾病的治疗。
Sürekli göğüslerinin büyüklüğünden rahatsız olur.對自己胸部的大小十分介意。
Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim.他(霍利)离开的时候我身体不适没能随行。
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.我好不容易才逐漸淡忘一段搭檔關係,我不想再為這煩心了。